Diksiyon Nedir?

DİKSİYON NEDİR?

"Ne hazin bir çağda yaşıyoruz. Bir ön yargıyı yıkmak, atomu parçalamaktan daha zor."
Albert Einstein

 En kısa biçimiyle, seslerin, sözlerin, ses ve söze yardımcı olan öğelerin yerli yerinde kullanılması sanatına diksiyon adı verilir.

Daha geniş bir tanımla, güzel ve etkili konuşmak üzere kullanılacak dil malzemesinin doğru seçilmesi ve bunların konuşmaya yardımcı diğer unsurlarla (sesin uyumu, Vurgu, ton, tonlama, durak, üslûp, jest ve mimikler, tavır vb.) uyumlu bir biçimde kullanabilme sanatına diksiyon denir. Diksiyon, anlamlı ve alımlı söz söyleme sanatıdır.
Herhangi bir dili konuşmak, yalnızca o dil hakkında temel bilgilere sahip olmak; dilin kelime kadrosunu öğrenmek ve iletişim kurmaktan ibaret değildir. Dilin doğru ve güzel kullanılması da önemlidir. Dilin seslerini doğru telâffuz edebilmek, kelimeleri doğru seçip yerli yerinde kullanabilmek de ayrı bir sanattır.

Türkçe, ünlü ve ünsüz uyumları olan bir dildir. Bu bakımdan dilimizin telâffuzu son derece estetiktir. Ancak, güzel ve etkili konuşabilmek için bazı kurallara da dikkat etmek gerekir:

•    Kullanılacak dil malzemesini doğru seçmek ve yerinde kullanmak.

•    Seçilen dil malzemesini doğru telâffuz etmek.

Ses ve konuşmayla ilgili bütün unsurları en verimli şekilde kullanmak.

•    Konuşmanın açık, anlaşılır ve etkileyici olmasına özellikle dikkat etmek.

Günlük hayatımızın vazgeçilmez unsurlarından birisi de konuşmadır. Konuşmanın niteliği ise tamamıyla diksiyona bağlıdır. Diksiyon; sağlam, etkili ve güzel konuşabilmenin en kestirme yoludur.

Dilin en küçük birimi olan ses, biçimlenmiş ve kalıplaşmış bir niteliğe sahiptir. Dildeki sesler, gelişigüzel sesler değildir. Dildeki sesler, ses yollarındaki daralma, genişleme, yuvarlaklaşma, kapanma, çarpma vb. olaylarla elde edilir. Akciğerlerimize giren hava, dışarı atılırken ses tellerimize çarparak birtakım engellerle karşılaşır. Bu çarpma sonucunda dil sesleri ortaya çıkar. Dil sesleri, anlatım özelliğine göre, ağzımızdan çıkıncaya kadar ses yollarında değişikliklere uğrarlar.

Güzel konuşmak, bir sanattır. Herkes güzel konuşamaz. Doğru, güzel ve etkili konuşabilmek için, diksiyon bilgisi ve uygulamasına ihtiyaç vardır. Sözün çıkışma ve anlamın gelişine göre ses tonunu ayarlamasını bilen, solunumu zamanında yapabilen bir konuşmacı, dinleyicilerini etkileyebilir. Solunum problemi olan konuşmalar, yavan ve sıkıcı olur.

 Diksiyonda nefes alıp vermek çok önemlidir. Konuşurken yeteri kadar nefes almamak veya sık sık nefes almak, sesin titrek çıkmasına yol açar. Ayrıca, çok derin nefes almak da sesin titrek çıkmasına sebep olur. Çok derin nefes almak, söyleyişi olumsuz etkiler. Nefes alıp vermenin duyulması dinleyeni rahatsız eder.
 
Konuşmacının duygu, düşünce ve bilgilerini karşı tarafa aktarmasında üslûp adını verdiğimiz değişik yollar kullanılmaktadır. Doğal ve açık anlatım özelliğine "sade üslûp" denir. Bu üslûpta uzun ve süslü sözler, gösterişli ve parlak hayaller yerine kolay anlaşılır bir tarz esastır. Kolay ve pratik öğretmek, eğlendirmek bu üslûbun niteliklerindendir.

