Eğitimin Önemi

Eğitilmiş insan, her açıdan toplum hayatına önemli bir katkıda bulunma imkanı bulur.
Eğitilmiş insanlar, yaratıcı ve üretkendirler, yaşama nesnel ve doğal bir açıdan bakabilirler, insanlarla doyurucu ve kalıcı ilişkiler kurabilirler, kendilerini ve başkalarını olduğu gibi kabul ederler, kendi görüşlerini dayatmacı bir biçimde empoze etmeye çalışmazlar.
Eğitilmiş insanlar; sorun ve süreç üzerinde yoğunlaşmayı bilirler, düşünce, ve davranışlarında içten olmaya çalışırlar, insancıl amaçlara dönük eylemlere. karşı yoğun bir duyarlık gösterirler, yaşamın gerçekçi yönlerine ilgi duyarlar ve amaçlarına ulaşmak için planlı ve programlı yaşamayı ilke edinirler.
Ayrıca bireyin gördüğü eğitim sadece kişisel yarar değil, toplumsal yarar da sağlar. Bir ülkede eğitim düzeyinin yüksek oluşu, toplumun ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel gelişmesini hızlandırır, sağlamlaştırır. Ayrıca gelir dağılımının uzun dönemde toplum yararına daha adil bir niteliğe kavuşmasına ve gelir eşitsizliklerinin süratle azalmasına imkan sağlar.
Dünyadaki bilgi birikimi 1850'li yıllara kadar her yüz yılda ikiye katlanırken, 1970'lerde bu süre beş yıla kadar düşmüş, 1980'li yıllardan itibaren ise bilginin kendisini yenileme süresi bir yılın altına düşmüştür. Üretilen her yeni bilgi sonraki bilginin üretilmesinin hazırlayıcısı olmaktadır.
Ayrıca günümüz enformasyon teknolojilerinin sağlamış olduğu imkanlarla, isteyen herkesin dilediği yerden dilediği bilgiye ulaşması imkanı doğmuştur. Bu imkan bilginin daha hızlı gelişmesine ortam hazırlamaktadır. Öğrenciler evlerindeki çalışma masalarından okul arkadaşlarına bilgi ağlarının yardımı ile ulaşabilmektedir. Teknoloji herhangi bir konuda öğrenciye ödevi ile ilgili bilgilere ulaşabilme ve araştırma imkanı sağlamaktadır. Bu imkan insanların sürekli bilgi edinmesine ve bunları kullanmasına fırsat vermektedir.
21. yüzyılın insanını hazırlayacak olan eğitim anlayışı bu çağa uygun eğitim personeli ile yapılmalıdır. Uygun eğitim yöntemleri ve araçlar kullanılmazsa uygulanacak politikalar yetersiz kalır. Uygulanan eğitim sisteminin ürünleri olan genç kuşaklar önümüzdeki dönemde, devlet adamı, ticaret erbabı, memur, işçi, siyasetçi, bilim adamı, araştırmacı personel gibi toplumun geleceğini oluşturacaktır.
İyi yetiştirilmiş bu insanlar; içinde yaşadıkları toplumlarını uluslararası platformda bilimde, teknolojide, sanatta, kültürde, eğitim kurumlarında aldıkları bilgi oranında temsil kabiliyetine sahip olacaklardır.
Ülkelerin gelişmişliği; toplumların bilgi seviyeleri ile oluşturdukları organizasyonların etkinliği, bilim ve teknolojideki başarıları, buna bağlı olarak sanayideki üretim kabiliyetleri ve bunların uluslararası pazarlardaki rekabet üstünlüğü ile çok yakından ilgilidir.
Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişte toplumların eğitim seviyelerinin yüksekliği oranında sağlayacakları refah artışı ve bilginin üretim, dağıtım ve kullanımının etkinliği ön planda olacaktır.
