Çocuklarda Korku Ve Endişe

Her insan yabancı biriyle tanışırken, yüksek makam sahibi birinin yanına çıkarken, yeni bir işe başlarken heyecanlanır, korku duyar. Bu, normal ve geçici bir korkudur; sosyal fobi ile karıştırmamak gerekir. Yeni doğan bir bebekte geçici korkular daha yaygındır. Her şeyin yolunda gittiği, sıcak ana rahminden çıkmış, yeni ve yabancı bir dünyaya gözlerini açmıştır. Anneye bağımlılığı devam etmektedir, annesiz yaşayamaz. Annesini yanında göremediği zaman korkuya kapılır, ağlar. Bu korku, bebeğin gelişmemiş mantığında ‘bir şey ya vardır, ya da yoktur’ algılamasından kaynaklanmaktadır. Bebek için gördüğü şey ‘var’ görmediği şey ‘yok’tur. Annesini yanında görmeyince onu ‘yok’ sayar ve büyük bir korkuya kapılır. Annesini yanında görünce sakinleşir, sevincinden gülücükler dağıtır. Sıcak anne kucağında, memesinden süt emerken (ana rahminde olduğu gibi) kendisini güvende hisseder.
Doğumdan üç yaşına kadar anne-bebek beraberliği çok önemlidir. Bu beraberliğin çeşitli sebeplerle bozulması halinde çocukta güven duygusu gelişmemekte, buna paralel olarak içe dönük, endişeli, korkak bir kişilik kazanmaktadır. Çocuklarda beş yaşına kadar ‘ayrılma endişesi bozukluğu’ adını verdiğimiz korkuya çok sık rastlamaktayız. Anneye aşırı düşkünlük, okula gitmede isteksizlik, annesine yapışıp bırakmama ve her yere onunla gitme isteği, baş ve karın ağrısı gibi fiziksel rahatsızlıklar ayrılma korkusunun tipik belirtileridir. Çalışan, uzun süre hasta yattığı için çocuğu ile ilgilenemeyen, eşi tarafından dövülen ve boşanmakla tehdit edilen annelerin çocuklarında ayrılma endişesi bozukluğuna sık rastlanmaktadır. Çocuklarında bu tür endişe belirtileri gören anneler onlara daha çok zaman ayırmalı, sevgilerini belli etmeli ve şefkat göstermelidir.
Araştırmalar agorafobisi (açık alanlarda bulunma ve yalnız kalma korkusu) olan ve sevdiği kişilere zarar geleceğinden korkan yetişkinlerin çocukluğunda ayrılma endişesi bozukluğu yaşadığını göstermektedir. Bu yetişkinler çocuklarının hastalanacağından, trafik kazası geçireceğinden, kaçırılacağından veya cinsel tacize uğrayacağından korkar; onları aşırı bir koruma ve takip altına alırlar. Çocuklar da ister istemez annelerinin veya babalarının bu aşırı korkularından etkilenir, panik bir kişilik geliştirir, hep başlarına kötü bir şey gelecek endişesi taşırlar.
Kadere imanı olan insanların, elinden geleni yaptıktan sonra, neticeyi Allah'a havale etmeleri ne güzeldir. Bizim için neyin hayırlı neyin hayırsız olduğunu ancak geleceği bilen ve kaderimizi elinde tutan Allah bilir. O, neylerse güzel eyler.
Durakta bekleyen adam gelen otobüse el kaldırır, otobüs durmaz. Adam, ‘vardır bunda da bir hayır’ der. Beş dakika sonra gelen otobüse biner. İki-üç kilometre gittikten sonra yolda bir kaza görür. Bir de bakar ki kaza yapan kendisini almayan otobüstür. Adam imtihanı kazanmıştır.
Kaderde çirkinlik yoktur, çirkinlik bizim bakış açımızda. Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.
 kaynak:www.sayginnlp.net
 

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :korku - dayak - duygu - cocuk - -

Yorumlar