 
Eğer, düşünceler yoğun ve duygular çok yüksek, sanatlı ve görkemliyse bu tür anlatıma "yüksek üslûp" adı verilir. Bu üslûpta kelimeler, seçkin ve parlaktır. Sade ve kolay anlaşılır cümleler yerine imajlara ve söz sanatlarına dayalı ifadeler kullanılır. Bu üslûbu kültürlü insanlar anlar.

Herkesin anlayacağı nitelikteki anlatım özelliğine de "orta üslûp" denir. Bu tür söyleyişte sade ve yüksek üslûbun karışımı görülür. Bu üslûbu, belirli bir eğitim almış bütün insanlar anlayabilirler.

Söyleyiş sanatının en önemli niteliklerden biri de sözlerin söylenişindeki ses gücüdür. Konuşurken, söze çok yüksek sesle başlayıp nefes yetiştirememek yüzünden ses tonundaki düşmeler, anlatımın değerini kaybettirir. Sözlerin heyecan değeri bağırmak suretiyle yansıtılmaz. Kimi konuşmacıların yaptıkları gibi, gereksiz bağırıp çağırmalar, çoğu zaman konuşmanın akışına zarar da verebilir,  Çünkü, ölçüsüz bağırıp çağırmalar, sesin kasılmasına, çatlaklaşmasına ve nefesin zamanından önce tükenmesine yol açabilir.

Bir konuşmanın heyecan bakımından en yüksek noktaya vardığı yerde ses tükenirse, konuşmadaki anlam kaybolur. Bu bakımdan yoğun duygu ve heyecanlan anlatırken sesin gücü gelişigüzel harcanmamalıdır. Nefes sıklaştırılmamalı; ses, yükselen duygunun ve kabaran heyecanın doruğuna yetişecek şekilde ayarlanmalıdır. Söz sırasındaki iniş ve çıkışlar ustalıkla ayarlanmalı, geçişler yumuşak bir tarzda yapılmalıdır.

Söyleyişte, düşünce ve duyguların daha canlı olarak anlatılmasına yardımcı olan birtakım hareketler vardır. Bunlara, genel olarak "beden dili" adı verilmektedir. Beden hareketlerinde ölçüyü kaçırmamak gerekir. Ölçüsüzlük, dikkatleri dağıtır ve gülüşmelere yol açar. Bu hareket ve tavırlar, yerinde ve kararında yapıldığı zaman anlatılmak istenenler, daha kolay ve daha güçlü kavranır.

Bazı kimseler, söze hareket ve canlılık kazandırmak amacıyla, abartmalı bir şekilde jest ve mimiklere başvururlar. Hâlbuki böylesine bir tutum, anlatımın değerini düşürür. Eğer konuşmayı bir yemeğe benzetecek olursak, beden hareketleri, yemeğin baharatı kabul edilebilir. Bir yemeğe nasıl ki baharat hiç katılmaz veya kıvamından fazla katılırsa, yemek tadını kaybeder. Konuşmada da durum aynıdır. Beden hareketlerinden yoksun bir konuşma ruhsuz, cansız ve heyecansız olur. Eğer bu hareketler abartılı olarak ortaya konursa, konuşmanın tadı bozulur.
 

İzmir Diksiyon  Eğitimi ile ilgili detaylı bilgi için 232 422 59 54 nuamralı telefondan ulaşabilirsiniz.


 

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :kişisel gelişim - diksiyon çalışmaları - hitabet sanatı - diksiyon - güzel konuşma - diksiyon dersi - güzel söz söyleme hitabet sanatı - diksiyon kurslari - diksiyon eğitimi - hitabet sanati - diksiyon - güzel konuşma ve diksiyon - diksiyon dersleri - diksiyon kursu - diksiyon kursları - diksiyon konuşma - kişisel başarı -

İlgili Diğer Yazılar

Yorumlar