Modern Beslenme Alışkanlığı

Modern Beslenme Alışkanlığı;Modern dünyada standart bir kahvaltı, çay veya kahve, sucuk, pastırma tipi salamura etler, yumurta, yağ ve reçelden oluşur. Öğle yemeği hamburger, patates kızartması, kola türü içeceklerden oluşan bir fast food menüsüyle geçiştirilir. Akşam yemeğindeyse et ve karbonhidrata dayalı bir yemeli yenir. Gün boyu gofret, şekerleme, kurabiye, cips gibi yağ, şeker ve karbonhidrat yönünden zengin yiyecekler atıştırılır. Bu beslenme alışkanlığı var olan stresin etkilerini daha da arttırır ve hatta bazı insanlar için öldürücü olabilir.
Modern Beslenme Alışkanlığının Nesi Yanlış?
Çay ve kahveden başlayalım. Bu içecekler "mücadele veya kaçış" tepkisi doğuran ve bağımlılık yapıcı bir madde olan kafein içerir. İnsanlar kafeini sabahları ve günün geri kalan kısmı boyunca bir tür uyarıcı olarak kullanırlar. Stres altındaysanız ve doğal "mücadele veya kaçış" tepkiniz harekete geçirilirse, vücudunuz iki uyarıcıya birden uyum sağlamak durumunda kalır. Sonra da neden titrediğinizi ve kendinizi tükenmiş hissettiğinizi düşünmeye başlarsınız!
Kafein çayda, kahvede, çikolatada ve reçetesiz satılan birçok ağrı kesici, iştah kesici ve alerji ilacında bulunur.
Tükettiğiniz kafeini azaltmaya veya beslenme rejiminizden tamamen çıkartmaya çalışın. Sabahları içtiğiniz çay
veya kahveyi bir fincanla sınırlandırın; daha sonra da bu bir fincanı su, meyve suyu, bitkisel çay veya kafeini alınmış kahveyle değiştirmeyi deneyin. Eğer kola türü alkolsüz içecekler içiyorsanız, kafeinsiz olanları tercih edin.
Modern beslenme alışkanlığmdaki ikinci önemli madde ettir. Kırmızı ette çok yağ vardır. "Bazı raporlar toplam kalorinin en fazla yüzde 30'unu hayvansal yağdan karşılamayı öngören bir beslenme alışkanlığını tavsiye etmektedirler, fakat son araştırmalar, iki yaşından büyük herkesin toplam kalorinin yüzde 25 veya daha azını hayvansal yağdan karşılamayı öngören bir beslenme rejimi uygulaması gerektiğini gösteriyor.  Modern insan, özellikle de Batı Avrupa ve Amerika'da yaşayanlar, kalori ihtiyaçlarının yüzde 45'ine yakınını hayvansal yağlardan karşılarlar. Fazla hayvansal yağ şişmanlık ve yüksek kolestrole neden olur. Kolestrol atardamarları tıkayıp kalp krizi riskini arttırabilir. Mücadele veya kaçış tepkisi kalbin daha hızlı atmasına ve daha fazla kan pompalamasına neden olur. Atardamarlar kolestrolle tıkanırsa ve kan geçiş yapamazsa, kalp krizi riskinizi artırmış olursunuz.
Kırmızı et tüketiminizi azaltmaya ve sadece yağı alınmış et yemeye çalışın. Haftalık tüketiminizi azaltın veya ana menü yerine yan menü olarak kullanmayı düşünün.
Yumurta sarısı da önemli bir kolestrol kaynağıdır. İstediğiniz kadar yumurta beyazı yiyebilirsiniz ama yumurta sarısını haftada ikiyle sınırlandırın. Kahvaltıda yumurtayı bir tehlike olarak düşünün. Sucuklu veya pastırmalı yumurtayla yapılan zengin kahvaltıları haftada birle sınırlandırın.
