Aile Düzeninde Değişme

Endüstrileşme, geleneksel aile düzenini değiştirmektedir. Toplumumuzda "ataerkil" aile düzeninde, ailede tek sorumlu ve yetkili kişi babadır. Eş, kocasından çoğu yerde "babamız" diye bahseder. Babanın diğer aile bireylerine etkisi tartışmasızdır. Endüstrileşme ile bu geleneksel aile düzeninin kısmen değişmeye başladığı görülmektedir. Gelir azlığı nedeniyle baba yanında, ince erkek çocuklar da çalışmaya başlamak durumunda kal-tıaktadır. Gene gelir azlığına bağlı olarak ailenin kız çocukları "da bir oranda çalışmaya başlamakta, bunu "evin kadını"nın da
çalışmaya başlaması izleyebilmektedir.
Çoğu endüstri kuruluşlarında uygulanan "vardiyalı" çalışma düzeni ile, çalışan bireyler, değişik saatlerde, gecesi gündüzü belli olmaksızın çalışmaktadır. Bu değişme, geleneksel aileyi etkileyebilecek bir durumdur. Aile yapısında değişiklikler meydana getirmektedir. Bu etki, sırasıyla evin oğulları, kızları ve kadınında görülmekte, baba giderek eski etkisini kaybetmektedir. Ayrıca, aile bireyleri arasındaki yakınlık ve beraberlik eski durumuna göre azalmaktadır. Bu tür değişikliklerin, bütün aile bireylerinde ruhsal yönden de etkili olması beklenir. Ayrıca aile yapısındaki bu değişiklikler aile için yeni problemler doğurabilmekte, ailede dağılmalara neden olabilmektedir. Bu dağılma; aile geçimsizliğinden boşanmaya kadar varabilir. Bu yeni durumun ortaya çıkaracağı problem ise ayrı bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Çalışanın ailesi, genellikle yetersiz konut imkanlarında ve gecekondu bölgesinde, önemli derecede geçim darlığı içinde, alışmadığı bir çalışma düzeninde kalmaktadır. Bu durumun bireyde yeni ruhsal çatışma alanları ortaya çıkarması; bunun sonucu o bireyin ruhsal streslere toleransı ne ölçüde azsa, o ölçüde anksiyetenin belirmesi; ruhsal bozukluklar göstermesi beklenen bir durum olarak karşımıza çıkar.
Bunun yanında, çalışanın, evdeki problemlerle yüklü olarak işine gitmesi iş düzenini aksatacak, bu defa iş yerinde yeni problem doğuracaktır. Bu iki özelliğin sürekli olarak birbirinin neden ve sonucu olması kişiyi bir kısır döngünün içine sokabilir.
Endüstriyel düzenin ortaya çıkacağı "otomasyon" sorununun sosyal değişikliklere neden olmak suretiyle ruh sağlığı üzerine göstereceği dolaylı etkileri de gözden geçirilmelidir. Otomasyonun, aile yaşayışını, ailenin sosyal durumunu değiştirdiği gözden uzak tutulmamalıdır.
Ekonomik ve diğer nedenler, endüstrinin kurulma yerlerini etkilemektedir. İşveren ve diğer müteşebbisler, endüstri kuruluşlarını işçilerin yoğun bulunduğu yerlere kurmak isterlerse de bu çoğu zaman bu mümkün olamaz; bu nedenle de köyden kente, hatta ülkelerarası göçler ortaya çıkar. Bu da yeni ortama adaptasyon ve kültür problemleri getirecektir. Endüstrinin yeni yerleşme yerlerindeki değişiklik nedeniyle, çalışanın konut, eğlence ve diğer sosyal ihtiyaçları kendini gösterir.
Otomasyonun getirdiği diğer önemli sorun da gece çalışmalarını artırmış, organizasyon değişikliğine neden olmuş olmasa dır. Gece vardiyasının uyku düzenini bozduğu, aile içinde, toplumda sosyal ilişkileri zedelediği muhakkaktır. Sonuç olarak, otomasyon, bu bölümde incelediğimiz çatışma alanlarını daha belirgin hale getirmektedir.
