ERTELEME - KISA VE ÖZ HİKAYELER

Ölüm cezasına çarptırılan adam, yalvararak yargıcın ayaklarına kapanmış. Fakat ne yargıç adamın sözlerinde bir doğruluk payı bulabilmiş, ne de ortada adamın suçsuzluğunu belirtecek bir şahit varmış. Yargıç adalet gibi katıymış. Tüm yalvarışları sonuçsuz kalınca, adam son isteğinin yerine getirilmesini istemiş. Yargıç ölüme yaklaşan insana son bir iyilik yapmanın kolay olduğunu düşünmüş. Hepsinden öte, herkesin bildiği gibi, yanlış sonuçlanacak bir karar karşısında insanı rahatlatan en iyi yol merhamettir. Yargıç, "İsteğin nedir?" diye sormuş. Cevap, "Efendim, tek isteğim iki bölümlü bir dua okumak," olmuş. Yargıç bir cömertlik ifadesi takınarak adamın isteğini kabul etmiş. Fakat adam yargıca korkulu gözlerle bakmış. Dudaklarından  hiçbir kelime çıkmamış.   Yargıcın sabrı taşmış ve sert bir şekilde sormuş, "Duayı neden okumuyorsun?" Adam, "Efendim, kendimi güvende hissetmiyorum. Ben duamı bitirmeden önce celladın korkunç kılıcının kafamı koparmayacağını kim garanti edebilir?" demiş. Yargıç çevresindekilere dönmüş ve "Tamam, Allah ve peygamberler önünde yemin ederim ki duanı bitirmeden önce sana bir şey olmayacak, " demiş. Bunun üzerine adam dizlerinin üzerine çökmüş, başını Doğu'ya çevirmiş ve duasını okumaya başlamış. Fakat duasının birinci bölümü bittikten sonra birden ayağa kalkmış ve duasına devam etmemiş. Yargıç kızarak, "Bu ne demek? Adaletin kılıcını şimdiden ensende mi hissetmek istiyorsun?" demiş. Adam cevap vermiş, "Efendim, idamımdan önce iki bölümlü dua okuyabileceğime dair Allah'a yemin ettiniz. Birinci bölümü bitirdim ve şimdi ikinci bölüm için yirmi beş sene beklemeye karar verdim."

Doğu ülkelerinde hikâyeler uzun yıllar hayat dersi vermek amacıyla kullanılmıştır. Hikâyelerin bu işlevi mutluluk ve eğlenceyle yoğrulmuştur. Çoğu zaman hikâyeleri halka ulaştıran hikayeci ve dervişler, bu şekilde gereksinim duyulan bilgiyi ve özdeşleşmeleri sağlamış, hayatın güçlükleriyle mücadelede insanlara yardımcı olmuşlardır. Hikâyelerin bir kısmı Kuran'dan gelen dini söyleyişlerden, bir kısmı da doğrudan insan ilişkileriyle ilgili konulardan oluşur. Hikâyeler iyi öğüt verme ve katı yaptırımlar sunma işlevini yerine getirir. Cuma günleri Müslüman ülkelerinde tatil olduğu için, insanlar çoğunlukla perşembe akşamları kahvehanelerde, hikâye anlatmak üzere özel olarak düzenlenen mekânlarda ya da geniş aile toplantılarında biraraya gelirdi.
 
Hikâyelerin bazıları anlatılır, bazıları şarkı gibi söylenir, bazıları dramatize edilirdi. Bu şekilde duyguları canlanan dinleyiciler, dinledikleri hikâyelerle ağlayıp onlarla gülerdi-Bildiğim kadarıyla bu, eskiden erkeklerle kadınların -tabii peçeyle sıkı sıkı örtünmüş olarak- birlikte katıldığı tek toplumsal olaydı.


DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@gencogrenci.com


Bu makale şu konularla ilgili olabilir :güzel anlamlı kısa hikayeler - gerçek kısa hikayeler -

Yorumlar