Hayat ve Stres

Baskı durumlarını ele alırken formülüm basittir: Baskıyı müttefik, stresi düşman olarak kabul ederim. Bu benim hem özel yaşamımda, hem de bir basketbol antrenörü olarak iş hayatımda takip ettiğim bir felsefedir. Evet baskı her zaman herhangi bir şekilde orada durmaktadır. İş yerinde olsun, özel yaşamda olsun tüm yaşamımızın içindedir. Çağdaş yaşamın bir parçasıdır, hızlı tempolu kültürümüzün bir ürünüdür. Bunu inkar etmek sadece kendimizi aldatmaktır. Ama onun performansını olumsuz bir şekilde kontrol etmesine izin vermemeliyiz.
Birçok kimse size bir iyi baskı, birde kötü baskı olduğunu söyleyecektir. Buna inanamıyorum. Baskı aslında doğaldır. İyi veya kötü olması sizin bakış açınıza bağlıdır. Eğer kendi çıkarınıza kullanırsanız iyi baskıdır. Eğer onun sizi kontrol etmesine izin verirseniz kötü baskı veya stres haline gelir. Tıpkı olumlu bir davranış sahibi olmak gibi, her gün baskıyla nasıl başa çıkacağınıza ilişkin bir seçiminiz vardır. Bunu canlandırıcı ve heyecan verici bir müttefik olarak kullanabileceğiniz gibi, endişeye düşüp performansınızı olumsuz olarak etkilemesine de yol açabilirsiniz. Bu size kalmış bir şeydir. Baskının varlığını görmezden gelen bir sürü insan vardır. Ya o ya da bunlar onu ihmal ederler. Her iki strateji de kaybetmeye mahkumdur. Onu fark edip kendinizi hazır bulundurmalısınız. Bu, kış gelip de soğuk algınlığına kapıldıktan sonra C vitamini alanlar yerine, önceden bunu önlem için alan insanlar gibi davranmaya benzer. Bir grup muhtemel bir soğuk algınlığına karşı hazırlıklıyken, diğeri değildir. Baskı için de aynı şey geçerlidir. Ne kadar hazırlıklı olursanız o kadar iyi başa çıkarsınız.
Ama baskının kendisi düşman değildir.
Düşman olan strestir.
Ve stres siz hazırlıksızken, dikkatinizi işinize toplama  aldığınız zaman ortaya çıkar. Köşelere uğramadan kestirme yol ararken kendini gösterir.
Okuldayken önemli bir sınavınız olup da yeterince çalışmamış olduğunuz günleri hatırlıyor musunuz? İşte stres buydu ve onun düşmanınız olduğunu biliyordunuz. Toplum karşısında ilk yaptığınız konuşmayı ve hissettiğiniz korkuyu hatırlıyor musunuz? Ne beceriniz olmadığını, ne de üstesinden geleceğinize güveniniz olmadığını bildiğiniz için, bu da stresti. O zaman da stresin düşmanınız olduğunu biliyordunuz.
Stres, yapabileceğinize emin olmadığınız bir şeyi yapmanız istendiğinde ortaya çıkar. Buz tutmuş bir yolda araba kullanmaktan, son dakikaya bıraktığınız için bütün yılbaşı alışverişinizi bir güne sığdırmaya, veya bir iş projenizi bitirmek için bütün hafta sonu çalışmaya kadar, tam olarak hazır olmadığınızı bildiğiniz veya işi yapmak için çok kısıtlı süreye sahip olduğunuz zamanlarda stres hissedersiniz.
Stres aynı zamanda kendinize güveninizi de azaltır. Bu nedenle muhtemelen başarı kazanabileceğiniz uygun seviyeye ulaşamazsınız. İşin içine stres girdiği zaman kararlar verirsiniz. İyi performans gösteremezsiniz. Kaygı duyarsınız. Stres sahneye çıkınca şoka girersiniz.
