Hayal Etme

Hayal Etme
Profesyonel yöneticilerden en azından çalıştıkları saatler boyunca hislere sahip olmaları beklenilmez. Hayal gücü nadiren istenilen yönetimsel özellikler arasında yer alır. Hiçbir MBA derecesinde sezgiye yer yoktur ve sezgi hiçbir objektif metodoloji tarafından kabul edilen yönetim şeklinin bir parçası değildir. Bir yönetici olarak, sizin "Ben hissediyorum." demeniz sizden beklenen bir şey değildir. Bunun yerine "Ben biliyorum." demeniz gerekmektedir.
Aslında iş hayatının gerçekliğinde birçok karar sezgisel hislerimiz üzerine kurulur ve üst düzey yöneticilerin birçoğu da bunun farkındadır. Bilgi ve analiz kullanışlı araçlar olabilir fakat kesin kararlar verilmek zorunda olunduğunda  genellikle  sezgiye  ihtiyaç duyulduğu  görülür.
 Analiz her zaman kesin bir "Evet" veya "Hayır" cevabını getirmeyebilir. Çok hızlı değişen iş çevresinde analiz için dikkatle toplanan bilgi hemen tehlikeli bir şekilde modası geçmiş duruma düşebilir. Acaba elde etmeyi düşünmediğiniz bilgiler için ne diyeceksiniz? Veya ulaşamadığınız bilgiler? Böyle durumlarda sezgimizi yardıma çağırırız. Fakat yönetim çevresinde dil değiştirilir. Önsezi "yargı" olur ve kalbimize doğan bir his "düşünülmüş bir fikir" olur. Burada problem, hala profesyonel görülen, içinize doğan bir hissi açık bir şekilde nasıl ifade edeceğinizdir. Sol beynin raporları ve belki de sol beyni baskın olan bir patronla sağ beynin görüşlerini nasıl temize çıkaracaksınız acaba?
Sol beyin eğitim sisteminden geçmiş bir yönetici için zihnin geri planı kabul edilen, sakat olarak nitelenen gizemli şeylere güvenmek her zaman için oldukça zordur. Hatta bu, yaratıcı-yöneticilik taslayanlar için de zordur. Bilim adamlarının sezgisel keşiflerinde "evraka (buldum)" anlarına izin verilmiştir; akademisyenlerden tuhaf şeyler beklenilebilir; kendilerine özgü bir felsefeleri olan girişimciler içlerine doğan hislerle hareket edebilirler. Fakat bir yönetici, sürekli rasyonellikle dizginlenir.
Zirvedeki yönetim yazarlarından Henry Mintzberg sağ beyni baskın olan yöneticileri şöyle tanımlar: "Ayarlanmış kaosların ikliminde eğlenen bütüncül ve sezgi gücü olan düşünürler." Bu, ders kitaplarındaki yönetici tipine pek uymaz, fakat ele almamız gereken yaklaşımlardan biridir.
Kendi sezgimizin psikolojik gerçekliğini anlama, bize bu ani görüşlerimize ve önsezilerimize güvenmemiz ve onları aksiyona dönüştürmemiz gerektiğini söyler.
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@sayginnlp.com
 

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :hayal - hayal etme -

Yorumlar