MOTİVASYON NEDİR?

'Bir işi yapmak için içimizde duyduğumuz güçlü istek' motivasyondur.
Psikoloji dilinde 'güdü' dediğimiz 'motivasyon' ne kadar güçlüyse bir işi yapma gücümüz o kadar artar. 'Bir arkadaşımızı görmek' için güçlü bir isteğimiz varsa ne uzaklık bize engel olabilir ne de bir işimizin olması. Her şeyi bir yana bırakır, arkadaşımızı görmeye gideriz. Bu örneği hayatımızın bütün işleri için düşünebiliriz. Şimdi önümüzde bir 'sınav' vardır. Bu sınavı vermekle ilgili 'motivasyonumuz nedir?'. Aşağıdaki seçeneklerin hangisi bize daha yakın görünüyor?
* Bilmiyorum, yapabilir miyim?
* Yani bunu yapmak şart mı?
* Şimdi yapamazsam aileme ne derim?
* Herkes üniversiteye girecek, ben lise mezunu mu kalacağım?
* Vermem şart, kabul ediyorum.
* Üniversiteye girmek iyi bir meslek için zorunlu.
* Elbette yapacağım.
* Yapmak mı? Ben derece alacağım.
 'İçimdeki güçlü istek' hangi etkenlerden oluşmaktadır? Bu da çok önemli bir konudur. Ailem bu konuda etken olabilir, arkadaş grubum, toplumsal öğretiler bu isteğin kaynakları olabilir. Ancak, en etkili kaynağın 'kendi bilinçli seçimimiz' olduğunu unutmamalıyız. 'Kendi bilinçli seçimimiz' bizim için büyük bir güç kaynağıdır. Engelleri aşmamız için en önemli güç kendi içimizdedir. Bu gücü harekete geçirebildiğimiz zaman pek çok engeli kolayca aştığımızı göreceğiz.
KONDİSYONUMUZ YETERLİ Mİ?
Kondisyon, 'yapabilme gücümüz' dür. Bir futbolcu için kondisyon, top sürme tekniklerini bilmek, topsuz oyunu öğrenmek, pas almayı ve vermeyi, grup çalışmasını bilmek, arkadaşlarının nasıl oynadıklarını anlamak, zamanı çok iyi kullanmak, nefesini maç süresince ayarlamak, eforunu en iyi biçimde kullanmak gibi bir dizi beceriyi kapsar. Öğrenci için de 'kondisyon', sınavda kullanacağı bilgiyi öğrenmek, öğrendiklerini özümsemek, iyice kavramak, gerektiği yer ve zamanda (sınav), bu bilgileri kullanma tekniklerini (test teknikleri) öğrenmek, bu bilgileri istenen yer ve zamanda (sınav esnasında) kullanmak gibi bir dizi beceriyi içerir.
Onun için de bu anlamdaki 'kondisyon':
* Öğrenme işlemi,
* Öğrendiklerini özümseme, sindirme işlemi,
* Öğrendiklerini anlayarak, kavrayarak öğrenmiş olmayı,
* Test tekniklerini,
* Soruyu anlama ve yanıtlama hızını ayarlamayı,
* Kendini kontrol edebilmeyi,
içerir ve bu alandaki beceriyi ifade eder.
Onun için de 'kondisyonum yeterli' demeden önce bu soruların hepsini gerçekte oldukları gibi yanıtlamanız gerekir ki 'gerçek kondisyonunuz'u saptayabilesiniz. Kondisyonu olduğundan 'daha iyi' sanmak, faturası ağır ödenen bir yanlıştır, 'olduğundan kötü' görmek de umut kırıcıdır. Doğrusu 'olduğu gibi' görebilmektir.
SINAVDAN ÖNCE: ÖZGÜVEN SORUNU...
Üniversite sınavlarının öncesinde iki konu gündeme yerleşti: Dışarda Balkanlar'daki savaş, içerde seçim. Bu arada üniversite giriş sınavlarının heyecanını çeken bir milyondan fazla öğrenciyle aileleri için öncelikli bir konu da "üniversiteye giriş sınavları". Bu sınavları belirleyen etkenlerden birisi de sınav öncesinde ve sınav sırasında gösterilecek etkin davranış!... Kendine güvenini koruyan, beklentilerini dengeleyen, meslek seçimini bilinçle yapabilen ve heyecanlarını kontrol edebilen öğrencilerin başarı oranlarını arttırdığı bilinen bir gerçek. Önemli olan, bunların nasıl yapılabileceğini bilmek ve yapabilmek.
Bu hafta ele alacağımız "özgüven sorunu" sadece bu sınav için değil, hayatımızın her adımı için önemli bir konu. "Özgüvenli ya da özgüvensiz kişilik" hayattaki başarımızın kanadı ya da engeli olacak kadar önem taşıyor.
Ama "özgüven nasıl kazanılır?"