Sucuk, pastırma türü salamura etler, hamburgerler, kızartmalar ve atıştırmak için tükettiğimiz yiyecekler, özellikle de cipslerin çoğu, çok tuzludur. Sodyum kan basıncını arttırır ve yüksek tansiyona neden olur. Bunu yüksek kolestrollü beslenme alışkanlığı ve A Tipi davranışlarla birleştirirseniz, kalp hastalığı için gerekli her şey hazır demektir. Batı ülkelerindeki ölümlerin yarıdan çoğunun kardiyovasküler hastalıklardan dolayı olması şaşırtıcı değildir.
Tuzluğu masanızdan kaldırın! Tadına bakmadan önce yemeğinize tuz eklemeyin. Özel işleme tâbi tutulmuş yiyeceklerden satın alırken "düşük tuz oranlı" veya "düşük sodyum oranlı" etiketi taşıyanları seçin. Satın aldığınız yiyeceklerin etiketlerini okuma alışkanlığı edinin. Etiketlerdeki "İçindekiler" listelerinin çoğunda tuzun, ilk üç sırada yer aldığını göreceksiniz.
Atıştırmak için tükettiğimiz yiyeceklerin hemen hemen hepsi ya çok tuzlu (mesela cipsler, kuruyemişler, tuzlu gevrekler ve krakerler) veya şekerlidir (mesela bisküviler, şekerlemeler ve kurabiyeler). Rafine şeker üç yolla zarar verici strese katkıda bulunur. Öncelikle kalorileri çoktur. Vücudunuz üstün performans için gereken yakıtı şekerden alamaz. İkinci olarak, şeker vücuda önce geçici bir güç verir ve sonra bu güç hızla kaybolur; bu da daha önce sözünü ettiğimiz "kısa vadeli kazanç, uzun vadeli kayıp" çelişkisinin beslenme konusundaki yansımasıdır. Üçüncü olarak şeker vücudun strese karşı koyabilmek için ihtiyaç duyduğu vitaminleri, özellikle de B kompleksi vitaminleri ve C vitaminini yok eder. Bu iki vitamin vücudun strese karşı doğal savunma araçlarıdır. Şeker vücudu bu vitaminlerden yoksun bıraktığında direnç azalır.
Atıştırmak için şekeri ve tuzu az yiyecekleri tercih edin. Taze meyve besin değerinden yoksun yiyeceklere karşı mükemmel bir alternatiftir.
Kafeini, hayvansal yağı (kolestrol), tuz ve şekeri azaltınca ne yiyeceğinizi merak ediyor olabilirsiniz. Taze meyve, sebze ve baklagiller tercihiniz olmalıdır. Bu besinler size, vücudunuz kendilerini sindirirken daha dengeli bir
enerji akımı sağlarlar. Bu yiyeceklerle beslenirseniz kendinizi daha uzun süre tok hissedersiniz ve aşırı kolestrolü vücudunuzdan atarsınız. Bu görüşler Amerikan Kanser Derneği ve Amerikan Kalp Derneği tarafından desteklenmektedir.
Bütün bu değişiklikleri birden yapmaya çalışmayın. Ânî ve büyük değişikliklere katlanmak, yavaş yavaş gerçekleştirilen değişime katlanmaktan daha zordur. İşe tuz kullanımınızı azaltmakla başlayabilirsiniz. Kendinizi nasıl hissettiğinize dikkat edin. Kendinizi daha iyi hissettiğinizi fark ettiğinizde, yeni bir değişikliği ve ondan sonra bir yenisini denemek daha kolay olacaktır. Bu şekilde yavaş yavaş ilerleyerek, en sonunda tamamen sağlıklı yiyeceklerle besleniyor olacaksınız.

DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@gencogrenci.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :kişisel gelişim - kişisel gelişim yazıları - kişisel gelişim kitapları - genç gelişim - kişisel gelişim nedir -

Yorumlar