FİZİK KİMYA DERSİ NASIL ÇALIŞILIR ?

Coğrafya dersleri için harita ne ise, fizik kimya dersleri için laboratuvar odur düşününüz bir kere harita görmeksizin öğrenmeğe teşebbüs ediniz ne kadar güçlük çekersiniz, hatta bugünkü bildiğiniz şekilde coğrafyayı anlamanız hemen hemen imkânsız olur. Fakat ben burada kendi memleketimin çocuklarıyla konuşuyorum. Zengin Amerika ve Avvrupa devletlerinin liselerinde olduğu gibi her talebeden teker teker çalışabileceği laboratuvar malzemesi ve aletleri nerede.
Hülasa bu imkânsızlıklar içinde bu gün öğrencilerimiz fizik kimyaya nasıl çalışsın. Bu fena şartlar yoksulluklar içinde dahi nasıl çalışacağımızı inceliyelim:
Fizik kimya matematiğe benziyor. Fakat onun gibi sonsuz problemler ve teoremler kaynağı değildir. Bu grup derslerde mevzuların bir seyri vardır. İşte dersi kolaylaştırmak lehine bu durumdan faydalanabiliriz.
Meselâ bütün bahisleri roman gibi okumağa kalksan vaki'a bu iki güç dersin' sınırları hakkında bir fikir sahibi-olursun. Fakat bu çalışma tarzında tarihte olduğu gibi bir fayda yoktur. Zira formülleri anlayıp meseleleri çözmedikten sonra kitabı kuş bakışı seyretmek bu branşta faydasızdır. Ders çalışma bakımından bu dersler biyolojiye benzer. Fakat teferruatının azlığı bakımından onda olduğu gibi ezbercilik yoktur. Nisbeten mahdut olan mevzuları matamatikten aşağı kalmıyacak derecede problemlerle doludur. Coğrafyada olduğu gibi bahisler arasında mukayeseler de yapamazsın bu suretle konulan hatırda tutmak avantajını kazanmış olamazsın noksansız âletler ve bol malzeme ile her talebenin rahat rahat çalışabileceği geniş bir lâboratuvarda fizik ve kimyaya çalışmak çok faydalıdır. Ancak ö zaman bu dersler, büyük bir zevk olur. Bu olmayıpta teorik olarak kitaptan çalışmak ise çok zahmetlidir.
Göz, kulak ve diğer duyu organlarının yardımı terk edilirse bütün ağırlık zihne verilmiş olur ki işte ağırlık zihni rahatsız ettiğinden lâboratuvarsız fizik ve kimya derslerinden talebe ürküyor.
Matematik derslerinden tebeşir ve siyah tahtayı kaldırınız şekilleri cizmemeksizin problem ve teoremleri ağızdan tarif temeğe kalkınız. Düşeceğiniz müşkülat çok büyük olur. Çölde develerine binmiş iki Arabın ezberden dama oynamasına benzer.
İşte laboratuvar sadece kitap üzerinde çalışılan fizik ve kimya, şekilleri çizilmeksizin ezberden incelenen matamatik problem ve teoremleri gibi eziyet katar. Bir imalâthanede kalfaların neşe ile çalışmalarını göz önüne getiriniz. Bazen şarkı söyliyerek bazen hikâye anlatarak iş görürler burada çıraklarda hiç zahmet çekmeden ve hatta farkında olmadan mesleklerine ait bilgileri öğrenirler, işte fizikle kimyayı laboratuarda öğrenmek bunun gibi verimli ve zahmetsiz olabilir. Her bahisde, maddeler üzerinde çakşırken formüllerini incelemek için kitaba bakıbr. Hiç görmediği bir arazide etrafını seyrede ede ilerliyen bir seyyahın ara sıra haritaya bakması gibi zevkli bile olur. Fakat talebeyi seyyahat ettirmeksizin bu yolculuğunu hayalen ve harita üzerinde yaptırmağa kalkmak hem sıkıcı, hemde verimsiz olur. Fizik ve kimya derslerini kara tahta üzerinde vermek matamatik talebesini, şekil cizmeksizin kitaptan çalıştırmağa benzer.
Memleketimizin fakirliği yüzünden laboratuvarların kifayetsizliği karısında bu günün öğrencisi ne yapmalıdır?
Evvelâ kuvveti matematiğe vermelidir. Mademki bu ders, laboratuar istemiyor evvelâ bunu elde etmelidir ki bu suretle fizik ve kimya yarı yarıya elde edilmiş, bir taşla iki kuş vurulmuş olsun, yani matematiği kuvvetli olan bir talebe fizik ve kimyayı mükemmel anlar. Fizik Fizik ve kimya gibi maddeler üzerinde çalışan tabiiye grubunu hazırlayan bir talebenin matematiği kuvvetli olması şart değildir. Fakat fizik ve kimyada evvelâ matematiğin iyice hazmedilmiş olması lâzımdır. Problem ve teoremleri çözmeğe çalışmış bir zihin fizik kimya formülleri karşısında bocalamaz. Böylelikle bu derslerin güçlüğü yara yarıya azalmış bu meşhur demir leblebi biraz yumuşamış olur.