Özgüvenin temeli "taşıdığımız değerler"dir. Taşıdığımız değerlerin bizde gerçek bir değer oluşturmasının yolu da "bu değerleri bizim kazanmış olmamız"dır. Eğer taşıdığımız değerler bize en yakınlarımız da olsa başkaları tarafından verilmişse bizde gerçek bir özgüven oluşturmaz. Onun için de "değer kavramı" kültürden kültüre, çağdan çağa, toplumdan topluma değiştiği halde "kendi kazandığımız değerler"in oluşturduğu özgüven değişmeyen bir özellik taşır.
Onun için de çocuk yetiştirmenin temel kuralı, onları bizim değerli saymamız değildir, onları kendi kazanacakları değerlerin bilinciyle yetiştirmektir. O nedenle de,yapabileceği her şey çocuğa öğretilmeli; çocuğu kendi yaptıklarıyla kazanacağı değerle oluşan özgüvenle güçlendirmeliyiz. Bu temel kural, gençler için de erişkinler için de geçerlidir.
Öğrenci de bugün geldiği noktaya kendi çabasıyla gelmişse özgüveni yüksek olacaktır, zorla ve zoraki gelmişse özgüveni yüksek olmayacaktır.
Özgüvenin önemli bir etkeni de "haklı olduğuna inanmak"tır. Haklı olduğuna inanan kişi özgüveni yüksek kişidir. "Haklı olduğu duygusu" öylesine itici bir güç oluşturur ki pek çok engel bu güçle aşılabilir. Onun için de "sınavı kazanmasının kendi hakkı olduğuna inanan" bir öğrenci daha başarılı olacaktır. Elbette böyle bir duygunun oluşması için de "başarıyı hak etme" çabasının varlığı gerekir.
Özgüvenin bir başka etkeni "yararlı bir iş yaptığını bilmek"tir. İnsanlar gösterdikleri çabalarla " yararlı bir iş yaptıklarını bilirlerse" o işi yapma istekleri çoğalır, çaba harcamaları için güçlü bir itki duyarlar. O bakımdan da öğrencilere "yararlı bir amaç için çalıştıkları bilinci" verilmelidir. Bu bilinci alamayan öğrencilerin özgüvenleri de düşük olacaktır.
Özgüveni besleyen önemli bir kaynak "yapılması gerekeni bütün gücüyle yaptığına inanmak"tır. Geçirilen süreç içinde yapması gerekenleri yaptığına inanan kişiler, özgüvenleri yüksek olarak "içleri rahat" olacaklardır. Başarının bütün etkenleri elbette salt kişilerin yaptıklarına bağlı olmayacaktır. Öteki faktörler de az ya da çok başarı üzerinde etki yaparlar, ancak kişinin "elinden geleni yaptığı duygusu" öteki faktörler üzerinde de olumlu değişmeler yapabilir. Örneğin, sınava giderken karşılaşılan trafik aksamaları bile "huzursuz" ve "huzurlu" kişiler üzerinde farklı etkiler yapacaktır.
Özgüven, hedefe ulaşmayı istemek, bu yolda güçlü bir itki duymak, bütün süreç boyunca gösterilen iradeye sahip olmak gibi etkenlerle yakından ilgilidir. Bu da seçilen hedefin "istenme derecesi" ile bağlantılıdır. İstek-itki-irade üçlüsü hareket gücümüzü belirtir, bu da özgüvenimizin eksenidir.
Özgüven, güç kazanmakla artar, güç yitirmekle azalır. Daha önceki başarılarımız bize güven verir, başarısızlıklarımız ise güvensizlik. Bu durumu da dikkate almalıyız. Her yeni durum, eskilerine benzemeyen yeni koşullar demektir. Etki altında kalmamayı başarmalıyız.
Eğer istediğimiz başarı bize "haz" verecekse, özgüvenimiz de yüksek olur. Yok, ulaşacağımız nokta bizi çok ilgilendirmiyorsa özgüvenimiz de o noktaya yoğunlaşmaz.
"Yanlış ve yapay özgüveni" de hiç unutmayalım. Yanlış olarak beslenmiş, şişirilmiş egoların aşırı güvenli davranışları yanıltıcı olabilir. Böyle şişirilmiş egoların özgüven gösterileri gerçek güçlükler karşısında paniğe yol açar ve sahibine bir şey kazandırmaz.
Özgüven, başarının gerçek bir anahtarıdır.

DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@gencgelisim.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :kişisel gelişim - kişisel gelişim yazıları - kişisel gelişim kitapları - genç gelişim - kişisel gelişim nedir -

Yorumlar