Etkin Öğrenme

Okul Yaşamında Öğrenme Stillerinin Önemi Dikkat Edilmesi Gereken Temel İlkeler
   Öğrencinin okuldaki başarısı, öğretmenin dersi anlatma ve soru sorma modelinin öğrencinin beyin ağı modeline uyuşması ile ilişkilidir. Öğrencinin bazı derslerden başarılı, bazı derslerden başarısız olması akıllı ya da akılsız olduğunun göstergesi değildir. Bir önceki yıl başarılı olduğu derste bir sonraki yıl başarısız olması şüphesiz öğrenci ile öğretmen arasındaki frekansların uyum ya da uyumsuzluğundan kaynaklanmaktadır.    
Öğrenme işlemi sırasında öğrenci; öğretmeni, arkadaşı ya da çeşitli öğrenme materyalleri ile etkileşim içinde olur. Öğrenme işleminin başarılı bir şekilde gerçekleşmesi bu etkileşimdeki uyumla doğru orantılıdır. Bu nedenle de bilgileri hafızada saklama, bilgiler arasında bağlantı kurma ve onları düzenleme yeteneği olan zeka, her zaman okuldaki başarı ile orantılı olmayabilir.
Öğrencilerin aynı konu üzerinde konunun zorluk derecesi hakkında farklı yorum yapmaları yine öğretmenin anlatımı, dersi uygulayışı ve kullandığı materyallerle bağlantılıdır. Örneğin;  P=F/A (Basınç eşittir kuvvet bölü alan) formülü ile ifade edilen fizik dersinin anlatımı sırasında işitsel özellikteki öğrenciler konu ile ilgili konuşmalar yapmayı, tartışmayı, anlamadıklarını sorarak kavramayı tercih edeceklerdir. Görsel özellikteki öğrenci konuya ait resim ve çizimlerle ilgilenecek ve konuyu bu şekilde anlamayı seçecektir. Kinestetik/dokunsal öğrenciler ise bu yasayı bizzat deneyerek, sivri uçlu cismin zeminde daha çok iz bıraktığını, küt uçlu cismin ise daha az iz bıraktığını, buradan çıkardığı sonuçla alanla basınç arasındaki orantıyı keşfederek öğrenmeyi gerçekleştirecektir.
Guild ve Garger’a göre (1985) işitsel öğrenciler kendi seslerini ve kulaklarını öğrenmek için kullanırlar. Söylediklerini ve işittiklerini hatırlarlar. Görsel öğrenciler, tarif edilenin resmini görmek isterler; öğretmenin anlattıklarını tahtada görmeyi, tepegözden yansıtılmasını ya da ellerine not olarak verilmesini isterler. Kinestetik öğrenciler ise dokunmak ve bizzat yapmayı tercih ederler. Kinestetik öğrenciler ya olayı canlandırmayı ya da proje/ürün olarak öğrenmenin içerisinde meşgul olmayı isterler.
Geleneksel yöntemlerin uygulandığı sınıflarda öğretmenlerin pek çoğunun öğrenme stilleri hakkında bilgi sahibi olmadığı, bu nedenle de her öğrenci için aynı öğretim tekniğini uyguladığı görülmüştür. Bu, aynı beden elbiseyi tüm öğrencilere giydirmeye çalışmaktır. Faklı teknikleri uygulamaktan ısrarla kaçan öğretmenler, kendi anlatım modellerine uymayan ve dolayısıyla konuyu anlayamayan öğrenciyi “tembel” ya da “başarısız” olmakla suçlarlar. Öğretmenin geleneksel yöntemlerle konuyu işlemesi sırasında kullanılan metot sadece bir öğrenme stiline uygunluk gösterebileceği için diğer guruptaki bireyler öğretmenden gelen mesajları kendi stillerine uygulamaya çalışacaklardır. Bu uygulama sırasında da derste anlatılanların bir kısmı atlanacaktır. Dolayısıyla aynı konuyu öğrenciler farklı miktarda anlayacaktır. Konuyu yeteri kadar anlayamayan öğrencinin derse olan dikkati azalacak, sınıf içinde istenmeyen davranışlarda bulunacaktır. Böylece sınıfta istenen disiplin sağlanamayacaktır. Bu nedenle sınıfta öğrenmenin istenen ölçüde oluşabilmesi için yöntem çeşitliliği şarttır.
Öğretmen merkezli eğitimde öğrenciler doğalarına aykırı bir şekilde bir ders saati süresince kıpırdamadan, konuşmadan sadece bilgileri beyinlerine almaları ve gerektiğinde de hatırlamaları için adeta zorlanır. Böyle bir sınıf ortamında başarılı olması beklenen öğrenci sayısı 5 ile 10 arasında değişecektir. 40 kişilik sınıfta geri kalan öğrenciler öğrenme sürecinin içine bile giremeyecektir. İşitsel öğrenci konuşmayı, öğrendiklerini sesli olarak aktarmayı isteyecek, kinestetikler bu kadar uzun süre hareketsiz kaldıkları için dikkatlerini yoğunlaştıramayacak, görseller de tek düze anlatımdan yakınarak görsel malzemelerin kullanılmasını isteyecektir.
Öğretmen öğrencinin başarısını değerlendirmeden önce kullandığı yöntem ve tekniklerin farklı düşünme modellerine ve değişik öğrenme tiplerine hitap edip etmediğini araştırmalıdır.
Öğretmenin bir konuyu farklı öğrenme tiplerine anlatması ve değişik algılama kanallarına farklı biçimde sunması aşağıdaki şekilde mümkün olabilir:
• Konunun öğrenciler tarafından karşılıklı anlatılması ve tartışılması sağlanabilir.
• Konunun uygulama alanları oluşturularak öğrencilerin deneyerek, yaşayarak öğrenmelerine fırsat verilebilir.
• Konuyla ilgili resim, grafik, çizim gibi görsel araçların kullanımı ile öğrencilerin ilgisi çekilebilir.
• Konuyla ilgili ana düşünceler ve noktalar tahtada özenli bir biçimde ifade edilebilir.

