HAYATIN ANLAMI

Bir kaç yıl önce, jimnastik ile uğraşan ve kitaplarımı okumuş olan genç bir bayanla tanışmıştım, o da benden, kendisine bazı tavsiyelerde bulunmamı istemişti.

"Geçen sezon, idmanların dozunu % 20 arttırmama rağmen, bir türlü derecelerimi yükseltemedim" diye şikayette bulunduktan sonra, tıpkı bir hapishane hayatına benzeyen günlük yaşantısını şöyle özetlemişti:
Sabah beş buçukta kalkış, hafif bir kahvaltı, sonra okula, bitiminde idmana gidiş. Spor salonunda ve güç arttırma odasında çalışma, aralarda gücünü ölçmek için yapılan tıbbî tahliller ve akşamın oluşu. Üç ayrı antrenörün onun için planlar yapmaları, onu kontrol etmeleri ve üzerinde baskı kurmaları.
Tüm bunları anlatınca, ona: "Hayatınızı böyle ince ayrıntıları ile planlamak güzel de, burada mutlu yaşayabilmek için kendinize hangi zamanı ayırdığınızı anlayamadım?" diye sormuştum. O anda kızcağızın yüzündeki şaşkın ve anlamsız ifadeyi görmenizi isterdim doğrusu. Bütün bu eziyetlere, olimpiyat takımı kadrosuna girebilmek için katlanıyordu, ama bu kadar işin arasında, kendisine ve onu mutlu kılacak şeylere ayıracak zamanı yoktu.
 
Böyle yaşadıktan sonra, hayatın anlamı nerede? Kendimizi başkaları uğrunda feda etmekte mi? Yoksa firmanın başarısı için çırpınmakta mı? Olimpiyatlarda elde edilecek bir madalya ve zafer sevincinin o bir kaç dakikalık hazzına ulaşmakta mı? Bir kaç dakikalık sevinçten sonra, herkes yine işine bakacak ve kendi çıkarı için başkalarını yenmeye çalışacak.
Şimdi elinizi kalbinize koyun ve şu soruya tam ve doğru bir cevap verin: "Bugün kendi mutluluğum için ne yaptım?" ve bu soruyu, kendinize her gün sormayı bir alışkanlık haline getirin.
 
Her günün, sizin hayatınız içinde ne denli önemli bir rolü olduğunu hiç düşündünüz mü? Şu satırları okuduğunuz an, belki de son anlarınızdır. O halde "bu günü, bütün hayatım boyunca arzu etmiş olduğum gibi, dolu dolu yaşadım" diyebiliyor musunuz? Yoksa ağzınızdan: "Hiç de arzuladığım gibi yaşayamadım, bu son günü bile heba ettim" sözleri mi dökülüyor?
Genellikle insanlar, günlük hayatlarının akışını ve planlanmasını hep başkalarına bırakırlar. Ev işlerinin düzeni, işteki zorunluluklar, okuldaki günlük plan gibi düzenlemelere, her vatandaş kendini uydurmak zorunda hisseder.

Yaptığım bir araştırma çerçevesinde yaklaşık 200 kişiye, hayatlarının her gününde, mutlu olabilmek için neler yaptıklarını sordum. En sık aldığım cevap: "Hiç boş vaktim olmuyor ki, kendime ve mutlu olmaya nasıl zaman ayırayım. Üzerinde düşünmeye bile fırsat bulamıyorum" tarzındaydı. Bu kişiler daha sonra, yapmak zorunda oldukları işleri sıralıyorlardı.
Eğer kendi mutluluğunuzu, kendi elinize almak istiyorsanız, başarıya ulaşmanız için tek bir şansınız var. Her gün hayatınızı bu yöne doğru çevirmek için gayret gösterin ve bunu, küçük adımlar atarak gerçekleştirmeye çalışın.

Nasıl mı olacak?

1. Hiç bir şekilde "bu iş için zamanım yok" demeyin, küçük ve rahatça atılabilen adımlarla ilerleyin

Bu işe, her sabah şu üç basit alıştırmayı yaparak başlayın:

1. Yataktan kalkmadan, sırt üstü yatarken, ellerinizi yirmi kere yumruk şeklinde sıkıp-gevşetin.
 
2. Yine kalkmadan, yirmi kere bacaklarınızla bisiklet çevirme hareketini yapın.
 
3. Pencerenin önüne geçin, bir kaç kez derin ve sakin nefes alıp-verin.
 
Nefesi alırken, onun izlediği yolu, mideye kadar hissedin, nefes verirken, bunu, aldığınızın en az iki katı kadar bir süreyle dışarı atın.
 
