Psikoloji Sözlük - P -

PSİKOLOJİ-SÖZLÜK- TÜRKÇE

-P-

PANEL (Panel): Bir başkan ve az sayıda uzmandan oluşan bir grubun bir konudaki duygu ve düşüncelerini açıkladıkları sözel iletişim türü.

PANİK (Panic) : Gerçek veya tahmin edilen bir tehlikeden kaçmaya çalışan heyecanlı kalabahk.Genel bir tanımla panik, insanların bir tehditle ve korkulu bir durum ile karşılaştıklarında ortaya çıkan kitle davranışıdır.

PARA EKONOMİSİ (Money Economy) : Takas yoluyla değişimin yerini para ile değişimin aldığı ve böylece üretimin çok geniş ölçüde tüketim için değil, pazar için yapıldığı ekonomik düzen.

PARA PSİKOLOJİ (Parapsychology) : Ruhlarla bağlantı kurma, görünmezden haber verme gibi ruhsal olayların gerçeklik durumunu ve niteliklerini incelemeye çalışan bir ruh bilim alanı.

PARABOL KURAMI (Parabol Theory) : Toplumun değerli kesimini gösteren kuram.

PARADİGMA (Paradigm) : Bilimsel bir araştırmada temele alman tutarlı ve kavramsal örnekçe. Bir paradigma; kanun ve sayıltılara dayanmalı, standart yollar, araç-gereç önermeli, metafizik ilkeleri ve yöntemsel buyrukları kapsamalı, ayrıca ucu açık olmalıdır. Kısaca, bir konu hakkındaki önemli sayıltı, kavram ve önerilerin tümü.

PARALEL ARAMA (Parallel Memory Search) : Hafıza listesindeki maddeler ile hedef madde arasındaki mukayese aynı anda paralel tarzda yürütülür.

PARALİNGUİSTİK (Paralinguistic) : Bir sözü sert biçimde vurgulayarak anlamı değiştirmedir.

PARAMETRELER (Parameters) : Belirli bir istatistiğin temelindeki matematiksel varsayımlar.

PARAMETRİK İSTATİSTİK (Parametic Statics) : Çok parametreli istatistik.

PARAMETRİK OLMAYAN İSTATİSTİK (Non Parametric Statics) : Az sayıda parametresi ya da hiç parametresi olmayan istatistik.

PARAMNEZİ (Paramnesia) : Zihinde canlandırılmayan bir anının, gerçek olmayan bir anı şeklinde biçimlenmesi ya da herhangi bir durum karşısında kişide, o durumun daha önce yaşanmış olduğu duygusunun uyanmasına sebep olan yanılsamalı bir anı karışıklığı olayı.

PARANOID KİŞİLİK (Paranoid Personality) : Hiç bir temele dayanmadığı halde diğer insanlara güvenmeme ve sürekli şüphe etme eğilimi gösteren kişilik yapısı.
PARANOYA (Paranoia) : Kuşku, güvensizlik, kıskançlık, aşın alınganlık ve surur gibi karakter bozukluklarının yanı sıra yanlış yargı oluşturma, az ya da çok sistemi sabuklamalara yol açan yorumlamalarda bulunma gibi hareketlerle ortaya çıkan devamlılık gösteren bir psikoz.

PARASEMPATİK SİSTEM (Parasympathetic System) : Otonom sinir sisteminin bir parçası, salgı bezlerini ve düz kasları etkiler ve bunların yakınında bulunan ganglialardan oluşur. Normal zamanlarda kalp alışı ve özümleme proseslerini sürdürmede yardımcıdır. Sakin olduğumuz zamanlarda baskındır.

PARÇA METODU (Part Method) : Bir üniteyi veya konuyu parça parça öğrenme; bütün metodun yani bütün halinde öğrenmenin karşıtı.

PARÇACI (Atomistic) : Ortak anlam ve duygulan paylaşmayan ve kişisel olarak hareket eden üyelerin bulunduğu grubun özelliği veya bireylerin yüzeysel etkileşimde bulundukları, denetlenemeyen ve bilinmeyen toplumsal örüntülerin bulunduğu alan.

