Demokrasi Eğitim İlişkisi

Dünya Bankası verilerine göre, kişi başına 10 bin doların altında bir millî gelir ve ortalama 11 yılın altında bir eğitim düzeyiyle bir ülkede demokrasinin sağlıklı bir şekilde işlemesinin ve sürdürülebilmesinin mümkün olamayacağı ifade edilmektedir.
Yani bir ülkede demokrasiyi işler kılmanın yolu, o ülkede iyi eğitilmiş ve ortalama refah seviyesi yükseltilmiş toplum oluşturmaktan geçmektedir. Çünkü eğitilmiş toplumların oyları yönlendirilemez. Eğitilmemiş toplumlarda oyların yönlendirilmesi ve kamuoyunun manipüle  edilmesi daha  da kolaylaşır.  Eğitilmiş toplumlarda haber yorumdan daha değerlidir. Yazarın yorumuna, sadece kendi görüşü gibi bakılır. Eğitilmemiş toplumlarda medya  asparagas adı verilen yalan habere daha sık başvurur. Eğitilmişi toplumlarda tutarsız görüntü çizen siyasetçi veya yazdığı haberler üst üste tekzip yiyen gazeteci, itibarını kaybeder ve işini sürdüremez hale gelir. Eğitilmemiş toplumlarda bu durumdaki insanlar' hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam ederler.
Türkiye'de sivil toplum kuruluşlarının Batı'daki örneklerine göre yeterince gelişmemiş olmasının en temel nedeni de, toplumun yeterince eğitilmemiş olmasından kaynaklanan nedenlerle yeterli düzeyde bilinçli bir toplum yapısına sahip olunamamış olmasıdır.
Nitekim Strateji Mori tarafından yapılan Gençlik Araştırmasına göre, ülkemizde gençliğin sivil toplum kuruluşlarına üyelik ve çalışmalara katılım konusunda yeterli duyarlılığı göstermediği görülmüştür. Sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarına katılıp katılmadıklarına ilişkin soruya gençler, % 78 oranında hayır cevabı vermişlerdir.
Sivil toplum bilinci aynı zamanda bir kültürdür, bir yaşam tarzıdır. Batı demokrasilerini ayakta tutan ve gelişmiş demokrasi sınıfına sokan da budur. Bu ülkelerde sivil toplum kuruluşlarının gelişmiş olması, halkın çeşitli konulardaki beklentilerini ve hak arayışlarını sivil oluşumlar aracılığıyla ilgililere rahatlıklı ifade edebilmesine imkan vermekte; seslerini duyurabilmeleri, demokratik tepkilerini yansıtabilmeleri konusunda yardımcı olmaktadır.
Türkiye'nin sık sık içine düştüğü siyasi ve ekonomik krizlerin temelinde de büyük ölçüde eğitimsiz toplum gerçeği yatmaktadır. Toplumun eğitim seviyesinin düşüklüğüyle bağlantılı olarak, sivil toplum kuruluşlarının da yeterince gelişmemiş olması, yapılan yanlışlara karşı toplumun zamanında duyarlılık gösterememesine neden olmaktadır. Sivil toplum kuruluşları gelişmediği için karşılaşılan çeşitli sorunlarla ilgili ortak bir kamuoyu duyarlılığı oluşturulamamakta ve bu durum, sorunların zaman içinde birikmesine ve bir yerde patlamasına neden olmaktadır.
Bir profesör dostumun anlattığı olay, aslında ülkenin sık sık yaşadığı krizlerin temel mantığını da çarpıcı bir şekilde yansıtmaktadır.
Profesörün anlattığına göre, bir yakını, Türkiye'nin 2001 yılı içinde yaşadığı büyük ekonomik krizden sonra özel okulda okuyan çocuğunu krizi bahane ederek okuldan aldığını, ama üzerinden daha üç gün geçmeden oldukça pahalı bir mercedes araba aldığını ifade etmiştir. Bu örnek üst üste yaşadığımız ekonomik krizlerin nedeni hakkında da önemli bir ipucu vermektedir. Yani eğitimin değersizleşmesi ve insana yapılan eğitim yatırımının yeterince önemsenmemesi.
Eğitime böylesine az değer verilen bir ülkede, gelenin gideni aratmasının belki de en temel nedeni de budur.
Geleceğin büyükleri olan öğrencilerin bu konularda duyarlı birer birey olarak yetişmelerinde öğretmenlere büyük sorumluluk düşmektedir.
Eğitim imkanları ne kadar gelişirse gelişsin, öğretmenlik mesleğinin önemini kaybetmeyecek olmasının sırrı da aslında burada yatmaktadır. Yetişen nesillere değer bilincinin ve fazilet duygusunun yansıtılması büyük önem taşımaktadır.
DERLEYEN.EDİTÖR
İletişim:bilgi@gencogrenci.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :kişisel gelişim - kişisel gelişim yazıları - kişisel gelişim kitapları - genç gelişim - kişisel gelişim nedir -

Yorumlar