Bu alıştırmalar sizin en fazla 2 ya da 3 dakikanızı alacaktır. Ama buna rağmen, bunları uygulamak, önemli bir karar vermek demektir.

"Günümün ilk eyleminin kararı tamamen bana aittir." Ayrıca bu basit idman, sizin kendinizi daha iyi hissetmenize de imkân verecek, yani mutluluğun ilk adımı olacaktır.
 
2. Her gün, o gün ne yapmak istediğinizi, bir deftere kaydedin
Bir şeyi yapmayı düşünmek yerine, onu bir yere not etmek, çok daha faydalıdır. Sadece düşünmek, o şeyi bize zor ya da sevimsiz geldiği anda, unutmak ve böylece ondan kaçmak fırsatını verir.
 
Oysa yapmak istenilen şeyi yazmak ve kayıda geçirmek, bizi belirli bir disiplin altına sokar. Kişinin kendisini disipline sokması, kendine olan güvenini de iyice arttırır. Böylece dıştan gelen baskılara ve manipulasyon çabalarına boyun eğmemek şansı yükselir.
 
Çünkü birçok şeyi biz, kendimiz istediğimiz için değil de, başkaları bizi bu yönde zorladığı için yapıyoruz.
 
Akşam olunca, yazdığımız iş listesini önümüze almak ve orada hallettiğimiz şeyleri görerek, bundan memnun olmak imkânımız vardır. Eğer halledemediğiniz bir şey varsa, onun üzerinde düşünün ve niçin halledilmediğini hatırlamaya çalışın. Onu yapamamanızın nedeni, gerçekten zamanın yetmeyi-şinden mi olmuştu, yoksa bu bir bahane miydi?
 
3.  Her gün en az bir kere, onbeş dakika süreyle kendi kendinizle başbaşa kalın ve kendinize söyleyecek bir şeyinizin olup-oimadığını anlamak için, içinizin sesine kulak verin
 
Burada alışmamız gereken, öncelikle dış çevrenin ve günlük hayatın o ağır baskısından ve yükünden sıyrılıp, kendimizle başbaşa kalmayı başarmak, yani buna düzenli olarak zaman ayırmaktır.
 
Artık aşamada, bu onbeş dakikalık süreyi nasıl kullandığınız çok önemli değildir. Çünkü o dönemde önemli olan, verdiğiniz şu karardır:
 
"Başkalarının benden ne istediği ya da beklediği, beni ilgilendirmiyor. Bu 15 dakika, bana ve benim içsel barışıma ait. Dış dünyayla olan ilgimi kesiyorum. Çevremde olup-biten de, bu süre içinde beni etkilemeyecek. Kızgınlık, sinir, stres, korku ve şüphe gibi şeyleri zihnimden uzaklaştırıyor ve kendimle başbaşa kalacağım ve benim için en güvenli olan yere çekiliyor ve sığınıyorum, kendi iç dünyama."

Bu karara bilinçli olarak varın ve ondan sonra da bunu uygulamaya geçin: Gözlerinizi kapayın, sakince nefes alıp-verin, dış dünya ile ilgili her türlü düşüncenin, sizin yanınızdan geçip-gitmesine imkân tanıyın. Bir süre sonra, giderek daha sakin bir hale geldiğinizi görecek ve kendinizle olan dostluğunuzun arttığını farkedeceksiniz.

Çevreden kopup, kendi içinize dönme alışkanlığınız geliştikçe, bunu derin meditasyonlar ya da zihinsel antrenmanlar yapmak için de kullanabilirsiniz. Ama bunları uygulayıp- uygulamamak, tamamen size kalmış bir şeydir.
Öncelikle öğrenmeniz gereken şey, kendinize olan saygıyı arttırmak ve derinleştirmektir. Daha sonra, sıra, kendi gücünüzü kullanarak, kendi iyiliğiniz için birşeyler yapmanın hazzını yaşamaya gelir.
 
Belki dikkatinizi çekmedi ama, burada size önermiş olduğumuz üç adım, hayatın üç önemli alanını kapsamaktadır: Beden, ruh ve kişilik. Ve bütün bunlar için ayıracağınız zaman 20 dakikayı bile geçmeyecektir. Ne duruyorsunuz, o halde iş başına!
 
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@gencogrenci.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :hayatın anlamı nedir - hayatın anlamı şiir - hayatın anlamı hikayeleri - hayatın anlamı hikaye - tolstoy hayatın anlamı - hayatın anlamı video - hayatın anlamı ile ilgili sözler -

Yorumlar