PARETO YASASI (Pareto Law) : En yüksek gelirlerin her zaman ve her yerde aynı biçimde dağıldığını ileri süren yasa.

PARKİNSON YASASİ (Parkinson Tlıeory) : Ücretlerin fiyat artışlarının daima altında kaldığını ileri süren yasa.

PARLAMENTO (Parliament) : Başlıca görevleri, yasaları düzenleme, genel bütçeyi inceleme, çoğunlukla Bakanları denetlemeyi oluşturan meclis ya da meclisler.

PATLAMA (Blasting) : Birey, kişisel görüşü ve karşılaştırmalarla rakip gruplar ve kişiler hakkında olumsuz değerlendirmelerde bulunabilir.

PAYLAŞTIRMA İLKESİ (Sharing Principle) : Eğer olası başka nedenler varsa, insanların belirli bir etkiye yol açmada belirli bir nedeni paylaştırdıkları yönünde Kelley'nin görüşü.

PAZAR ARAŞTIRMASI (Market Research) : İnsanların belli ürünleri almalarının nedenlerini bulgulamaya çalışan bir uygulamalı iletişim araştırması türü.

PAZAR SOSYALİZİMİ (Market Socialism) : Kapitalizimin uygunlaştırılmış karar veren karakteristiği ve piyasa gücünün önemini vurgulamayla, gelirlerin nispeten eşit dağılımıyla ve kaynakların sahibinin halk olması gibi sosyalizmin özelliklerim birleştirmeye çalışan ekonomik bir sistem.

PAZARLIK (Bargaining) : Bir anlaşmazlık konusunda aynı fikirde buluşmak üzere kullanılan karşılıklı tekliflerin ve kabul edilişlerin iletişimidir.

PEARSON'UN ÇARPIM - MOMENT BAĞINTISI (P.Product - Moment Correlation) : Bağıntı katsayısı (r) saptamada kullanılan önemli bir parametrik yöntem.

PEDAGOJİ (Pedagogy) : Çocuğun zihinsel ve fiziksel yeteneklerini geliştirerek kişilik kazanmasını ve topluma uyum sağlamasını temel amaç olarak alan bilim dalı. Başka bir tanımla pedagoji, her yaştan ve alandan insan ve toplulukların planlı ve örgütlü bir biçimde eğitimi ve öğretiminin bilimi.

PEKİŞTİREÇ (Reinforcer) : Bir davranışın ilerde yinelenme olasılığını artıran uyarıcı.

PEKİŞTİRME (Reinforcement) : Bir uyaran karşısında gösterilen tepkiyi ödül veya ceza gibi başka bir uyaran yardımıyla güçlendirme. Başka bir deyişle, kişinin veya hayvanın belli bir görevi başardığı zaman ödüllendirilmesi yolu ile bir tepkiyi öğrenmeyi başarmalıdır.

PEKİŞTİRME TARİFESİ (Reinforcement Schedule) : Belli bir tepkinin belirli bir sürede ortaya çıkmasını pekiştiren çok iyi düzenlenmiş bir tarif.

PERDE (Pitch) : Ses dalgasının duyusal olarak algılanması.

PERİFERİK SİNİR SİSTEMİ (Peripherie Nervous System) : Beyin ve omuriliğin dışında kalan ganglia ve diğer ilişki kurucu nöronlardan oluşan sinir ağı.

PETER KURALI (Peter Principle) : Bu kuralın ana fikri şudur; bir hiyerarşide çalışan herkes, yetersiz olduğu ve başaramayacağı bir kademeye kadar yükselme eğilimi gösterir. Peter'e göre bu kural bütün organizasyonlar için geçerlidir ve günlük hayatta karşılaştığımız yeteneksizliklerin de nedenidir.

PİROMANİ (Piromania) : Yangın çıkarmaya yönelik sayrılı bir eğilim.

PİYASA EKONOMİSİ (Market Economy) : Piyasada belirtilmiş tüketici tercihine karşılık veren ekonomi.

PLANLAMA (Schema) : Alt seviyedeki bilgi üniteleri arasındaki ilişkileri gösteren nazari yapı. Bu yapı, yeni bilgilerin yorumlanması için zemin hazırlar, gelecek olaylarla ilgili tahminler yapılmasını sağlar ve davranışlar hakkında rehberlik yapar.

