FARKLI DUYGULAR

İletişimdeki duygular, kararlılıkla ve ayrıntılarla renklendirilmiş olarak ifade edildiğinde, iletişim en güçlü durumundadır. Birçok insanın, konuşurken duygulara ilişkin olarak yaşadıkları en büyük sorun, duygularını kontrol etmeye ya da onları yıkıcı bir şekilde bastırmaya çalışmalarıdır. Bu, çoğunlukla korku onlara egemen olduğunda ya da kızgınlık onları, başkalarına soğuk davranmaya ittiğinde yaşanır. Hepimiz, bir akşam yemeği konuşmasında ya da bir iş toplantısında sessizle-şen utangaç kişiyi tanırız. Ya da sahne korkusundan dolayı kekeleyen, kürsüdeki kaygılı kişiyi biliriz.
İletilen kızgınlığı çoğunlukla işitiriz. Yüksek sesle bağırılan suçlamaları ya da iğneleyici sözleri duyarız. Ya da birinin sesindeki iyi gizlenemeyen öfke, engellenme ya da korkunun neden olduğu titremeyi duyarız. Sorun, duyguyu nasıl yok edeceğimiz değil, ama, daha çok onu nasıl lehimize çevireceğimizdir.
İnsanlar, bir iletişimcinin, bir dizi duyguya sahip olduğunu görmek isterler. 1980'de IOWA parti meclislerinden gelen herkes, Ronald Reagan'ın kibar bir eski aktör ve eski bir vali olduğunu biliyordu. Daha o zaman bile işi götürebilmesi için Reagan'ın çok yaşlı olduğu konuşuluyordu. Zekâsının o kadar keskin olmadığı filan gibi. Düşmanları bile "bilindiği gibi iyi bir insandır" dediler. Tim O'Neill "Ondan hoşlanırım" dedi.
Ama kimse onun farklı duygulara sahip olduğunu gerçekten fark etmedi.
Sonra, New Hampshire ön seçiminde, bir tartışma öncesinde, toplantı başkanı, Reagan'm mikrofonunu kesti. Reagan ayağa fırladı, mikrofonu kaptı ve başkana bağırdı. "Bu mikrofon için para ödedim Mr.Green." Herkes geriye sıçradı ve "Şu işe bakın, bu adamda sandığımızdan daha çok şey var. Haşin davranabiliyor. Kesin tavır alabiliyor" dedi. Bu, Reagan'm kampanyasının dönüm noktası oldu. Bir kişinin değişik duygular ifade etmesine iyi bir örnektir bu. Benim görüşüme göre o olay, Ronald Reagan kavramını birdenbire genişletti.
Birçok kişi dünyayı, şu iki tarzdan birine göre algılar: Ya duygusal olarak ya da akılcı biçimde. Ancak dünya o kadar ak ve kara değildir. Politikacı danışmanlarıma yıllarca, yürekle yaklaşılacak konular ve akılla yaklaşılacak konular olduğunu söyledim. Vergilerden ve yollardan söz edebilirsiniz. Bunlar akılla yaklaşılacak konulardır. Entellektüel kavramlaş-tırma gerektirir. Ama kürtaj, kayıp çocuklar ya da sağlık hizmeti hakkında konuşmaya başlarsanız, bunlar yürekle yaklaşılacak konulardır. İnsanlarla ilgilidir.
Martin Luther King'in doğum günü bu ülkedeki bir çok kişi için duygusal bir konudur. O halde bu konu hakkında akla dayanarak konuşamazsınız. Yoksa insanlar sizin soğuk, duyarsız ve hatta dar görüşlü olduğunuzu düşünürler. İnsanlar, görüş açınız ne olursa olsun, gerçekten içten olduğunuzu hissetmelidirler. Eğer iletişiminizde hiç duygu yoksa, karışık sinyaller algılarlar. İçgüdüsel olarak konunun duygusal olduğunu anlarlar ve sizin de anlamanızı beklerler. Eğer konuda duygusallık fark etmezlerse, sizin hakkınızda çok soğuk duy-j gular hissederler, sizi önemsemezler.
Bu, Yönetim Kurulu Başkanı,   televizyon yıldızları ya d| herhangi bir kişi için geçerlidir. Yandaki komşunuzun bahçe kapısının önünde de geçerlidir. Kapının önüne gelip, üzerinden bakarsanız ve "Domateslerin bu yıl o kadar güzel görünmüyor," derseniz bu olumsuz bir sohbettir. Ama eğer gülümseyerek gelir ve "Ooo, harika. Domates yetiştiriyorsun. Keşke ben de yapabilseydim," deyip gülümserseniz, daha farklı bir komşunuz olur. Gerçekte o aynı komşudur, ama iletişim yaklaşımınızla farklı bir kişi yaratmış olursunuz.

DERLEYEN... (EDİTÖR)

İletişim:bilgi@gencogrenci.com
 

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :kişisel gelişim - kişisel gelişim yazıları - kişisel gelişim kitapları - genç gelişim - kişisel gelişim nedir -

Yorumlar