KRİSTOF KOLOMB

12 Ekim'de Amerikalılar, Amerika'nın keşfini kutlarlar; fakat aslında Amerika Ekim ayının 12'sinde değil 23'ünde keşfedilmiştir. Bizim şu an kullandığımız takvim Papa Gregory tarafından meydana getirilmiş Ve Kolomb'un mOmOnden 100 yıl Sonra kullanılmaya başlanmıştır. Yeni takvim Amerika kolonileri tarafından 1752'de kullanılmaya başlandığında eski takvim ile yenisi arasında on bir gün fark meydana gelmiştir. Neden? Çünkü eski takvim, dünyanın dönüşüne göre hazırlanmıştı. Bu ise, On bir günlük bir fark meydana getirmiştir.
Kolomb'un bu takvimden haberi yoktu. Amerika'yı Ekimin 12'sinde keşfettiğini sandı, halbuki o gün ayın 23'ü idi.
    Kolomb gençliğinde, bir korsan gemisinde çalışarak işe başladı. Bu da normal bir şeydi. O zamanın en iyi aileleri bile oğullarını korsan gemilerine veriyorlardı. Bu suretle Çocukların kendilerine güvenleri artıyor, temiz hava alıyor ve biraz para biriktirebiliyorlardı. Yakalanmadığı sürece itibarını kaybetmiyor, fakat esir düşünce büyük güçlüklerle karşılaşıyorlardı.
Okulda iken Kolomb'un eline Pythagoras'ın bir kitabı geçmiş ve bu kitapta dünyanın yuvarlak olduğunu okumuştu. Bu fikir Kolomb'un zihnine saplandı. Dünya yuvarlak ise, durmadan batıya giderek Hindistan'ın daha kısa bir yolunu bulmak ve bundan faydalanarak zengin olmak mümkündür, diye düşündü. Fakat üniversite profesörleriyle filozoflar onun bu fikri ile alay ettiler.
Nasıl olurdu? Durmadan batıya giderek Hindistan'a ulaşılabilir miydi? Bunu iddia etmek için insanın biraz kaçık olması lazımdı.
Ona dünyanın yuvarlak olmayıp dümdüz olduğunu, yapmaya kalkıştığı işin intihardan başka bir şey olmadığını söylediler. Durmadan batıya gidecek olan geminin en sonunda dünyanın kenarına erişeceğini ve sonsuz bir çukura yuvarlanacağını anlattılar.
Kolomb, bu iş için gerekli olan parayı 'bulmak amacıyla on yedi yıl uğraştı. Bu on yedi yılın çalışmaları başarısızlıkla sonuçlandı. En sonunda ümitsizliğe kapıldı ve ispanya'da bir manastıra kapanmaya karar verdi.
Bu sırada papa, ispanya Kraliçesi isabella'ya başvurarak Kolomb'a yardım etmesini söyledi. Kraliçe Kolomb'a 65 dolar yolladı. O da, paçavraya dönen elbisesini sırtından çıkararak yeni bir kat elbise ile bir eşek satın alarak kraliçeyi görmeye gitti. O kadar parasız kalmıştı ki, yol boyunca dilenerek karnını doyurabildi. Kraliçe ona istediği gemileri verdi. Fakat kimse bu gemilere tayfa olarak binmek istemiyordu. O da birkaç tayfayı zorla gemilere bindirdi ve beraber gitmeye razı etti. Onlar da 'arkadaşlarını buldular, kandırdılar, rüşvet verdiler veya zorla yanlarına aldılar. Suçları bağışlanmak şartı ile katiller bile tayfalar arasına katıldı. -Her şey hazır olunca; 3 Ağustos 1492 Cuma günü, Kolomb üç gemisi ve seksen sekiz tayfası ile yola çıktı. Ve bu suretle dünya tarihinin en önemli yolculuklarından biri başlamış oldu.
Yeni dünyaya Kolomb'un yerleştirmiş olduğu ilk göçmenler felaket ve hayal kırıklığından başka bir şey bulamadılar. ilk kafile yerliler tarafından yok edildi. ikinci kafilenin başkanı Kolomb'u o kadar kıskandı ki, onu cinayet işlemekle suçladı, tutukladı ve zincire vurarak ispanya'ya geri gönderdi. ispanya'ya varınca serbest bırakıldı,
ama kaygı ve ümitlerinin boşa çıkışı onu perişan etti.
 Altmış yaşına eriştiği zaman, kimse tarafından itibar görmeyen bir adam olarak bu dünyadan göçtü. Viran, Davasız bir odada ölmüştü. Bu odanın duvarında, tutuklandığı zaman kolları ile bacaklarına bağlanan zincir asılı duruyordu. Bu zinciri, dünya nimetlerinin hiçliğinin ve insan nankörlüğünün bir işareti olarak oraya asmıştı.
Kolomb, tarihin kaydettiği en şaşırtıcı ve en cesaret isteyici teşebbüslerinden birine girişmiş ve başarı kazanmıştı. Fakat bu başarısından ne kazandı? Zengin olmayı tasarlamıştı, fakir olarak öldü. Denizler amirali ve Hindistan kral naibi olmak istiyordu, hiçbir rütbeye sahip olamadı. Keşfettiği ülkeye bile onun adı verilmedi. Amerigo Vespucci adında bir haritacı bu şerefi sahiplendi.
Onun eline ise kalp kırıklığı ile itibarını kaybetmekten başka bir şey geçmedi. Yeni bir ülkeyi keşfetme şerefine sahip olduğunu bile öğrenemedi. Hala Hindistan'a gitmenin yeni bir yolunu bulduğunu sanıyordu. Bu yüzden yeni kıtada karşılaştığı kırmızı derili yerlilere Hintli ismini verdi.
 Başka bir yönden Kolomb yine de talihli sayılabilirdi. Çünkü sonrasında herkes onu Amerika'yı ilk keşfeden adam olarak tanımaktaydı. Halbuki hakikat hiç de öyle değildi. Kolomb'un doğmasından 1000 yıl önce, HoeShin adında bir Çinli Buda rahibi, Amerika'yı ilk defa keşfeden adamdı. 500 sene sonra da Lief Erickson adında bir Norveçli denizci ikinci kaşif sayılabilirdi.
Massacmisetts'de Charles River kıyılarında bulunan ev harabelerinin Lief Ericson'a ait olduğu tarihçiler tarafından kabul edilmektedir. Bu ev Harvard Üniversitesi yakınlarındadır ve yürüyerek gidilecek kadar yakın olduğundan her gün turistler tarafından ziyaret edilmektedir.
Kolomb tarihe güçlü bir cesarete ve iradeye sahip bir adam olarak geçmişti. Çünkü herkesin ümidinin kesildiği sıralarda bile o ümitsizliğe düşmemişti. Tayfalar korkuya kapılıp da isyan etmeye kalkıştıkları zaman bir tek
emir vermişti:
"ileri!... Durmadan ileri!..."
 
 DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@gencogrenci.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :kasif - dünya - -

Yorumlar