PLANLI DEĞİŞME (Planned Change) : Örgütsel etkinliği ve verimliliği artırmak amacıyla birey ve grup davranışı ve rollerinde, örgütsel yapıda, araç ve gereçlerde oluşturulan ve uzun süresi içinde gerçekleştirilen bilinçli faaliyetlerin tümüne planlı değişme denir.

PLANLI EKONOMİ (Planned Economy) : Planlama acentesi tarafından koordine edilen bir ekonomik durum.

PLANSIZ SORU (Spontaneous Question) : Tartışma, hedef davranışlardan uzaklaştırıldığında, tekrar hedefe ve içeriğe dönmek için sorulan soru.

PLASENTA (Placenta) : Hamilelik esnasında annenin üterüsünde oluşan bir organ. Bu organ göbek bağı aracılığıyla annenin kanındaki besleyici maddeleri fetüse aktarır fakat annenin kanında bulunan ve hastalığa yol açan organizmaları tutar.

PLÜTOKRASİ (Plutocracy): Ülke zenginlerinin hükümet etmesi biçimine denir.

POLIGAMIST AİLE (Polygamous Family) : İçinde bir kocaya birkaç eş ya da bir kadına birkaç koca olan karma bir aile çeşidi.

POLİTEİZM (Polytheism): Çeşitli biçimlerde görülen ve çeşitli fonksiyonları olan birden çok tanrı inancı.

POLİTİK BİLGİ (Political Knovvledge) : Gerçekle ideolojiye göre bağ kurma süreci sonunda elde edilen bilgi.

POLİTİK DEVRİM (Political Revolution) : Halihazırdaki hükümetin devrildiği ya da değiştirildiği devrim çeşididir.

POLİTİK HAREKET KOMİTESİ (Political Action Committee) : Üyelerinin, senatoya, kongre ve başkanlık adaylarına küçük bağışlar yapan ilginç bir gruptur.

POLİTİK İÇERİKLİ GRUP (Polity): Politik olarak örgütlenen grup.

POLİTİK KURUMLAR (Political Institutions) : Güç kazanma ve kullanma ile ilgilenen, norm ve değerler, statü ve roller, grup ve organizasyonlar.

POLİTİK PARTİ (Political Party) : Benzer seviyede ve düşüncede olan insanların hükümetin kanuni kontrolünü kazanmak ve ele geçirmek amacıyla oluşturdukları bir organizasyondur. Başka bir ifade ile, hükümette yasama yetkisini kontrol etmek amacıyla müşterek olarak organize edilmiş kurumlar.

POLİTİKA (Politics) : Kimin değerlerinin üstün geleceğini, ödüllerin ve kaynakların nasıl tahsis edileceğini, menfaat çatışmasının nasıl çözüleceğini belirleyen gücün kullanımı. Bazı insanların ve grupların gücü ele geçirmek için uyguladıkları  bir süreçtir.  Kısaca,  ortak hedeflerin  ortaklaşa takibini  kapsayan hareket.

POLLYANNA MEKANİZMASI (Pollyanna Mechanism) : Bireyin, sorunları olmasına rağmen herşeyin yolunda gittiği inancında olması. Başka bir ifade ile, böylesi hayırlı imiş, beterin beteri vardır, bunun için memnun olmak gerekir şeklinde bir görüşe dayanan tavır veya tepki. Tatlı limon rasyonalizasyonun aynı.


POLYGYNY (Polygyny): Bk. Çok Kadınla Evlenme.

PONS (Pons) : Serebellumun iki lobu arasında yer alan köprü; terlemeyle ilgil işlevler yapan sinir hücre grupları burada bulunur.

POPÜLER KÜLTÜR (Popular Culture) : Bir toplumda yaygın biçimde paylaşılan inançlar, pratikler ve nesneler.

POTANSİYEL ÇATIŞMA (Latent Conflict) : Potansiyel çatışmayı ortay çıkarabilecek nedenleri ifade eden örgütsel çatışmadır.

POZİTİF BİLİM (Positive Science) : Fizik ve kimya gibi tamamiyle nesne araştırma metotları ile gelişmiş olan tabiat bilimleri.