Bu günkü şartlar içinde bir öğrenci fizik ve kimya derslerinde öğretmeninin takririni dinlemeden önce bu dersleri kendi kendine hazırlaması güçtür. Bu işi yapmağa kalkmayınız çok vakit harcarsınız. Randımansız yorgunluklarınız kuvvet maneviyenizi kırar. Ders yılı başında bu iki dersi kendi haline bırakıp taşınacak yükün üst üste yığılması da hoş bir şey değildir.
O halde ne yapmalı?...
Ders yılı başında evvelâ matematiğe çalışmalı. Bu grupta kuvvetlendikçe fizik ve kimyaya grubuda içinden fethedilmiş bir kale haline gelecektir. Bir taraftan da çalışkan bir arkadaş veya üst sınıflardan biri veya hususi bir öğretmen ile her ders verilmeden evvel mutlaka o bahsi hazırlamalıdır. Bu suretle öğretmenin takririni dinlemek zevkli ve verimli olur. Böyle yapmazsanız takdir esnasındaki koca saatiniz kaybolduktan başka öğretmeni takip edemiyerek dalga geçtiğiniz bu saat ruhunuza uyuşukluk ve üzüntü verir. Sizi tenbeiliğe alıştırır. Diğer derslere çalışmanıza heves bırakmaz. Git gide verimsiz ve tenbel bir öğrenci olursunuz. Fakat sunuda hemen söyleyelim ki, her şeyde öldüğü gibi fizik ve kimyada da zahmet başlangıçtadır. Ders yılının ilk aylarında bu acı ilâcı içmeğe muvaffak olursanız yavaş yavaş sertliği azalır. Yavaş yavaş bu derslerede ısınırsınız.
Her öğrenilen bahis omuzdan atılmış bir yük gibi üstünüze çöken ağırlığı azaltır. Ders yılı sonlarına geldinmi büsbütün hafiflersiniz. Matematikteki problem ve teoremlerde olduğu kadar değilsede fizik ve kimya bahislerinde de birbirleri arasında az çok bir bağlantı vardır. Birini adamakıllı öğrendin mi diğer bahse çalışırken az çok kolaylıklar elde edersin. Bütün bu hasbihali bir kelime ile kısaltmak lâzım gelirse diyebiliriz ki, ders yılı sonunda yaptığın hummalı çalışmanın yan enerjisini ders yılı başında sarfedeceksin. Bu suretle hem koca ders yılını boş yere geçirmiş olmazsın, iç sıkıntısı ve imtihan korkusu yerine evvelden hazırlık yapa yapa takip ettiğin derslerin zevkini tatarsın. Hem de ders yılı sonu imtihan günlerinin kafaları ambale eden mideleri ve sinirleri bozan anormal çalışmalarından korku ile karışık çabalama-lardan kurtulumuş olursun.
Öğrencilerle bir dertleşme:
Ders çalışma hakkında seninle yaptığım bu hasbihali okuduktan sonra belki şöyle düşünürsün!...
 Bu kadar çok kitap okumağı tavsiye ediyorsun. Bunları okumağa nasıl vakit bulayım, bu kadar çok şey okunur mu?
Yazı yazmağı yeni öğrenen bir küçük mektepliyi gözönüne getiriniz. Her harfin üzerinde dura dura, ağır ağır çalışır. Bu satırı bitirinceye kadar ter döker.
O sırada uzun bir not yazmakta olan abisine bakarak hayret eder. (insan bu kadar şeyleri nasıl yazabilir?) der. Makine gibi durmadan acele acele satırları sıralayıp sahifeleri ne çabuk dolduruyor. Ben hiç bir zaman bu hale gelemiyeceğim diye üzülür.
Hepiniz ilk mektepte iken bir iki satır yazdınız mı yorulurdunuz. Şimdi. not tutarken saatlerce durmadan makine gibi yazmak size kolay geliyor.
İşte tembel bir liseli yazıya yeni başlayan çocuk gibidir. Bir iki sahife okumağa tahammül edemez, içi sıkılır kitabı kapatır, çalışkan Öğrenci ise yüzlerce sahife okumaktan üşenmez....
Bir mütehassız doktor veya mesleğinde yükselmiş bir ilim adamı kütüphane dolusu kitap okumağa pek âlâ vakit bulmuştur, insanlar okumağa alıştıkça hem çabuk okumağa, hem de bir hamlede kitabın özünü anlayıp kavramağa alışırlar. Meselâ bir liselinin bir senede okuduğu 300 sahifelik yeni çıkmış bir tarih kitabı bir, tarihçi tarafından bir iki saatte okunur ve muhteviyatı anlaşılır. Bunu basit ve alelade bir alışkanlık şeklinde anlamayınız. Bir olgunluk ve yükseklik diye kabul ediniz. İlim adamını tuttuğu işi acele yapmağa alışmış bir teknisyene benzetmeyiniz. Ondaki üstünlük daha başka vasıfta bir olgunluktur.
