ÖĞRENME STİLLERİ

Öğrenme stili büyük oranda kişilerin doğuştan gelen karakteristik özelliklerine göre farklılık göstermektedir.Yaşamın her anında kişinin davranışlarını etkilemektedir. Bilim adamlarının yaptığı araştırmalar dahilinde kişiler görsel, işitsel, dokunsal diye üç ana gruba ayrılmaktadır.Her insanda ağırlık olarak bir öğrenme stili etkinken farklı derecelerde olsa da diğer iki öğrenme etkili olabilmektedir. Öğrenme stillerimiz doğuştan var olan karakteristik özelliğimizdir. Yaşamımızın her anında ve her boyutunda davranışlarımızı etkiler. Yürürken, yatarken, otururken, konuşurken, oynarken, yazarken bizi etkiler ve bu özelliğimize göre bu eylemleri yaparız.  .


GÖRSELLER : Karışık ve dağınıklıktan rahatsız oldukları için çalışma ortamlarını kendilerine göre ayarlarlar daha sonra çalışmaya başlarlar. Görseller resimler ile anlatılan bilgileri daha kolay öğrenmektedir. Düz anlatılan bir konudan çabuk sıkılabilir ve soruları bilgilerden yeterince faydalanmazlar. Konuların harita, şema, grafik, resim, fotoğraf, katalog... vb. görsel gereçler ve araçlarla kolay öğrenirler ve bu araçlarla öğrendiklerini kolay hatırlarlar. Öğrendikleri konuları gözlerinin önüne getirerek hatırlamaya çalışırlar. Görsel çocuklar,  dokunsallara göre daha az hareket ederler. Resimli kitapları ya da resim yapmayı severler.Renkli ve güzel paketleri, paketlere hiç zarar gelmeyecek şekilde itinalı bir şekilde açarlar, oyuncaklarını oyundan sonra kutularına koyarlar. Özellikle dokunsal çocuklara oyuncaklarını vermek istemezler. Çünkü bu çocuklar oyuncaklara bu denli itina göstermez. Sözlü talimatları takip etmekte zorlanırlar. Talimatlar ne kadar uzun olursa o kadar çok güçlük çekerler. Karmakarışık bir ders onları ruhen ve bedenen yorar. Yapılacak işin başından sonuna kadar en ince detayıyla belirlenmesi ve görülmesi gerekir. Belirsiz kalan işler, onları rahatsız eder. Gördüklerini hatırlarlar. Genellikle gördükleri şeyleri görüntü olarak belleğe kaydeder ve görüntü olarak hatırlarlar. Hatırlamak istedikleri telefon numarasını, numaranın yazıldığı yerdeki görüntüsü ile hatırlarlar. Yazarken kelimelerin yazılışı gözlerinin önüne gelir. Dokunsal ve işitsellere göre çok az yazım, noktalama hatası yaparlar. Okudukları metinlerdeki yazım, noktalama ve diğer dil bilgisi kurallarına duyarlıdırlar ve bu hataları çabuk fark ederler. Hızlı konuşurlar. Yazdıkları iş mektupları mükemmel bir formda, düzgün ve basamaklı olarak yerleştirilmiş olur. Disipline, kural koymaya ve kurallara uymaya (diğer stillerdeki kişilere göre) çok isteklidirler; kuralsızlık ve disiplinsizlik onları huzursuz eder. Görünüşlerine ve kıyafetlerine önem verirler.