POZİTİF YANLILIK (Positivity Bias) :  Kişilerin negatif değer biçimlerindi ziyade pozitif değer biçimleridir.

POZİTİVİZM (Positivism) : Bilim felsefesinde, bilimin dolaysız olaral deneyimlenebilen, gözlemlenebilir varlıklarla uğraşabileceğini öne süren bir öğreti.

POZİTRON EMİSYONLU TOMOGRAFİ (Positron Emission Tomography) Beyinde metabolik faaliyetleri ölçen bilgisayarlı bir ölçme aleti.

PRAGMATİK DEĞERLER (Values, Pragmatic) : Umulan ve benimsen! değerler arasındaki benzerliklerden dolayı örgütsel davranışların güçlü rehberleridir,

PRAGMATİZM (Pragmatism) : Gerçeğin sürekli değiştiğini, bilginin göreli olduğunu savunan felsefe. Başka bir deyişle, değeri faydaya bağlayan bir doktrin.

PREMACK İLKESİ (Premack Principle) : Pekiştireçler hiyerarşisi içinde yer alar her davranış, kendinden üst bir faaliyet tarafından pekiştirilebilir ve kendinden dalı alt düzeylerdeki faaliyetler için bir pekiştireç rolü oynar. Bu duruma premack ilkes denir.

PRENSİBİ REDDETME (Discounting Principle) : Başka makul sebepler df varken güvenirliliği azaltacak belli bir sebebe katkıda bulunma eğilimidir. Örneğin bir yargıç bir suçluya ölüm cezası verirse biz onun sert bir yargıç olduğu kanisim varırız. Fakat kanunda işlenen suç için ölüm cezası gerektiriyorsa böyle bir sonııo varamayacağımızı anlarız.

PROBLEM ÇÖZME (Problem Solving) : Verilen problem durumunun öğelerini geçmiş yaşantılara dayanarak yeniden örgütleyip doğru sonucu bulma eylemi.

PROBLEM ÇÖZME YETENEĞİ (Problem - Solving Ability) : Problemleri çözümünde söz konusu olabilecek imkanlar arasında amaca ulaşmakta en etki olanları seçme yeteneği.

PROGRAMLANMIŞ ÖĞRENME (Programmed
Learning) : Hedef, hedef davranışlar, içerik, eğitim ve sınama durumlarından oluşan ve "Tam
Öğrenmeyi" sağlayan öğretme-öğrenme sistemi.

PROJEKTİF TEST (Projective Test) : Bir kimsenin karakteristik davranış özelliklerini ortaya çıkarmak için, "belli belirsiz ve yapılaşmamış" uyarımlardan ibaret testler. Başka bir deyişle, kişinin iç hayatını dışa yansıtarak bireyi değerlendiren araçlar. Yansıtıcı testler.

PROJESTERON (Progesterone) : Yumurtalıklarda üretilen bir dişilik hormonu. Rahmi hamileliğe hazırlar.

PROPAGANDA (Propaganda) : Bir düşünceyi, bir kanıyı, savunanların çıkar ya da görüşlerine uygun düşecek biçimde ve yandaşlarını çoğaltmak amacıyla söz ya da başka araçlarla kamuya sunma. Örgütlü inandırma etkinliği; çeşitli inandırıcı araçlarla fikirlerin ve değerlerin yayılması.

PROTEİN POMPALARI (Protein Pumps) : Sinir hücresi zarının her iki tarafındaki iyonların yoğunluk seviyelerini korur.

PROTESTAN AHLAKI (Protestant Ethic) : Ekonominin başarıyla sonuçlanmasıyla ve bunun üyelerden birinin ölümden sonra cennete gideceği işaretini taşıdığını içine alan, sıkı bir çalışmanın ve katı bir disiplinin varolduğu, kendini bedensel zevklerden soyutlamış bir hayat biçimidir.

PROTESTO (Protest) : Bir hakkın düşmesini önlemek ya da bir başkasını direnmeye düşürmek için resmi yoldan duyuruda bulunulması.

PROTESTO HAREKETİ (Protest Movement) : Kurulmuş siyasi düzene ve uygulamalara karşı çıkmayı amaçlamış halk hareketi.