Öğretmenin bu uygulaması ile farklı öğrenme tipindeki öğrencilerin başarısı aynı düzeye çıkarılabilecektir. Aynı zamanda ders sıkıcı ve monoton olmaktan çıkıp daha zevkli ve anlaşılır bir hale gelecektir. Dersin dikkat çekici olamaması ya da hedeflenen başarının elde edilememesi gibi istenmeyen durumların oluşmaması için öğrenci merkezli eğitim yöntemleri kullanılmalı, öğrencileri aynı amaç altında toplayarak grup çalışmaları yaptırılmalıdır. Rehber görevini üstlenen öğretmen, gerektiği durumlarda gruplara müdahale etmelidir. Öğretmenin küçük gruplar içinde çalışması, kimlerin anlayıp kimlerin anlamadığını tespit etmede kolaylık sağlayacaktır. Aksaklık ya da yanlışlıkları öğrenci ile birebir telafi etme şansı doğacaktır.
Öğrenci merkezli eğitimin uygulanması ile öğrenciler arasındaki iletişim artacak, konuya karşı dikkati dağılan öğrencinin sayısı azalacak ve özellikle kinestetik öğrenciler diğerlerini rahatsız etmeyecektir. Hazırlanacak senaryolarla yapılan grup çalışmalarında öğrenci istediği gibi hareket etme ve istediği şekilde öğrenme hakkına sahip olacaktır.
Öğretmen öğrenme süreci ile ilgili uygulamalar safhasında bazı noktalara dikkat etmelidir:
• Yapılacak çalışmanın evreleri önceden tespit edilmelidir.
• Uygulamanın evreleri tahtaya ve ya kâğıda yazılı olarak açıklanmalıdır.
• Evreler gerektiğinde resim, çizim ya da örnek modellerle desteklenmelidir.
• Mümkün olduğu kadar öğretmen öğrencilere müdahale etmemelidir. Sürekli müdahaleler öğrencide ki azmi azaltacaktır.
• Çalışmalar sırasında öğrenciler arasında oluşabilecek farklılıklar öğretmen ya da arkadaşları tarafından iğneleyici sözlerle karşılanmamalıdır. Bu faklılık yine öğrenme stillerinden kaynaklanmaktadır.

Betül  Dalkılıç
İletişim:bilgi@gencogrenci.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :kişisel gelişim - kişisel gelişim yazıları - kişisel gelişim kitapları - genç gelişim - kişisel gelişim nedir -

Yorumlar