SONUÇ NEDİR?

 SONUÇ NEDİR?


‘Başarmak, alkışlanacak sonuçlar üretmek değil; alkışlanacak çaba/ar sergilemektir.’ Nice peygamberler, yüzlerce yıl içinde bulunduğu toplumu ıslah için uğraşmışlardır. Fakat bir insanın gönlünü Cenab-ı Allah'a döndürememişlerdir. Nuh (a.s.), bin yıl yaşamıştır. Sadece kırk tane ümmeti olmuştur. Öz oğlu dahi gemiye binmemiş tufanda helak olmuştur. Lut (a.s.), yıllarca uğraşmış, sadece birkaç kişiyi yanına alarak şehri terk etmek zorunda kalmıştır. Hanımı dahi kurtulamamıştır. Bu peygamberler, az çalıştı da mı iman etmediler? Kesinlikle hayır. Cenab-ı Allah sonuca bakmıyor, niyetine ve çalışmana bakıyor. Peygamberimiz Mekke'nin ileri gelenlerinin Müslüman olması için çok çaba sarf etmiştir. Onların Müslüman olmamalarına üzülür. Cenab-ı Allah, bunun üzerine ayet-i kerime göndererek şöyle der: ‘Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin. Ancak Allah dilediğini hidayete erdirir.’ Peygamberimizin görevi, hidayete erdirmek değil, sadece tebliğ etmeye devam etmektir.         


Osmanlı'da 'Kızıl Elma' bir hedefti ama sonuç değildi. İlk Kızıl Elma, Anadolu'ydu, Anadolu alındıktan sonra Kızıl Elma, İstanbul'a kaydı. İstanbul alındıktan sonra Kızıl Elma, Roma'ya kaydı. Fatih Sultan Mehmet, Gedik Ahmet Paşa'yı italya üzerine gönderdi. Otranto alındı; fakat Fatih'in vefat haberi gelince seferin devamından vazgeçildi. Eğer Roma'da alınsaydı Kızıl Elma daha ilerilere kayacaktı.


Yani bir yerler alındıktan sonra Artık yatalım.' anlayışı yokmuş atalarımızda. Atalarımızın üzerine güneş doğmazmış çünkü sabah namazına kalkarlar bir daha yatmazlarmış. Bir de bugünkü duruma bakalım. Durmadan, bıkmadan ilerlemek, Allah'ın adını bütün dünyaya duyurmak amacı vardı atalarımızda.


Siz de atalarımız gibi çok çalıştınız, elinizden gelen bütün imkânların hepsini hedefiniz uğruna seferber ettiniz. Kazanmak için saniyelerle yarıştınız. Kalbiniz şu cümleyi rahat bir şekilde söylüyorsa kazanamamak önemli değildir: ‘Ben gerçekten bütün imkânlarımı kullandım. Benim bundan daha fazla çalışmam mümkün değildir. Adım Hıdır, elimden gelen budur.’


Maratona bütün hazırlıkları yaparak çıktınız. Fakat son saniyede bir aksilik oldu da tam birinci olacakken, sonuncu oldunuz. Kaç defa bu şekilde talihsizlikler sizi bırakmadı ve madalyayı alamadınız. Aynı bunun gibi başarılı olamamak normaldir.


Herkes KPSS'yi, YGS,yi LYS,yi  SBS'yi kazanamaz. Bu sınavları kazanamamak hayatın sonu değildin Sınaya çalışırken devamlı şöyle deyin: ‘Allah'ım bu sınavı kazanmak hakkımda hayırlı ise kazanayım; hayırlı değilse hayırlıya tebdil eyle, çeviriver. O da mümkün olmuyorsa kazanmayayım. ‘


Biliyorsunuz nice insanlar okudukça, nice insanlar zenginleştikçe yoldan çıkıp, azgınlaşıp şeytanın ve nefsin oyuncağı oluyorlar.


Okumayı maddi yönden düşünüyorsan, belki okumadan daha zengin olacaksın. Türkiye'de işadamları arasında anket yaparlar. % 60'lık kesimin ilkokul mezunu olduğu ortaya çıkar. Duymuşsunuzdur, Kayserililer ticareti beceremeyen çocuklarını okuturlarmış. Memur olup da zengin olmayı düşünmeyin. Bir memur miras olarak bir şey almadan, yani atasından bir şey kalmamışsa, zenginse akla direkt olarak rüşvet geliyor.


Örneğin benim ağabeyim üniversiteyi kazanamadığında çok üzülmüştü ama şu anda maddi yönden benim aldığım maaşın çok üstünde kazanıyor. Ticaretle uğraşıyor. Peygamberimiz ‘Rızkın onda dokuzu ticarettedir.’ buyurarak dikkatleri bu yöne çekiyor. Yahudiler ticaret ile bütün dünyayı bir ahtapot gibi sarmışlar. Bunlar bu kadar zengin olmasalardı, böyle kan dökebilirler miydi!


Amerikalı Thomas Stanly toplumun % 1'lik kesimini oluşturan en zengin 1300 kişiyi araştırmış ve ‘Milyarder Kafası’ isimli kitabı yazmıştır. Kitabında zenginlerin okul başarılarının zenginlikleriyle ilgisiz olduğunu, zekâlarının diğerlerinden bir farkı olmadığını tespit ediyor. Ama bir hedefe kilitlenip risk üstlendiklerini ve istikrarlı yaşadıklarını ortaya koyuyor. Kurnazlığa girişmeyip, inandıklarını ısrarla yapıyorlar.


Bizler aceleciyiz; sonucu hemen görmek isteriz. Bir şey sonuçlandığında ya seviniriz ya da üzülürüz. Bunun daha da ilerisini düşünemeyiz. Halbuki o anda sevindiğimize ileride üzülebilir, üzüldüğümüze de sevinebiliriz. Bununla ilgili bir Çin hikâyesini anlatmak istiyorum:


DERLEYEN... (EDİTÖR)


İletişim:bilgi@gencogrenci.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :kişisel gelişim - kişisel gelişim hikayeleri - kisiselgelisim -

Yorumlar