 İŞİTSELLER : İşitseller dinlerken de sürekli tasdik edici ya da rededici sesler çıkarırlar. Hı hı, tamam, haa, hay Allah, cık cık cık, yapma ya... gibi.
İşitseller, küçük yaşlarda kendi kendilerine konuşurlar.  Ses ve müziğe karşı duyarlıdırlar. Sohbet etmeyi, birileri ile çalışmayı severler. Genellikle ahenkli ve güzel konuşurlar. Yabancı dil öğreniminde (konuşma ve dinleme becerilerinde) başarılıdırlar. Kendi kendilerine konuşarak, müzik dinleyerek diğer kişiler ile çalışarak bilgileri daha iyi kavramaktadırlar. İlkokul 1 ve 2. sınıflarda kendi kendine konuşmaları nedeniyle öğretmeni dinleyemezler, bu özellikleri nedeniyle, işittiklerini daha iyi anlama özelliklerine rağmen bu şanslarını kaybederler. Gözle okuma esnasında hiçbir şey anlamayabilirler. Bu nedenle en azından kendi kulağının duyabileceği bir sesle okumalarına izin verilmelidir. İşittiklerini daha iyi anlarlar. Daha çok konuşarak, tartışarak öğrenirler. Bilgi alırken dinlemeyi, okumaya tercih ederler. Olay ve kavramları birinin anlatması ile daha iyi anlarlar. Grup ve ikili çalışmalarda konuşma ve dinleme olanakları olduğu için iyi öğrenirler.Hatırlamak istediklerini, birisi kendilerine anlatıyor ya da söylüyormuş gibi işiterek hatırlarlar.Bireyin işitsel olup olmadığını anlayabilmek için çocukluk aşamasına girmesini beklemek gerekir. İşitsel çocuklar diğer iki gruba göre çok konuşkandırlar; hatta denebilir ki, okul öncesi çocuklarda en dikkat çekici belirleyicisi, oyunlarını kendi başlarına dahi oynuyor olsalar sanki yanlarında birileri varmış gibi konuşarak oynamalarıdır. Yaşlarına göre daha kapsamlı cümleler kurabilirler, kelime dağarcıkları geniştir. Konuşmaları ses ve mimikleri ile taklit edebilirler.  İşitsel öğrenciler en iyi işiterek öğrenirler. Fakat öğretmen dersi anlattığı sırada konuşuyor olma ihtimalleri yüksektir. O nedenle derse kulak vermeleri gerekir. Genellikle sınıfın son derece sessiz olması önemlidir. Gürültülü bir sınıfta öğretmenin anlattıklarını takip etmekte zorlanabilirler. Özellikle ders ilgilerini çekmiyorsa... İşitsel öğrenciler sese bu kadar duyarlı olmalarına rağmen TV veya radyoyu yüksek sesle dinleyebilirler (özellikle odada başka sesler varsa).
 Öğrenirken konuşarak veya sesli okuyarak öğrenirler ve hatırlarken de aynı şekilde biri kendilerine okuyormuş ya da söylüyormuş gibi hatırlarlar. Problem çözerken sesli düşünmelerine izin verilmelidir. Bu problemde verilen ve isteneni kavramak için gereklidir. Bir kelimenin yazılışını hatırlamak için sesli sesli kelimeyi tekrar ederler ya da etmeleri önerilir. Müziğe duyarlıdırlar. İş yaparken radyo dinlemeyi severler. Sabah kalktıklarında bir şarkı ya da türkü dillerine yapışmış gibi kalkarlar ve uzunca bir süre bilinçsiz olarak söylemeye devam ederler. Şarkıları dinleyerek / tekrar ederek kolayca öğrenirler. Telefonlarda kolaylıkla karşıdaki kişiyi sesinden tanırlar. Yabancı dili (özellikle de konuşmayı) kolay öğrenirler. (işitsel çocuk başlığına bakabilirsiniz). Okumaktansa dinlemeyi tercih ederler. Grinder bu konuda şöyle söylemektedir: "Öğrenme stilleri konusunda hünerli öğretmenler arasında şöyle bir şaka vardır: 'Görsellikten uzak bir işitsel amirle aynı yere düşme de nereye gidersen git.' Çünkü bilirler ki uzun dönem planlama sadece görsellerin özelliğidir ve işitsellik demek bol bol askerlik hatırası dinlemek ile eş anlamlıdır."