Bilgi çağının insanları bilginin çok hızlı üretilmesi, yayılması ve kullanılması nedeniyle istihdam edildikleri yerlerde hayat boyu birkaç iş değiştirme ve yeni işe adapte olma ihtiyacına göre eğitilmelidirler. 21. yüzyıl toplumunun ihtiyaçları doğrultusunda insanları yetiştirmek, bilgi toplumunun ferdini eğitmek oldukça zor ve meşakkatli bir eğitim sürecini gerekli kılmaktadır.
Eğitimsiz bir toplumda aslında hiçbir konuda sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Bu tür ülkelerde toplumun ihtiyaç duyduğu reformları sağlıklı bir şekilde hayata geçirmek de mümkün olmaz.
İslam dininin Yüce Peygamberi Hz. Muhammed'in, Bedir Savaşı'nı (M. 624) galip olarak bitirdikten sonra esir alınan kişilere, 10 Müslüman çocuğuna okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest kalacaklarını söylemesi dünya eğitim tarihi ve insanlık adına altın harflerle yazılması gereken bir durumdur. Ne daha önce, ne de daha sonra bunun bir başka örneği görülmemiştir.
Yapılan savaşta Müslümanların yakınlarını öldüren bu kişileri, o günün koşullarına göre esir olarak ele geçirdikten sonra en ağır bir şekilde cezalandırma imkanı varken, Müslüman çocuklara okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakılacaklarının söylenmesi, dünya eğitim tarihi adına bir şeref levhası görüntüsü oluşturmaktadır.
      Dünyadaki bilgi birikimi 1 850'li yıllara kadar her yüz yılda ikiye katlanırken,
1970'lerde bu süre beş yıla kadar düşmüş,
1980'li yıllardan itibaren ise bilginin kendisini yenileme süresi bir yılın altına günümüzde de 6 aya düşmüştür.
olarak bugün bizler, 2002 yılı itibariyle, dünyadaki 230 ülke ve bölge arasında bütçeden eğitime en az kaynak ayıran bir ülke olmanın ezikliğini üzerimizden atmalı ve Türk insanını yeterli eğitim olanaklarından mahrum eden çarpık anlayışları ve mazeret üretme alışkanlıklarını terk etmeliyiz. Çünkü hiçbir mazeretin, başarının yerini tutmayacağını kabullenmeliyiz.
1950'lerde Türkiye'den daha fakir olan Japon halkı, II. Dünya Savaşı'ndan sonra ciddi bir şekilde ele aldığı eğitim sistemi sayesinde kısa sürede toparlanmış ve daha 1970'lere gelmeden tüm dünyada ürünleri satılan bir ülke olmayı başarabilmiştir.
İnsana yapılan yatırım zirai ve sınai yatırımlar gibi hemen ürün vermez. Uzun dönem beklemek gerekir. Eğer Türkiye, II. Dünya Savaşı'ndan yıkılmış, yakılmış ve her şeyini kaybetmiş olarak çıkan Japonya'nın gerçekleştirdiği eğitim hamlesinin yarısını bile gerçekleştirebilseydi, ülkenin bugünkü durumu çok daha farklı olurdu.
Uzmanlar, nitelikli bir işgücü yetiştirmek için 10 veya 15 yıla ihtiyaç olduğunu ifade etmektedirler. Aslında, akılcı bir yöntemle, günümüzün ulaşım, iletişim ve organizasyon imkanlarıyla bu süre istenirse daha da kısaltılabilir.
Serbest düşünen insanlar yetiştiremeyen toplumlar filozof yetiştiremezler. Eğitim ve öğretimden amaç, sadece salt bilgili insanların yetiştirilmesi değil, aynı zamanda sevgi ve hoşgörüyü de içine alan, insanları kucaklayan, toplum fertleriyle kucaklaşan insanların yetiştirilmesi hedeflemektir.

DERLEYEN.EDİTÖR
İletişim:bilgi@gencogrenci.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :kişisel gelişim - kişisel gelişim yazıları - kişisel gelişim kitapları - genç gelişim - kişisel gelişim nedir -

Yorumlar