Boşanma Çocukları Nasıl Etkiler?

Çocuklar 5-6 yaşlarında ya da daha küçükse, eğer ilişki açısından boşanmanın geciktirilmesi mümkünse, boşanmanın geciktirilmesi uygun olarak düşünülmelidir.
Güzel düşüncelerle kurulmuş olan evlilikler tatlı bir şekilde bitmiyor. Kavgalar, kötü sözler, suçlamalar, kızgınlıklar, dedikodular, hatta dayak devreye girdiği zaman bu durumdan özellikle çocuklar çok etkileniyor.
Boşanma sürecinde anne baba arasındaki gerginlik şiddete dönüştüğünde, çocukların da kardeşlerine, arkadaşlarına ve çevresine karşı öfke ve şiddet gösterdiklerini gözlemlemekteyiz. Bazen de çocuklar, "Uslu dursaydık böyle kötü şeyler olmazdı" diye düşünerek paniğe kapılır ve hiçbir şeye tepki gösteremez hale gelirler.
Çocuklarda yaşanan bu suçluluk hali onların ruh sağlığını bozmaktadır. Boşanma kararı verildikten sonra süreci uzatmamak gerekir. Ama boşanma kararı vermeden önce mutlaka bir psikologla veya aile danışmanıyla görüşmeyi denemelisiniz.
Boşanmayla birlikte evdeki yaşamda da yeni değişiklikler olacaktır. Baba evden gidebilir, eve bakıcı bir kadın gelebilir, anne çalışmaya başlayabilir. Böyle durumlarda bu değişiklikler olağan değişikliklerdir. Çocuğun ruhsal sağlığı için yapılması gereken, değişiklikler yapılmadan önce çocuğun bilgilendirilme-sidir. Çocuğun hayata küsmemesi ve ebeveynlerini suçlamaması için ona zaman tanınmalı. Çocuk küçükse fazla etkilenmemesi için, babanın evden ayrılmasından önce gelecek olan bakıcıyla önceden tanışılıp uyum sağlanmalıdır.
Baba, anne işe başladıktan bir süre sonra evden ayrılmalıdır. Veya anne kısa bir süre çocuğa destek vermeli, onunla bir uyum sürecini geçirip daha sonra işe başlamalıdır. Özellikle çocukları söz konusu olduğunda yetişkinler birbirlerine destek olmalıdırlar. Birbirleriyle olan ilişkilerinde öfke ve suçlayıcı ifadeleri çocuklarının yanında kullanmamalıdırlar.
Boşanmayı çocukla mutlaka konuşun. Çocuğu üzmekten korkmayın. Çocuk, kafasında neler varsa bunları anlatarak hem size yakın olacak, hem de rahatlayacaktır. Çocuk anne babasıyla bu konuyu konuşursa, içinde düşmanca duygular taşımaz. Hem kendini hem de aile bireylerini suçlamaktan vazgeçer. Hem de kendine güvenini yitirmemiş olur. Çocuk, annesinin ve babasının kendisini değersiz bulduğu için terk ettiğini düşünür. Değerli olsaydı ya da onu gerçekten sevselerdi bırakmazlardı, ayrılmazlardı diye düşünür. Bu durum onun yetişkin yaşantısında da olumsuz yaralanmaları beraberinde getirecektir. Güvensiz, sürekli zarar gören, ezilen bir yetişkin olacaktır.
Boşanma, ergenlik döneminde olacaksa, anne baba daha dikkatli olmak zorundadır. Çocuk, ergenliğin verdiği problemlerle birlikte, boşanmanın verdiği uyum sorunlarını da göğüslemek durumundadır. Çocuk bu dönemde, önce kendini aileden kopararak kendi kimliğim oluşturacaktır. Yine bu dönemde babanın ya da annenin evden gitmesi onu davranış bozukluklarına itebileceği gibi, suç işleme eğilimlerine de itebilir. Çoğunlukla çocuklar "Ben kötüyüm, eğer ben kötü olmasaydım annemle babam ayrılmayacaktı, ben onlara yeterli olacaktım veya onları barıştırabile-cek gücüm, sevgim olacaktı" diye düşünerek, olaylardan kendini sorumlu tutacaktır. Bu durum çocuğun genel dengesinde, kendine güveninde ve saygısında sarsıntılara neden olacaktır. Bu dönemde çocuğun konuşabilmesi, açılabilmesi için açık bir kapı bırakılmalıdır. Onunla konuşun ve kafasındakileri size anlatabilmesi için dinlemeye hazır olduğunuzu ona hissettirin.
Araştırmalara göre, boşanmış ailelerin çocukları boşanmadan kendilerini suçlu gördükleri için, kendilerini ezecek, cezalandıracak eşler seçebiliyorlar.
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@gencgelisim.com

 

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :kişisel gelişim - kişisel gelişim yazıları - kişisel gelişim kitapları - genç gelişim - kişisel gelişim nedir -

Yorumlar