Tekrar, büyük bir sınava kötü hazırlanma örneğini kullanalım. İyi hazırlanmadığınızı bildiğiniz için testte başarılı olma inancına sahip olmanız imkansızdır. Nasıl güven duyabileceksiniz? Tekrar kitabın başında söylediğim şeye dönelim: Aynadaki insanı kandıramazsınız. Hazır olmadığınızı biliyorsunuz. Kendinize güven duyabilmek için hiçbir neden olmadığının farkındasınız. Strese girdiniz bile.
İnsanlar stresli iken genellikle kalitesiz performans gösterdiklerini fark edersiniz. Stres dikkatin toplanmasını önleyerek optimum düzeyde hareket edilmesini engeller. Stres şüpheye de neden olur. İşi yapıp yapamayacağınızı merak etmenize neden olur. Bir başarısızlığın etkilerini abartmanıza neden olur. Başarı yerine başarısızlığı düşünmenize neden olur. Başarısızlık beklentisine girmenize neden olur.
İş yaşamındaki insanları gözlemlerseniz kimin baskı yerine stres altında olduğunu anlarsınız. Bunlar çabuk kızan, hemen parlayan kimselerdir. İşlerini büyük bir yük olarak gören, iş yerine zoraki giden ve tabii mutsuz olan kişilerdir. Hiçbir şeyden zevk almayan insanlardır. Stres sanki alınlarına bir damga gibi vurulmuştur.
Onlar aşırı içki içenlerdir. Sorunlarını evlerine taşırlar. Ruh halleri devamlı değişir. Kolayca bunalırlar. Doğal olarak yaşam tarzları da sadece sorunu artıracak şekilde stresli hale gelir.
Onları bilirsiniz. Her gün çevrenizdedirler.
Streslerini muhaliflerine hücum ederek maskelemeye çalışırlar. Olumsuz davranışları mücadelelerini olumsuz ifadelerle karartmaya zorlar. Kendi üretimlerini tanıtmak yerine, rekabet halinde oldukları başka kimseler hakkında olumsuz duygular yaratarak onlardan daha iyi olduklarını göstermeye teşebbüs ederler. Onlar, sanki başkalarını kötülemek kendilerini yüceltecekmiş gibi, her zaman büroda başkalarını çekiştiren kimselerdir. Bu tür davranışlar kısa ömürlüdür, ve hiç şüphesiz verimsizdir. İnsanlar bu yaklaşımı aşikar bir şekilde görürler. Eğer o satıcının ürünü güçlü ise onu rekabet eden diğer ürünlerle mukayese etmek için bir neden olmadığını fark ederler.
İster yarışmacı olsun, ister rakip olsun, veya isterse sadece amacınıza ulaşmanıza yolunuzda bir engel teşkil etsin, gerçekten yarışmaya karşı çıkmanız gerekir. Bu rekabeti kötüleyerek değil, daha iyi olmaya çalışarak.
Bunu nasıl yaparsınız?
Doğru sözlü olarak, ve sizi rakibinizden daha yüksek bir standartta tutacak bir ölçü çubuğu yaratarak. Baskıyı üstünüzde hissedersiniz, ancak stres zehrinin davranışlarınıza sızmasını önlersiniz.