İlim adamı hem acele okur ve okumaktan iç sıkıntısı duymaz hattâ zevk alır, hem de okuduğu şeylerin bir hamlede özünü kavrar ve onu hazmederek benimser ve
gayet tabiidir ki unutmaz ve Öğrenir. Lise sınıfları, ilim adamı  yetiştiren üniversitelere   giden birer basamaktır. Bu altı ayak merdivene adımını atmış genç yolcular ise ilim adamının yaptığı geniş ölçülü ve üstün kaliteli işin provasını yapıyorlar demektir ki bu çalışmaları basitleştirmeğe azaltmağa kalkmak bu işin manâsını anlamamak demek ohır. Değerini önemini azaltır. Büyük bir sanatkâra tablonu acele yap o kadar teferruata kaçma manzarayı hülâsa ediver diyecek olursan    bir şaheser vücude gelebilir mi?.. ilim adanma da çalışmalarını kısa kes incelemelerini hülâsa et, basitleştir ve bize çabuk tarafından bir keşifte bulun, acele bir icat yap şeklinde tekliklerde bulunursak ilim sahasında hiç bir ilerleme olmaz. Çünkü, ilim sağlam ve mükemmel bir çalışma ister.
Sen de genç bir liselisin, ilim adamı namzedi, ve ilim amatörüsün. Taze bir ruhun var. Temiz zevklerin bayağı şeylerden hoşlanmıştır. Meselâ üstüne başına dikkat ediyorsun kaba ve çirkin şeylerden    hoşlanmıyorsun. Niçin bunların yanında temiz bir anlayışın  da olmasın. Kılık kıyafetinde bir bayağılık olduğu zaman üzülüyorsun da kafanın basit ve alelade bir mahsul vermesine nasıl olu-yorda tahammül ediyorsun?. Çirkin ve adi şeyleri beğenmediğin gibi, zayıf ve yanlış düşünceleri noksan bilgileri de beğenme... Şu noktaya inan ki, spor sahasında herkesin alkışladığı vücut güzelliği ve çevikliği bir çay salonlarında ve aile toplantılarında dikkati çeken kılık kıyafet düzgünlüğü ne kadar göğüs kabartıcı ve iftihar edici bir hal ise; bilgi üstünlüğü, anlayış kuvveti de çok büyük bir meziyettir. Göğüs kabartıcı bir haldir. Hem öbürüsü pek te elinde değildir. Allah vergisidir. Fakat bu ise senin elindedir. İstersen yüksek anlayışlı bilgili olursun. Meşhur sözdür:
Zorla güzellik olmaz derler,    fakat zorla çalışkanlık olur. Yukarı ki yollardan yürümeğe kendini zorla bak nasıl (çalışkan öğrenci) olursun. Bir defa tecrübe et mutlaka başaracaksın.
Bir nokta daha:
— Mektep açılıp dersler başlayalı bir iki ay oldu. Kitabındaki metotlardan nasıl istifade edeyim?.. Sen kitabının falan gurubun ilk dersinde şöyle yapacaksın, böyle çalışacaksın diyorsun, fakat şimdi dersler hayli ilerledi ne yapayım?., diye düşünme.
Ben sana meselâ matematiğin ilk dersinde şöyle çalışacaksın dedimse, mektep açıldığı gün verilen ilk dersi kastetmedim... Sen metotla işe başlamağa karar vereliğin uğurlu olakikadan itibaren çalışacağın ilk ders demek istedim yanlış anladınsa böylece düzeltmelisin.
îyi bir işe niyet etmekte insan hiç bir zaman geç kalmaz. Daima metotla çalışmak kestirme yoldan gitmek demektir... Hem vakit kazanırsın, hem az yorulursun hem de hedefine ulaşmak kolay olacağı için yan yolda usanıp vazgeçmez mutlaka gideceğin hedefe ulaşırsın.
Metotsuz notasız piyanonun başına geç, günlerce kendi kendine birşeyler çal tek bir şarkı çalmaya muaffak olabilirmisin?.. Herşeyin bir metodu var asıl önemli metot ders öğrenmede şarttır, lâzımdır ve çok faydalıdır. Metotla çalışanlar sınavlarda muvaffak olur. Bütünlemece kalmaz bir üst sınıfa geçerek tatilleri zehir etmezsin cendine.
 DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@gencogrenci.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :ders çalişma teknikleri - ders çalışma - ders çalışma teknikleri - ders - çalışma yolları - ders çalışma yöntem ve teknikleri - düzenli ders çalışma teknikleri - etkili ders çalışma teknikleri - -

Yorumlar