HAYAT ÜZERİNE YAZILAR

İnsan ve Sözü - Hocadan şevkli ve güçlü bir vaaz dinledikten sonra arkadaşı sormuş: "Hocaların en yücesi, kaç yaşındasın?" Hoca soruyu soran genç adama bakmış ve cevap vermiş: "Güneşte senden daha çok gömlek kuruttum. Yaşımın bir gizliligi yok. Kırk yaşındayım."
 
Yirmi yıl sonra ikisi tekrar karşılaşmış. Hocanın saçları beyazlamış, sakalı ise unla beneklenmiş gibiymiş. Arkadaşı sormuş: "Hocaların en yücesi, seni görmeyeli çok oldu. Şimdi kaç yaşındasın?"
 
Hoca cevap vermiş: "Sen ey meraklı adam, herşeyi bilmek istiyorsun. Kırkımdayım."
 
Şaşıran arkadaşı, tekrar sormuş:
"Nasıl olur? Yirmi yıl önce sorduğumda da aynı cevabı vermiştin. Bu doğru olamaz."

Hoca bu sözlere kızgın bir şekilde cevap vermiş: "Neden doğru olmasın? Yirmi yılın ne önemi var? Sana o zaman kırkımdayım demiştim ve hâlâ öyle söylüyorum. Benim için tek bir şey önemlidir: İnsan ve sözü."
 
Genelde toplum, özelde bireyin yaşadığı grup, zamana bağımlıdır. Talep ve beklentiler değişebilir (çoğalma, kentleşme ve farklılaşma süreci). Çevredeki değişikliklerin sonuçlarından o çevrede yaşayan kişilerin etkilenmemesi olanaksızdır. Kişilere yüklenen veya kendi kendilerine oluşturdukları rol beklentileri, çevrenin gereksinimleriyle değişebilir.
 
Kişinin yaşadığı değişim ve gelişmeler temeldeki tarihsel, kültürel ve sosyal olaylarla birlikte oluşur. Ancak psikoterapi genel temadan çok bireyin değişebilme kapasitesiyle ilgilenir. "Uyum" sözcüğü günümüz dünyasında sorgulanan bir sözcüktür ve "değişime uyabilme yeteneği" gibi bir kavramla değiştirilmelidir. Bu değişme yeteneği, terapi için zorunlu koşuldur. Demek istediğimi dahiliye ve endokrinoloji dalından bir örnekle açıklamak istiyorum.
 
Aşırı aktif tiroidden rahatsız bir hasta, soğuk havalarda bile kısa kolla dolaşabiliyordu. Başkaları donarken, o rahatsız olmuyordu. Bunun fiziksel açıklaması aşırı aktif tiroid ile hastanın metabolizmasının hızlanması ve yüksek ısı oluşturmasıydı. Hasta özellikle yaz sıcağında rahatsız oluyor, bu rahatsızlığı uyum zorluğu şeklinde ortaya çıkıyordu.
 
Sağlıklı insanın vücudu değişik ısılara uyum sağlayabilirken, hastanın durumunda bu yetenek oldukça sınırlanmıştı. Çevredeki ısı değişikliğine karşı çok duyarlıydı.
 
Nevrotik hastanın durumu da bu tür uyum zorluklarına benzer. Sorun yaratan, ısı değişiklikleri yerine, sosyal dünyadaki davranış ve beklentilerdeki değişikliklerdir. Bu nedenle, kompulsif kişiler ya da düzenliliği yaşamdaki en önemli faktör olarak kabul edenler, düzen sistemindeki değişikliklere uymada zorluk çekecektir. Belli bir düzen içindeyken kompulsif hasta oldukça uyumludur. Bu düzene müdahale edildiğinde ve başka düzen fikirleri ortaya çıktığında  ise,   kişinin  uyum yeteneği ve  esnekliği  aşırı zorlanır. Yeni durumla baş edemez. Kaygı, panik, saldırganlık veya fiziksel şikayetlerle tepki verir.  Otuz dokuz yaşındaki, koroner ve dolaşım sorunları, kronik kabızlığı ve uyku bozukluğu olan bir kadın hastanın söyledikleri bunlara bir örnek oluşturur: "Odamı temizlemezsem, 'Bu sizi artık sevmiyorum' demekti.
Bu bende panik yaratıyordu. Ayrıntılar üzerinde o kadar çok duruyorum ki, çocuklarım ve kocamla aramda çatışmalar çıkıyor." Otuz beş yaşındaki bir ekonomist ise şöyle demişti:  "Herşeyi sırayla yapmayı öğrenmiştim.
Herşeyin bir sırası olmalıydı. Önce dişlerimi fırçalamak, sonra yıkanmak, daha sonra traş olmak,   giyinmek,   kahvaltı  masasına  oturmak,   iki  bardak kahve içmek, gazete okumak ve en son tuvalete gitmek. Bu sıra aksarsa, tamamen kontrolümü kaybediyorum; bağırsaklarım rahatsızlanıyor ve sonuçta bütün günü kaybediyorum."
 
Böyle katı tutumlar kriz zamanlarında sorgulanabilir. Fakat sadece bakış açısını değiştirmekle tam bir değişim sağlanamaz. Birçok durumda, duygusal kriz beraberinde kuvvetli duygusallığı, iç şüpheleri, hayal kırıklıklarını ve cesaret kaybını getirir.
 
İnsanın düşüncesini değiştirmek, hatta geçici bir yönelim bozukluğu o kadar korkunç gelir ki, bu nedenle herhangi bir aşırı ucu kabul eder. Kendisini şüpheden, daha iyi bir ifadeyle çaresizlikten korumak için, karakter tutarlılığı ve sadakat olarak kabul ecilen katılığa kayar. Davranışlarını değiştirmemek için şüphelerini arttıracak bilgileri yok sayar.

DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@gencogrenci.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :hayat üzerine hikaye - hayat üzerine hikayeler -

Yorumlar