Dijital Yaşamın Çocuklar Üzerindeki Etkileri

Dijital geleceği savunanlar, yaşamın tüm kapıları onlara açık olan siber dünyaya hâkim, seçkin bir neslin geliştiğine inanıyorlar. Onlara göre çocukluktan itibaren teknikle karşılıklı güven içinde olmayanlar ilerde gerçeklerden uzak kalmaya mahkûm hale gelecekler.
Oysa eleştirmenler ekranların karşısında davranış bozukluğu olan, gerçek yaşamla bağlantı kuramayan veri bağımlılarının yetiştiğinden ve bunların e-posta dünyasının yalnızlığı içinde yitip gideceklerinden endişe duyuyorlar.
Bu konuda özellikle ebeveynler çaresiz ve şaşkın. Amerikalı psikolog Kimberly Young'ın incelemelerine göre, internette gezinen çocukların çoğunda bağımlılık belirtileri mevcut.
Algılama yetersizlikleri bulunan hiperaktif çocukların artmasından yakınan pedagoglar, yoğun bir şekilde video oyunlarına verilen dikkatin,  normal dersleri algılamakta yetersiz kaldığı görüşündeler.
Bu tür olumsuzluklara okul yöneticileri katılmıyor. Pedagoji mantığıyla uyumlu programlar hazırlandıktan sonra, elektronik yardımcılar eğitimi daha eğlenceli ve verimli kılıyor denmekte. Yenilikler yalnızca hareketlilikten ibaret değil; medya yeteneği, grup çalışmalarının yönlendirilmesi ve "canlandırma" gibi pedagojik reformlar da hedeflenmekte. Oysa uzun süreden beri bilgisayarlı eğitim veren okullarda okuyan öğrenciler için bilgisayar geleceğin heyecan yerici aleti olmaktan çıkmış bile. Hatta öğrencilerin birçoğu evlerine döndükten sonra bilgisayarın başına geçmekten kaçmıyorlar.
Dünyanın birçok yerinde devam eden bu tür gelişmeler, psikologlar ve bazı uzmanlarca endişeyle karşılanmaktadır. PC, playstation ve özellikle de internetin çocuklar üzerinde ne gibi etkiler bıraktığı farklı görüşlere neden olmaktadır.
Horst Opaschowski'nin "Generation @" adlı son eserindeki gibi sürekli elektrik akımıyla karşı karşıya kalan hiperaktif siber çocuklar mı yetişiyorş Yoksa çocuk psikologu Wolfgang Bergmann'ın iddia ettiği gibi hiperaktif çocuklar bilgisayar oyunlarıyla tedavi edilebilir miş "Hiç kimse karşılıklı konuşma sırasında iki dakika bile rahat duramayan bir çocuğun, sıradan bir bilgisayar oyunuyla iki saat kadar nasıl oyalandığını açıklayamıyor. Yani çocukların konsantrasyon bozukluklarının nereden ileri geldiğini aslında bilmiyoruz." diye düşünmekte psikolog. Fakat Bergmann'ın optimist yaklaşımına katılanların sayısı oldukça azdır.
 Oysa eleştirmenler ekranların karşısında davranış bozukluğu olan, gerçek yaşamla bağlantı kuramayan veri bağımlılarının yetiştiğinden ve bunların e-posta dünyasının yalnızlığı içinde yitip gideceklerinden endişe              duyuyorlar.          
Çocukların sanal dünyaya olan düşkünlükleri, gelişmeleri olumsuz yönde etkileyip etkilemeyeceği online çağında asla çözülemeyecek gibi görünüyor. Tıpkı çeyrek yüzyıl önce TV alanında olduğu gibi.
Çocukların sanal dünyaya olan düşkünlükleri, gelişmeleri olumsuz yönde etkileyip etkilemeyeceği online çağında asla çözülemeyecek gibi görünüyor. Tıpkı çeyrek yüzyıl önce TV alanında olduğu gibi. Televizyondaki çocuk programlan yayınlandıkları yıllara ve o dönemdeki eleştirilere göre biçim değiştirmiştir. Önceleri eğitici olarak kabul edilen programlar, daha sonraları zararlı bulunmaya başlanmıştı. Peş peşe yaratılan çizgi film kahramanları ekranları adeta savaş alanına çevirirken, okul öncesi çocuklara yönelik bir eğitim programında pelüşten yapılmış masum bir "canavar" kuklası pedagogları rahatsız ediyordu. Ne ilginçtir ki, ülkemizde de bir zamanlar Susam Sokağı adıyla gösterilen dizi, Almanya'da bu canavar kukla yüzünden yayından kaldırılmış, onun yerine Pembe Panter adlı çizgi film gösterime girmişti.
Online jenerasyonunun yalnızlığa itildiği görüşüne katılmayan bilim adamları da var. Onlara göre Multimedya, gençlere sadece renkli medya dünyasını takip edebilmeleri için yeni seçenekler sunmakta. Çocuklar bilgisayar ödevlerini grup içinde çözmeyi yeğlerken, gençler de bilgisayarlarını daha çok arkadaşlarıyla birlikte kullanıyor ve birbirlerinden yeni bilgiler ediniyorlar.
Şiddet içeren bilgisayar oyunlarının ne gibi tehlikeler yarattığı konusu, bir soru işareti olarak kalmaya devam edecektir. Öne sürülen birbirinden farklı görüşler arasında bu oyunların yararlarını da savunanlar yok değil. Bir sonraki aşamaya ulaşmak isteyen oyuncu engelleri geçebilmek için her seferinde yorucu bir çaba sarf etmekte. Ve özellikle bu zararlı oyunlar pedagojik olarak yorumlananlara göre, daha yüksek bir öğretim potansiyeline sahip. Ama ne var ki bu yargılar çarpıcı bir soruyu da beraberi getirmekte. Bu oyunlar çocuğun yaşamına bir şeyler katıyor muş Bu durumda geriye kalan tek sonuç şu: Kim daha çok video oyunu oynarsa, o kişi oyunlarda daha başarılı oluyor.
Endişeleriyle baş başa kalan çaresiz ailelere düşen tek görev, bilgisayar ve online dünyasını kavramaya çalışmak. Belki o zaman çocuklarını korumak için, interneti 'zararlı' sayfalardan arındıran software programlarını da yükleyebilirler.

DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@gencgelisim.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :kişisel gelişim - kişisel gelişim yazıları - kişisel gelişim kitapları - genç gelişim - kişisel gelişim nedir -

Yorumlar