Oyuncu alımında, doğru zamanı gelinceye kadar - aday listesini birkaç okula indirinceye kadar - rekabet halinde olduğum diğer okulların sözünü etmekten kaçınırım. Bu sırada bilgileri paylaşırım, ama söze karşıtlarımın organize ve etkili olmasına övgüde bulunarak başlarım. Sonra da adaya artık her okulun listesine bir göz atmasının zamanı geldiğini söylerim ve durumunu nasıl değerlendirdiğine bakarım. Hangi okul ona en fazla oynama süresi verebiliyor? Eğer rakiplerimizden birinin o mevkide fazla oyuncusu varsa buna dikkat çekeriz. Adaya kendi lehimize olabilecek bilgileri vermeye çalışırız. Ama diğer okulu kötüleyerek adam alamaya teşebbüs etmeyiz. Olumsuz stres altında hareket eden antrenörü bir kilometre öteden fark edebilirsiniz. Sadece görünümünde perişanlık yoktur, konuşmasından da bu kokuyu alabilirsiniz. Zamanının büyük çoğunluğunu başkalarını kötülerken, kendisini savunmakla geçirir. Savunma mekanizması baskıyı bir müttefik olarak kullanmasını önler. Değişmez olarak, ne zaman bir adayın evine son bir tanıtım için gitse, sıklıkla adayın karar verme anında stresini açığa vurur. Bu stres hemen her zaman başarısızlığa yol açar. Ve stres genellikle tam olarak hazır olmadığınız zamanlarda kendini gösterir. İyi hazırlanmadan sınava gidin öğrenci baskının müttefiki olmadığını çok iyi hisseder. Öğleden sonraları golf için kaçamak yapan satış elemanı aynı şeyi iyi bilir. Disiplinsiz ve iyi yapılanmamış, belirgin hedefleri ve hücum planı olmayan kişi hiç şüphesiz baskının bir müttefik olmadığını bilir.
Bütün bu insanlar—açık olarak bilmeseler de—bilinç altından herhangi bir baskının en ufak bir darbede kırılgan dünyalarını binlerce parçaya böleceğini bilirler. Herhangi bir baskının derhal strese dönüşeceğinin farkındadırlar.
Neden?
Çünkü bununla başa çıkacak şekilde hazırlanmamışlardır. Dolayısıyla ne zaman bir baskı ortaya çıksa, hemencecik şüpheye neden olur; bu şüphe genişler ve kaçınılmaz olarak strese dönüşür. Bundan kaçış yoktur.
Fakat aynı zamanda olguları bir perspektif içinde tutmalısınız. Günlük sorunlarla uğraşmak genellikle ölüm kalım meseleleriyle uğraşılan askerlikte olmak gibi değildir; genellikle hassas dengelerin en üst düzeyde olduğu bir ortamda çalışan bir operatör olmak gibi değildir. Tam tersine hepimiz hayatta sadece biraz daha başarılı olmaya çabalıyoruz.
Ayrıca stresin sadece sizin başınıza gelmediğini de bilmelisiniz. Siz bir ada değilsiniz. Stres hepimizin başına gelir, bunun en basit nedeni bir işyerinde bulunmanın ve rekabet halinde olmanın bir parçası olmasıdır. Doğada genellikle düzenli olarak meydana gelir, dolayısıyla sizin de başınıza geldiğinde, nasıl olsa zamanla azalacağı ve her zaman çok şiddetli olmayacağı düşüncesiyle teselli bulursunuz.
Stres bir faktör haline geldiğinde—baskıya karşı hazırlıklı olmadığınızda—durumu yeniden gözden geçirmenin zamanı gelmiş demektir.
Sizi sinirli ve kaygılı yapan şey nedir? Neden zihninize kuşku ve olumsuz inanışlar girdi?
Kuşkusuz hepimizin endişeli zamanlan olur. Hepimizin midesinin kasıldığı zamanlar olur. Eğer olmasaydı insan olmazdık. Ama kuşku gene de farklı bir şeydir. Kuşku insanı zayıflatan bir şeydir. Kuşku olumsuz bir şeydir. Kuşku başarısızlığa giden otoyoldaki şeritlerden biridir. Kuşkuyu devreden çıkarmak için elinizden geleni yapmalısınız.
Hiç kuşku yok ki, baskılı bir durumda belirsizlik dönemleri vardır. Fakat belirsizlik başarısızlığa dönüşmemelidir. Belirsizliğin bütün anlamı ilerde ne olup biteceğini bilememenizdir. Olayları bir perspektif içinde tutmak stresle savaşmanın en önemli unsurudur.
