İletişim Becerileri

Bu aslında mantıksız bir soru, çünkü yeni doğmuş bir bebek belki de hiç bir şey düşünmez. Bildiğimiz kadarıyla onun zihinsel yaşamı yalnızca duygu ve arzulardan ibarettir ve saf şiire benzer.
Yeni doğmuş bir bebek yaşamının en zorlu yolculuklarından  birinden  henüz gelmiştir; yani, doğum  kanalından, güvenliği ve rahatı için başkalarına tümden bağımlı olduğu ve ağlamanın belirli bir biçimde işe yaradığını öğrenene dek gereksinimlerini nasıl bildireceği hakkında hiç bir fikri bulunmadığı dış dünyaya doğru olan yolculuktan. Kalbi kanı bedeninde tümüyle yeni bir biçimde dolaştırmak zorundadır, çünkü doğumdan sonra kullanılan bazı kan damarları doğumdan önce kullanılanlardan farklıdır ve dolaşım başlangıçta hiç te yeterli değildir. Dahası besleyici kana özellikle kafasında daha çok gereksinir çünkü bu dönemde beyni büyütmek için fazladan kana gereksinim duyar. Ciğerlerinin de yeni işlerine tam olarak alışması için zaman geçebilir, öyle ki solumak da bir sorun olabilir.
Beslenmesini annesinin kanından sağlayacak yerde emerek sağlamak zorundadır ve eğer bu eylemle ilişkili sinirler ve kaslar uygun biçimde örgütlenmemişse burada da handikaplıdır.
 
Bu durumda sıklıkla onu eski doğum öncesi koşullarına olabildiğince geri döndürmek işe yarar. Şimdi buna en yakın olabileceği durum annesinin onu memesine, besin kaynağına yakın tutarak kollarında sallamasıdır. Bu sıcaklık ve yakınlıkla arzuları kısmen doyurulur ve sıkıntısı bir ölçüde giderilir ve de anne onu sallayıp kucaklamakla solumasına ve dolaşımına yardımcı olur.
Beyni geliştikçe giderek annesinin kollarından  uzak kalmaya rahatça dayanabilir hale gelir ve dünyayı daha iyi anladıkça orada kendini daha güvenli hissetmeye başlar. Kucaklanmamış ve özgürce emmesine izin verilmemiş bebeklerin diğerlerine göre gelişmelerinin daha uzun sürdüğü ve onlardan daha korkak olduğu söylenir. Ayrıca yüzlerce bebeğin gelişimi üzerindeki çalışmalar sonucu iyi sevilmişse çocukların beyninin gelişmesinin de güçlendiğine inanılır. Şu ya da bu biçimde çocuğuna düşkün bir anne, bir şeyleri, düşkün olmayandan daha iyi yapar. Bebeğin rahatı için gerekli yöntemleri ne denli özenle yerine getirirse getirsin aynı zamanda onun sırtını sıvazlamadıkça ve onu okşamadıkça yeterli olmayacaktır. Gerçekten, hiç okşanmayan bebeklerin, boloa besin ve sağlık yardımı almalarına karşın yoksunluktan öldükleri bilinmektedir.
Bebeğin dünyadan korktuğunu ve belki de hiç kimsenin dönemediği bir yere geri dönmeyi arzuladığını anımsamamız gerekir. O düşünemez, üstelik korkuları ve arzularıyla başa çıkmak için hiçbir etkin içsel yolu yoktur. Midesi bir biberondan doldurulurken, güvenlik duygusu ve gelişme dürtüsü en iyi biçimde annesinin kucaklamasıyla beslenebilir.
 
DERLEYEN.EDİTÖR
İletişim:bilgi@gencogrenci.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :kişisel gelişim - kişisel gelişim yazıları - kişisel gelişim kitapları - genç gelişim - kişisel gelişim nedir -

Yorumlar