MENTORLUK - KOÇLUK

Koçluk  yada mentor sözcüğü ilk olarak 1500'lü yıllarda, kıymetli eşyaların taşınmasında faydalanılan ulaşım araçlarına denirmiş. 1990'lı yıllara gelindiğinde ise sözcük, ABD ve İngiltere'de bambaşka bir kimliğe bürünerek farklı bir serüvene başladı. Önce basketbol, ardından da iş dünyasında en sık kullanılan sözcükler arasında boy gösterdi. Bizde de, dünyada olduğu gibi, “koçluk”, önceleri bir spor terimi olarak kullanılıyordu. Son günlerde ise, ülkemizde de iş dünyasına transfer edildi ve “koçluk- mentorluk” en çok tartışılan konulardan biri oldu. Peki gerçekten de “koç-mentor” ne anlama gelmektedir? Yaşamımızda ve iş dünyasında etkileri nelerdir? Koçluk ve mentorluğun iş dünyasında kısa sürede bu kadar önemli bir yer edinme sebepleri; artan rekabetle değişen iş yapış biçimleri ve şirketlerin çalışanlarına daha çok eğitim ve motivasyon sağlamak için çeşitli eğitim ve danışmanlık modellerine başvurmalarıdır. Koç, bir anlamda, iş hayatında “akıl hocası” rolündeki kişidir.
Yönetim dahil her alanda gelişmiş batıda kültürlerinde karşımıza çıkan koçluk ve mentörlük gibi kavramlarının kökeninin Osmanlı yada Selçuklu devletlerine dayandığını görebilirsiniz . Devletlerin hanedan yapılarıyla aile şirketleri arasında bir benzerlik var. Yönetim her ikisinde de babadan çocuğa geçiyor. Aile şirketleri Türkiye'de tüm şirketlerin yüzde 95'ini oluşturuyor. Madem yönetime gelecek kişiler önceden çok iyi biliniyor, o halde bu kişiler neden eğitilmesin? Koçluk ve mentorluk, bu varislerin yönetime hazırlanmasında çok önemli bir rol oynuyor. İşte bu durumda koçluk ve mentörlük kavramı önem kazanıyor.  Özellikle tarihte koçluk ve mentörlük  kavramı Osmanlı'daki yansıması da lalalık. Lalalığın Selçuklulara kadar uzandığını bilinmektedir. Yani koçluk ve mentörlük Selçuklular kadar uzandığını söyleyebilir. Tarihte bilinen ilk lala Alparslan'ın veziri Nizamülmülk'tü. Alparslan oğlu Melik Şah'ın yetiştirilmesi için Nizamülmülk'ü seçti ama Nizamülmülk siyasi ve askeri sorunlarla öyle meşguldü ki Melikşah'a çok yararlı olamadı. Nizamülmülk örneğinde olduğu gibi, mentörluk bu görevi ikinci plana atan ek görevlerle birlikte yapılamaz. Osmanlı devletinin ilk yıllarında şehzadeler, lalalarıyla birlikte başkentten Anadolu'daki bir sancağa yollanıyordu. Sancağı ikili birlikte yönetiyordu. Lalanın görev tanımı şuydu: Şehzadenin idari ve askeri konularda gelişimi, babasına sadık kalmasının sağlanması, din ve fen eğitimi vermek ve sancağın şehzade ile birlikte yönetimini sağlamak. Bir lalada olması gereken özellikler de devlet adamlığı, askeri ve siyasi bilgi, din ve fen bilgisi ve padişaha sadakatti. 
Lala seçimi için divan toplanır, adayları belirler, padişah da arasından seçimini yapardı. Lala idari konularda sadrazama bilgi verirken oğlu ile ilgili bilgileri padişaha verirdi. Oğlunun yanında sancağa giden anne de şehzade ve lalayla ilgili bilgileri padişaha rapor ederdi. Fatih'in Teşkilat Kanunnamesiyle lalalık kurumu bir resmiyet de kazanmıştı.
Lalalara verilen önemi aldıkları maaşlardan da anlayabiliriz. Lalaya şehzadenin maaşının yarısı kadar ve anneninkine eşit şekilde maaş verilirdi.  Lalaların görev süresi 2-3 yıl geçmiyordu çünkü tahtın tehlikeye girmesinden endişe ediliyordu.  Peki şehzade padişah olunca lalaya ne oluyordu? Vezir ya da beylerbeyi yapılıyor veya emekli ediliyorlardı, sadrazam olmaları çok enderdi. Sadrazamlığa kadar yükselen ilk lala, III. Mehmed'in lalası Sokulluluzade Mehmet Paşa'ydı. Kanuni Sultan Süleyman, oğlu Şehzade Selim için Lala Kara Mustafa'yı atıyor. II. Selim, Kanuni'nin en yetersiz oğlu. Bayezid adlı kardeşi ondan daha yetkin. Ancak anneleri Hürrem Sultan ölünce Lala Kara Mustafa, harekete geçiyor, Şehzade Bayezid ile babasının arasını açıyor, Selim'i iktidara getiriyor. Fakat Kanuni döneminde zirvede olan imparatorluk duraklama sürecine giriyor. Belki o değil de Beyazıd gelse her şey çok daha farklı olacaktı. Yani atadığınız mentor, mentiye değil kuruma katkı sağlamalı. 17. yüzyılda padişah oğullarının başkenti bırakıp vilayetlere gönderilmesi adeti bırakıldı. Fakat lalalık son bulmuyor. Lala şehzadenin sadece eğitiminden sorumlu oluyor, siyasi ve askeri kimliği yok oluyor. Sistem bozulunca, iyi yetişmiş hükümdarlar da azalıyor.  İş başında uygulamalı deneyim çok önemli. 13. padişahtan sonra sancağa giden lala yok, Osmanlı'da başarı da yok. Bence arada bir bağ var. Bir şirket ya da devlet çökebilir. Sebep  hep kötü yönetimdir.
Tarihteki koç ve mentör olarak  Mevlana ve Nasreddin Hoca verebiliriz.

 KOÇLUK EĞİTİMİ

Yapılan araştırmalara baktığımızda; koçluk ve mentorluk için tek ve standart bir eğitim olmadığını görmekteyiz. Fakat yine de, koçluk – mentorluk işi yapacak kişilerin mutlaka, yönetim, liderlik, danışmanlık ve psikolojik rehberlik konularında eğitim almaları ve daha sonra da eğitimle ilgili konularda tüm yenilikleri takip etmeleri gerekmekte.

KOÇLUK EĞİTİMİ
 
YAŞAM KOÇLUĞU EĞİTİMİ
 
ÖĞRENCİ KOÇLUĞU EĞİTİMİ
 
KARİYER KOÇLUĞU EĞİTİMİ
 
KURUMSAL KOÇLUK EĞİTİMİ
 
PERFORMANS KOÇLUĞU EĞİTİMİ 
 
YÖNETİCİ KOÇLUĞU EĞİTİMİ
 
BİREYSEL KOÇLUK EĞİTİMİ
 
KOÇLUK OLMAK İÇİN ULUSLARARASI SERTİFİKA PROGRAMLARI;

 
 
 
Tüm koçluk eğitimlerimiz için lütfen bizimle iletişime geçin...
 www.sayginnlp.com/Iletisim.aspx  

 

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :koçluk - koçluk eğitimi - koçluk eğitimi nedir - koçluk eğitimleri - -

Yorumlar