DOKUNSALLAR (Kinestetik/Dokunsal):Çok hareketli kişiler olmaları nedeniyle uzun süre aynı yerde oturup çalışmaya zorlanırlarsa öğrenmede sorun yaşarlar. Düz anlatımlı eğitim uygulamalarından yeterince faydalanmazlar. Anlatımla beraber harita, şema, grafik, resim, fotoğraf... vb. görsel araçlar ve gereçler kullanarak konuya renk ve canlılık katılarak dokunsalların öğrenmeleri beklenilen yönde olumlu etkileyecektir.Dokunsalların kalıcı bir öğrenme için ellerini kullanabilecekleri öğrenme ortamın ihtiyaç duyarlar. Dokunsallar uygulama alanı olarak açık hava ve laboratuar gibi ortamlara ihtiyaç duyarlar. Çünkü konuyu uygulayarak öğrenmeleri kendilerin öğrenme süreçleri çok olumlu şekilde etkileyecektir. Öğrenebilmeleri için mutlaka ellerini kullanacakları, yaparak – yaşayarak öğrenme dediğimiz öğrenme tekniklerinin uygulanması gerekir. Sınıf yerine okul bahçesi veya laboratuarda dokunarak, ellerini kullanarak olayların içinde yaşayarak çok daha iyi öğrenirler. Kinestetik çocuklar, eşyalarının düzensiz ve karışık olmasından, hiç rahatsız olmazlar. Tertipli olmak için de bir çaba göstermezler. Düzen onlar için gereksiz bir ayrıntıdır. Tertipli ve düzenli olmaları için özendirilmeli iseler de bu konuda baskı yapılmamalıdır. Zor kullanılması nedeniyle tertipli olurlarsa da belli bir yaştan sonra aile zor kullanmayı sürdüremeyince 180 derece dönerek inanılmaz dağınık olabilirler. Görsel öğretmen kinestetik bir öğrenciyi anlayamaz ve sınıfta yaptıklarının çoğuna tepki gösterir. Öğrenciyi yaramazlıkla suçlar hatta hiperaktif olduğunu iddia edebilir, aileyi sıkıntıya sokar. Kinestetik bir öğretmenin sınıfına düşerse, onun için yaşam biraz daha kolaylaşır ama sorunlar tamamen hallolmamıştır. İşte kinestetik böyledir. Hareket, hareket ve hareket... Kinestetik öğrencinin zorluğu görsel ve işitsel mesajları tam olarak algılayamamaktan da kaynaklanmaktadır. Kinestetikler ancak yaparak algılayabilir. Bu işler yapılırken kinestetik öğrencinin elinden tutmalısınız, ona bir şey anlatırken omzuna elinizi koymalısınız. Bu, mesajın anlaşılmasını kolaylaştırmaktadır. Unutmamalı ki dokunmak onlar için en kolay iletişim kurma yoludur. Onların size dokunmalarına izin verin. Bu, görünmez bir iletişim bağı oluşturur. Unutmayalım görsel mesajlar ve güzel sözler kinestetik için yeterli değildir. Kinestetik stilin özelikleri konusunu kapatmadan önce dokunsal özelliklerden de söz etmek istiyorum. Dokunsal kişilerin varlığının ABD'de okuma zorluğu çeken bazı öğrencilerin okumayı kabartma harflerle öğrendiklerinin fark edilmesi ile ortaya çıktığı bildirilmektedir. Bazı kaynaklar kinestetik yerine dokunsal sözcüğünü kullanmaktadır. Fakat dokunsalların kinestetiklerden ayrıldığı yer, dokunsalların ellerini kullanarak daha iyi öğrenmeleridir. Kinestetikler tüm vücutlarını kullanmada maharetli olmalarına rağmen dokunsalların özellikle ellerini kullanarak daha iyi öğrendikleri belirtilmiştir.    Dokunsal kişilerin bu özelliği elbette sadece okumayla sınırlı değildir; hemen her şeyi, özellikle zorlandıkları konuları dokunsal yöntemlerle öğrenmeleri gereklidir. Dokunsallar dünyayı algılamalarında da dokunsal özellikler gösterirler.


Yazan: Cemal KONDU

ALINTI:SÜPERBEYİN DERGİSİ


 



Bu makale şu konularla ilgili olabilir :kişisel gelişim dergisi haberleri - kişisel gelişim dergileri listesi - kişisel gelişim siteleri - beyin dergisi - genç gelişim dergisi - kişisel gelişim testleri - kişisel gelişim dergileri -

Yorumlar