DİNLEYİCİNİZ KİMDİR?

DİNLEYİCİNİZ KİMDİR?
Söylemek isteklerinize açık olacaklar mı? Muhalif mi olacaklar? Hangi gereksinimlerine en fazla dikkati göstermelisiniz? Konunuz hakkında nasıl bir donanım ve bilgiye sahipler? Bu konu hakkında hangi olumsuz unsurları duydular? Öneriniz hakkında karar vermek için yetkiye sahipler mi? Sizi dinledikleri takdirde kazançları ne olacak? Siz sabah, insanların dikkatinin yüksek olduğu bir saatte mi konuşuyorsunuz? Ya da akşam yemeğinden sonra, dikkatlerini çekmenin daha zor olacağı bir saatte mi?
Günün saatine bağlı olarak konuşmanızın ne kadar içerik-karşıtı eğlendirme değerine gereksindiği hakkında belirli bir kural mevcuttur. Öğleden önce bu denge dinleyicilerin dikkatini korumayı umduğunuzu takdirde, yüzde 75 içerik yüzde 25 eğlendirme olmalıdır. Öğlen 12:00 dan 18:00 a kadar, bu denge yaklaşık 50-50 olmalıdır. Ve gece yüzde 25 içerik, yüzde 75 eğlendirme olmalıdır.
 Dolayısıyla akşam yemeğinden sonraki konuşmalar en zor olanlardır. Siz mizahi yönü son derece ağır basan ya da eğlendirici bir konuşmacı olmadığınız müddetçe bunlardan kaçınmaya çalışın.
(Açıkça bu yüzdeler aynı zamanda söz konusu duruma da bağlıdır. Eğer siz başlıca bir projeye fon bulmak hususunda yönetim kuruluna hitap ediyorsanız, konulara bağlı kalmayı isteyecek ve günün saatine bakmaksızın eğlendirme kısmında rahat davranacaksınız.)
Fajcat dinleyicilerin doğası hakkında bilmeniz gereken tüm yanıtları nas^tilde edersiniz? Bilgi için sunumu ağırlayan merciye danışın. Siz zatÇn bunu »bilmiyorsanız, dinleyicilerin genel kimlik yapısını, örriŞğîn yaş,, cinsiyet, mesleki düzey, özel ilgi alanları ve ihtiyaçlarmı keşfedin. Aynı zamanda bu grubun geçmişte neye iyi yanıt verdiğini de sorun. Mümkün olduğunda, dinleyicilerden birkaçıyla önceden konuşun. Bunlardan birkaçını, beklentilerini ve duymak istediklerini ortaya koymak için gözlemlemek amacıyla yeterince erkenden gelin. Ve aynı gruba konuşan diğer konuşmacılarla da konuşun.
Bir sunum yapmak için benimle temasa geçildiğinde, "PPQ"-Program öncesi anket ofisim tarafından kendilerine gönderilir. Toplantının konusu ve amacı hakkında sorarım: orada bulunacak diğer konuşmacılar, dinleyicilerin analizi, toplantı yerinin lojistiği, organizasyona dair genel donanım ve güncelde karşılaşılan belirli konular.
Aynı zamanda, insanların unvanları hakkında sormanın da önemli olduğunu düşünüyorum. "Muhasebe yöneticisi" olarak adlandırılan kişilere satış temsilcisi ya da "ortak" olarak anıldıklarında işçi, demek istemezsiniz Örneğin, bir restoran zincirine hitap ettiğimde yemek yiyenlerin müşteri değil de her zaman "misafir" olarak anıldıklarım öğrendim.
Buna ek olarak, satış dünyasından işte önemli bir ilke daha: Onları olumlu bir şeyle terk edin. Siz düşündüğünüz amaca ulaşa-mazsanız bile onları önemli dokunulmaz bir unsurla bırakın -yeni bir bilgi, kendileri hakkında iyi bir duygu ya da en azından sizin
bütünlüğe sahip bir insan olduğunuz duygusu. Bu söz konusu grupla etkileşim sağlamak için gelecek bir teşebbüse kapıyı açık bırakır.
3. Malzemenizi Tanıyor musunuz?
Eğer ne söyleyeceğiniz hakkında emin değilseniz, konunuz hakkındaki olgulardan emin değilseniz, dinleyicilerden soru almaya yetkin değilseniz, öyleyse, şüphesiz gergin olursunuz. Öyle olmalısınız!
Buna hazırlanmanız sunumunuzun akışını sağlar ve dinleyicilerinizi rahatlatır. Çünkü siz rahat olduğunuzda dinleyiciler de rahatlar ve siz malzemefiizi tanıdığınızda ve bunu bildiğinizi bildiğinizde rahatlarsınız.
4. Büyük Fikre Odaklanmak
Siz dinleyicinizi bildiğinizde amacınız hakkında da açık olursunuz ve her yönüyle hazırlanmaya kendinizi adarsınız, sonra malzemenizin Büyük Fikrine odaklanmaya hazır olursunuz. Bu güç desteğidir, dinleyicinizin beraberinde götürmesini istediğiniz tek şeydir.
Önemli bir husus: Bu büyük Fikir dinleyicilerinize uygun biçimde oluşturulmalıdır. Dolayısıyla onlar için bunun içinde ne olduğunu, bu bilgiyi tanımak sayesinde nasıl ve neden daha iyi olacaklarını vurgulaym.
Siz sunumunuzu bu tek Büyük Fikri destekleyecek biçimde yapılandırmalısınız. Kuşkusuz mesajınız bir fikirden daha fazlasını içerecektir, fakat bunların hepsi fikrinizin başlıca odağını ve bunun dinleyiciye uygunluğunu güçlendirmelidir.
Örneğin: "toplumumuzda okuryazarlık çalışmalarını desteklemeliyiz çünkü bu genç insanlar sizin şirketleriniz için çalışacak, servis için çağrılarınızı yanıtlayacak ve sizin kamu görevlileri için oy kullanacak kişilerdir. Bunlar okuyamadığında kayıtsız kalır mısınız?
 İşte bir diğer senaryo: "Bizler kadınların ve azınlıkların şirketimizin kıdemli yönetimine entegrasyonunu sağlamalı ve bunu aktif olarak desteklemeliyiz. Bu global bir ekonomide çalışmanın anahtarıdır. Bizler sayısız farklı kültürde ticari ortaklar geliştiriyoruz ve azınlıklarla kadınlar bu ülkelerdeki iş gücünün büyük bir kısmını oluşturuyor. Bu şirkette çeşitliliği geliştirmek bize rekabette gerçek bir avantaj sağlayacaktır. "
Yukarıdaki ilk mesajda tek büyük fikir, ki belirtilebilir ya da zımni olarak^bırakılabilir, şudur: Okur yazar olmamayı denetlemediğiniz takdirce bundap dolayı acı çekeceksiniz. İkinci senaryodaki Büyük Fikiröse şudur: Çeşitliliğin olduğu bir dünyada rekabet etmek için^şirketimiz bu çeşitliliği yansıtmalıdır. Benzer biçimde, bu kitabın Büyük Fikrini özetleyecek olursam şöyle belirtirim: Karizma kazanmak gizemli değildir, bunu öğrenebilirsiniz.
Siz sunumunuzu tasarladıkça, tek Büyük Fikrinizi destekleyecek en fazla yedi fikir ile kendinizi sınırlayın. Ve konuşmanız için detaylarla imgeleri geliştirdikçe, Büyük Fikrinize geri dönüp denetleyin ve tüm bunların doğruca ilişkili olduğundan emin olun.

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :dinleyici - konuşma - konuşma sanatı -

Yorumlar