PROTOTİP (Prototype) : Kavramın, onun en iyi örneklerini tarifeden özelliklerini kapsayan kısmı. Başka bir ifade ile prototip, her kavramın soyutlanmış olan model yapısıdır.

PSİKASTENİ (Psychastenia) : Karar verme zorluğu, kuruntular, takınaklar, fobiler, kuşku ve verimsiz uğraşlarla kendini gösteren bir nevroz biçimi.

PSİKİATRİST (Psychiatrist) : Tıp tahsili görmüş ve bu öğrenim üzerine akıl hastalıkları alanında ihtisas yapmış olan doktor.

PSİKO - MOTOR DAVRANIŞLAR (Psychomotor Behaviours) : Duyu organları zihin ve kasların birlikte çalışması sonucu ortaya çıkan davranışlar.

PSİKOAKTİF İLAÇLAR (Psychoactive Drugs) : İnsanın düşünce, duygu ve davranışım etkileyen ilaçlar.

PSİKOANALİTİK TEORİ (Psychoanalytic Theory) : Kökeni Freud'un çalışmalarına dayanan insan davranışının teorisidir. Bu teori insanların mantıksız dürtülerine karşı kendilerini korumaları için oluşturdukları içgüdü, bilinçdışı motivasyon ve benlik savunmasını vurgular. Genel olarak "psikodinamik" teori olarak adlandırılırlar.

PSİKOANALIZ (Psychoanalysis) : Freud'un geliştirmiş olduğu kişilik kuramı. Bu kuram kişiliğin temelinde, özellikle cinsiyet ve saldırganlıkla ilgili bilinçaltı güdülenmelerin bulunduğunu kabul eder. Bu kişilik kuramına göre geliştirilmiş serbest çağrışım ve rüyaların yorumu tekniklerini kullanan psikoterapi yöntemi. Daha geniş bir tanımla psikoanaliz, nevrozların, yani bireysel davranışlardaki bunalımlı ruhsal durumların ortadan kaldırılmasına ilişkin bir ruhsal iyileştirme yöntemi. Başka bir ifade ile, ruh ve akıl hastalıklarını inceleme ve tedavi yolu.

PSİKODRAMA (Psychodrama) : Roller takınarak kendiliğinden sahnedeymiş gibi bir oyun sergileme; bir psikoterapi tekniği olarak kullanılır.

PSİKOFİZİK (Psychophysics) : Ruhsal olanla fiziksel olan arasındaki ilişkileri deneysel olarak inceleyen bilim.

PSİKOFİZYOLOJİK BOZUKLUKLAR (Psychophysiological Disorder) : Psikolojik strese tepki olarak davranışta ortaya çıkan ve bedensel temeli olan bozukluklar.

PSİKOGENETİK (Psychogenetics): Ruhsal kalıtımı inceleyen bilim.

PSİKOJENİK (Psychogenic) : Hastalık, yaralanma, diğer somatik nedenler gibi bedensel değil, duygusal çatışma ya da kötü alışkanlıklar gibi psikolojik ve işlevsel nedenlerden doğan davranış türü.

PSİKOJENİK AMNEZİ (Psychogenic Amnesia) : Bir duygusal şok ya da stres sonucunda istediğini hatırlamama biçiminde kendini gösteren bir tür bellek kaybı.

PSİKOLİNGUİSTİK KURAM (Psycholinguistic Theory) : Bu kuram insanların doğuştan dil öğrenme yeteneğiyle doğduğunu, insanın, dili konuşmak üzere doğumdan önce programlandığını kabul eder. Dolayısıyla hangi çevrede ve şartlar altında olursa olsun çevresinde konuşan olduğu sürece, insan yavrusu konuşmayı öğrenir.

PSİKOLOG (Psychologist) : Psikolojinin herhangi bir dalında derinliğine eğitim gören ve öğrendiği bilgi ve becerileri belirli bir biçimde uygulayan kişi.