Sonuç olarak, endüstriyel düzende çalışan kişi, endüstrinin kendisinden kaynak alan çeşitli stresler altındadır. Bir de, endüstride çalışmanın belirlediği, fakat endüstri dışında kalan stres kaynaklan vardır.
Endüstri işçisi, çoğunlukla köy ve kasabalardan gelmektedir. Köy veya kasabadan gelip kentte yaşamanın getirdiği ekonomik güçlükler, yeni bir sosyal yaşam içinde kişiye yeni sorumluluklar yükler. Yeni yaşama koşullarına, kent hayatına, iş düzenine uymaya çalışırken; ev kirası, taşıt masrafı vb. gibi yeni ödemeler, dar gelirli olan kişiyi ekonomik stresler altında bırakır. Bunlara bir de işsiz kalma korkusu, ya da işsizlik eklenirse, bu streslerin ruhsal bozukluğa neden olması, ya da daha fazla ruhsal bozukluğa yol açması beklenen bir durum olarak karşımıza çıkar.
Endüstri kurumunda çalışmaya başlayan kişi, ileride kendi başına bir iş sahibi olma, varlıklı olma ümidini de kaybetmektedir. Çünkü endüstride çalışmanın çalışana sağladığı, sadece hayatını sürdürebilmektedir; genellikle tasarruf olanağı bulunmamaktadır. Bu durum çalışanın ruhsal dengesini bozacak bir durum olarak, ruh sağlığına etkili olmaktadır.
Köyde geleneksel yaşantısını sürdüren köylü aile, topraksız, ya da az topraklıdır (yeterli toprağı olup, köyde bu toprağı işletirken, kentin uygarlık olanaklarından yararlanabilmek amacıyla kente yerleşen gruplar konumuz dışında kalmaktadır). Geçim darlığı nedeniyle, iş bulma umudu içinde kentin çekiciliğine kapılıp gelmiş; kentin çok kıyısında bir yerde, çoğunlukla bir gecekonduya kira ile yerleşmiştir. Eğer bir iş bulduysa, kentte çalışmakla geçim darlığını yeneceği umudunu hemen kaybedecektir. Kentin çok kıyısında olduğu için, önceleri çok çekimine kapıldığı uygarlık olanaklarından çok az yararlanabildiği halde (bu olmasa da ekonomik yetersizliği nedeni ile zaten yararlanamaz), aynı nedenle yeni birçok harcamalarla karşılaşacaktır. Bu harcamalar yanında köydeki kapalı aile ekonomisini uygulamaya artık olanak kalmaması, dar gelirli işçiyi iyice geçim darlığı içine sokacaktır.
Geçim darlığı içinde, evin oğlu, sonra kızı, hatta biraz daha güç olmakla birlikte, kadını da çalışmaya başlayacak; iş düzeninin etkisi, aile bireylerinin kısmen ekonomik güç kazanması ve zamanın bir kısmını dışarıda geçirmesi nedeniyle de geleneksel aile düzeninin yapısı değişmeye başlayacaktır, baba eski otoritesini kaybedecektir.
Yeni geldiği yere göre giyiminin değişik ve daha ilkel olduğunu, çalıştığı iş koşullarının ve saatlerinin köyündekine hiç benzemediğini görecek, bütün bu yeni durumlara uymaya çalışacaktır.
Çalışmanın işyeri dışında karşılamak zorunda olduğu bu yeni uyum gerekliliği, çalışanda yeni ruhsal çatışma alanları meydana getirebilecek, yeni stres kaynakları oluşturacaktır. Çalışan bu adaptasyonu sağlayabildiği, stresleri tolere edebildiği durumlarda mesele yoktur. Aksi durum, çalışan ruhsal bozukluklar yönünden risk oluşturur.
Bu durum, çalışanın, işyeri çalışmasını da etkiler, iki durum arasında biri diğerinin neden ve sonucu olan kısır döngü ortaya çıkar. Sonuç olarak çalışma düzeni yanında evde ve toplumdaki yaşama koşullarının düzeltilmesi de çalışanın ruh sağlığında önemli yer tutmaktadır.
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@gencogrenci.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :kişisel gelişim - kişisel gelişim yazıları - kişisel gelişim kitapları - genç gelişim - kişisel gelişim nedir -

Yorumlar