İşte yaşamınızda stresi minimize etmenize yardım edecek bazı alışkanlıklar.
Disiplininize güvenin. Durum daha stresli hale geldikçe, bu kitapta sözünü ettiğim temel inşa bloklarına daha fazla güvenmelisiniz.
• Dünün veya yarının baskısını bugünkü baskıyla karıştırmayın, içinde bulunduğunuz anı yaşayın. Bugünle ilgilenin, yarınla başa çıkmak daha kolay hale gelir. Değerli enerjinizi yarın için endişelenmekle harcamayın.
Bu, ertesi gün için endişe duyan insanın uykusunun kaçmasına benzer, çok yorgun düştüğü için bugünkü işini de yapamaz. Bu çok yıpratıcıdır.
İnsan doğası, örneğin büyük bir proje ile karşılaştığında başlangıçta bir panik hissine kapılır. Eski bir atasözü-nün dediği gibi, "Yola baktıkça daha uzun bir yol görürsün." Bütün bunlar stresi artırır.
Bunun yerine projeyi küçük ve ele alması kolay parçalara ayırın. Artık başa çıkılmaz gözükmeyecektir. Bu, yarın için endişelenmek yerine, bugünün baskısıyla uğraşmaya benzer. Görev ne olursa olsun, daha büyük hedeflere ulaştıracak küçük ve elde edilebilir hedeflere bakmalısınız.
• İnsanların size ne yapamayacağınızı söylemelerine izin vermeyin. Bundan daha önce bahsetmiştik, ancak bu stresli zamanlarda daha önemli hale gelir. İnsanların sizi sadece olumlu yönde etkilemelerine izin verin.
•  Zamanınızın çoğunu eylemle, azını şikayetle geçirin. Çoğunlukla, stres hisseden insanlar ne kadar baskı altında olduklarından şikayet etmeye başlarlar. Bunun tamamı başka bir şey için kullanılabilecek ziyan edilmiş enerjidir.
• Baskı altında olumlu kalın.
Ben Converse'i bir şirketin stres altında nasıl hareket etmesi gerektiğine iyi bir örnek olarak görürüm. Çocukluğumda her basketbolcu bir Converse spor ayakkabısı giyerdi, genellikle de "Chuck Taylor" modelini. Tabii bütün bunlar herkesin Nike, veya Adidas, veya Reebok, veya piyasada rekabet eden diğer spor ayakkabı markalarını duymasından önceydi. Son beş yılda Converse oldukça zor duruma düşmüştü, çünkü rakiplerinin yaptığı araştırma ve geliştirmeyi yapmıyorlardı. Converse'de çalışanlar her gün işten çıkarken Nike, Adidas, veya Reebok ile rekabet edip edemeyeceklerinin endişesini taşıyorlardı. Bu hiç de şaşılacak bir şey değildi. Zamana uyamadıklarımızın farkındaydılar. Çamaşır değiştirir gibi sık yönetim değiştiriyorlardı. Devam edip edemeyecekleri belli değildi.
Bazen değişiklik baskıyı bir müttefike döndürür, şimdi Converse'de de olmakta olan buydu. Yönetim kadrosu şimdi sağlıklı ve muhtemelen her zamankinden daha güçlüydü. "Geleneğe dönüş" ayakkabıları, deri Chuck Taylor modelini geri getirmek amaçlarına yardım etmişti. İyi baskı Converse'i şimdi gençleştirmişti. Ve aşağılık stresi artık onları etkilemiyordu. Evet bu noktada Nike'a yetişemeyeceklerinin farkındaydılar. Ama kendilerini artık pazarda daha rekabet edebilir ve başarılı görüyorlardı. Neden?
Çünkü strese yenilmek yerine, şirketlerine baskı uyguladılar; ve bu baskı araştırmadan satışa kadar herkesi elinden gelenin en iyisini yapmaya zorladı.
kaynak

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :hayat - stres - stres nedir -

Yorumlar