PSİKOLOJİ (Psychology) : İnsanların ve hayvanların davranışlarını, insanların ruh yapısını inceleyen bilim dalı. Başka bir tanımla psikoloji, ruhsal etkinlikleri, ortaya çıkışları, gelişimleri ve beliriş biçimleri içinde inceleyip yasalarını bulmaya çalışan bilim dalıdır. Kısaca, davranışı ve zihinsel süreçleri inceleyen bilim.

PSİKOLOJİK AMELİYAT (Psychosurgery) : Psikolojik bozuklukları gidermek amacıyla yapılan beyin ameliyatı.

PSİKOLOJİK ANLAŞMA (Psychological Contract) : Organizasyonla birey arasında, birinin diğerinden ne almayı ve ne vermeyi beklediğini içeren uzlaşma.

PSİKOLOJİK BEN (Psychological Me) : Kişinin maddi ve ruhsal bir varlık olarak kendinde bulunduğunu sandığı özelliklerin bütünü.

PSİKOLOJİK DANIŞMA (Psychological Counseling) : Kendilerini ve başkalarını tanımada; hayatlarında önemli kararlara varmada; duygusal, sosyal ve mesleki problemlerini çözmede insanlara sağlanan psikolojik yardım.

PSİKOLOJİK DERİ TEPKİSİ (Psycho - Galvanic Skin Response): Derideki nem miktarını ölçen yöntem.

PSİKOLOJİK DONMA (Psychology Stupor) : Kişinin zaman ve uzay uyumunu kaybedip uyaranlara karşı duyarsız olduğu durum.

PSİKOMATİK (Psychomatic) : Ruh - beden; özellikle psikolojik etmenlerin sağlık üzerindeki etkisini kasteder.

PSİKONEVROZ (Psychoneurosis) : Fonksiyonel veya psikojen faktörlerin hakim olduğu ve psikoterapi ile iyileştirilebilen ve büyük çapta olmayan davranış bozuklukları.

PSİKOPAT (Psycgopath): Antisosyal kişiliğe sahip birey.

PSİKOPATOLOJİ (Psychopathology) : Ruh hastalıklarını nedenleri ve belirtileri açısından düzenli olarak inceleyen bilim dalı.

PSİKOSEKSÜEL TUTUKLUKLAR (Psychosexual Disfunctions) : Kadında soğukluk ve erkekte yetersizlik durumudur.

PSİKOSOMATİK (Psychosomatic) : Psikolojik olayların etkilediği fizyolojik olaylarla ilgili olan. Psikolojik etmenlerin etkisi altında ortaya çıkan bedeni hastalık belirtileri ile ilişkisi olan. Kısaca, insanı ruhla beden bütünlüğü olarak tanımlayan öznel düşünceci kuram.

PSİKOSOMATİK HASTALIK (Psychosometic Disorder) : Ülser, astım ve şeker hastalığı gibi çoğu zaman ruhsal nedenlerle gelişen ve beden yapısı veya görevlerinde çöküntülere neden olan hastalıklar. Kısaca, psikolojik nedenlerle meydana gelen fiziki rahatsızlıklar.

PSİKOTEKNİK (Psychotechnique) : Bir işe alınacak olanların ruhsal ve fizyolojik açılardan o işe elverişli olup olmadıklarını ölçme işlemi.

PSİKOTERAPİ (Psychotheraphy) : Psikolojik kavramlar ve teknikleri kullanarak bireyin davranış aksaklıklarını gidermeyi amaçlayan yaklaşım.

PSİKOZ (Psychosis) : Kişinin toplumla olan bağlarını koparmasına neden olan ve kişiliği çok derinden etkileyen akıl hastalıklarına verilen ad. Hastaneye yatmayı ya da özel bakımı gerektiren davranış bozuklukları.

PSİKYATRİ (Psychiatry) : Ruh ve sinir hastalıklarıyla kişide görülen önemli uyumsuzlukların önleme, tanımlama ve tedavisiyle uğraşan uzmanlık dalı.

PSİŞİK (Psychic): Ruhsal. Zihinde süregelen iç yaşantılarla ilgili.

DERLEYEN...EDİTÖR
İletişim:bilgi@gencogrenci.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :Psikoterapi - psikoloji - kişisel gelişim - bireysel gelişim - psikolojik rahatsızlıklar -

Yorumlar