Psikoloji Sözlük - Ö -

PSİKOLOJİ-SÖZLÜK- TÜRKÇE

-Ö-
ÖDİPUS KOMPLEKSİ (Oedipııs _Complex) : Freud'un kişilik kuramına göre, erkek çocuğun geçirdiği kaçınılmaz bir aşama. Bu aşamada erkek çocuğu, annesini cinsel yönden çekici bulur ve babasını kendisine rakip gördüğünden onu ortadan kaldırmak ister. Daha değişik bir tanımla ödipus kompleksi, erkek çocuğun anneye, kız çocuğun da babaya tutkunluğuyla ortaya çıkan duygular bütünlüğü.

ÖDÜL (Reward) : Doyum duygusu uyandıran ya da verildiği zaman bir davranışın ortaya çıkma olasılığını arttıran uyarıcı. Değişik bir tanımla ödül, herhangi bir eylem veya öğrenimin başarı ile neticelenmesi üzerine verilen doyurucu ve mutlu kılan bir uyaran.

ÖDÜLLENDİRME GÜCÜ (Reward Power) : Yönetici veya liderin başkalarını ödüllendirmesi sonucu oluşan bir güç biçimidir. Ödüllerin hepsi (ücret artışı, terfi ettirme, sorumluluk verme, daha iyi iş verme, övme vs.) bir güç kaynağıdır.

ÖDÜNLEME (Compensation) : Engellenen ve doyurulamayan dilek, istek ve davranışların yarattığı tedirginliği onların yerine geçebilecek başka dilek, istek ve davranışlarla giderme. Kısaca, bir yetersizlik ya da özürü dengeleme eylemi.

ÖDÜNLEYİCİ ÖZELLİK (Compensatory Trait) : Eksik veya zayıf olan bir özelliği dengelendirmek için belirgin ve güçlü olarak gelişen başka bir özellik.

ÖDÜNLEYİCİ REFLEKS (Compensatory Reflex) : Bedenin bütünü veya önemli bir parçasının dengesi bozulduğunda yapılan hızlı ve düzeltici hareketler.

ÖFKE (Temper) : Engellenme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi.

ÖFKE NÖBETİ (Temper Tantrum) : Bir kimsenin istediğini elde etmek kastiyle başvurduğu bir öfke gösterisi. Çocukların sık sık kendilerini yere atarak istediklerini elde etmek için bağırıp tepindikleri, soluklarını tutup katıldıkları görülür.

ÖĞELER (Traits): Bir kişi veya grubun toplumsal davranışları ile ilgili bulunan bir özelliği.

ÖĞRENCİ KATILGANLIĞI (Involvement) : Öğrencinin açık ya da örtülü olarak öğrenme, öğretme sürecine katılma derecesi.

ÖĞRENİLMİŞ ACİZLİK (Learned Helplessness) : Deneyler sonucu meydana getirilen bir apati ve acizlik hali. Bu denemelerde hayvan önce tekrar tekrar acı veren bir duruma sokulur, örneğin şoka tabi tutulur. Ne yaparsa yapsın hayvan bu durumdan kaçamaz. Belli bir süre sonra hayvan, kaçabileceği acı veren durumlardan da kaçmamaya başlar.  İlk denemede öğrendiği acizliği yeni durumlara geneller.
Başka bir deyişle, akıbetlerin üstesinden gelemediklerini anlayan insanların muhtemel can sıkıntısı ve çaresizlik duygusudur.

ÖĞRENİM KABİLİYETİ (Academic Aptitude): Kişinin soyutlama ve dil yoluyla öğrenmeyi gerektiren konularda başarı ile çalışmasını kolaylaştıran gizil zihinsel güç.

ÖĞRENİM YETENEĞİ (Academic Ability) : Dil ve sayı ilişkileri gibi yeteneklerle okul çalışmalarında gerekli olan genel ve özel yetenekler.

ÖĞRENME (Learning) : Belirli bir yaşantı veya
deneyimin sonucu davranışta görülen oldukça uzun süreli değişiklik. Başka bir deyişle öğrenme, yaşantı ürünü olan ve nispeten kalıcı izli davranış değişmesidir. Yani, fiziksel uyarcılar sonucu beyinde oluşan kimyasal değişme.

ÖĞRENME - ÖĞRETME DURUMU (Learning - Teaching Situation) : Eğitim durumu, çevre ayarlaması anlamında kullanılmıştır.

ÖĞRENMENİN TEMEL İLKESİ (Learning Basic Principle) : Ödül ya da ceza uygulamaları yolu ile herhangi bir davranışta bulunma olasılığını değiştirme süreci

ÖĞRETİ (Doctrine): Özenle ve ayrıntılı olarak belirlenmiş bir inançlar dizisi.

ÖĞRETİM (Instruction) : Planlı ve programlı öğretme etkinlikleri. Yani, belli bir amaçla gerekli bilgileri öğretmek işi. Kısaca, sınıf çerçevesinde yapılan resmi eğitim.

ÖĞRETME (Teaching): Öğrenmeyi sağlama ve rehberlik etme etkinliği.

ÖLÇME (Measurement) : Herhangi bir şeyin, gene o şeyin standart bir miktar veya birimi ile karşılaştırılarak, o şeyde birimden ne kadar bulunduğunu tespit etme.

ÖLÇÜT (Criterion) : Test değerlendirmede, testin yordanması beklenen davranış veya başarı; öğrenmede, göreli olarak tam öğrenmeyi gösterdiği kabul edilen davran im düzeyi.

ÖLÇÜT DAYANAKLI DEĞERLENDİRME (Criterion Referenced Evaluation) : Yeterliğe dayalı hedeflere göre yapılan değerlendirme.

ÖLÇÜT DAYANAKLI HEDEF (Criterion Referenced Objective) : Yeterliği ve süresi belirlenmiş hedef.

ÖLÜLERE TAPINMA (Cult of the Dead) : Ölümden sonra hayatın sürdüğüne; ölenlerin, geride bıraktıklarının yazgıları üzerinde olumlu ya da olumsuz etkileri olduğuna; onlarla aralarındaki bağlılık duygularına ve ölenlerin geri dönmelerinden duyulan korkuya dayanan inanç; bu inançla ilgili dinsel törenlerin, işlemlerin ve alışkanlıkların tümü.

ÖLÜM FOBİSİ (Thonatophobia): Ölümden aşırı derecede korkma.

ÖLÜM ORANI (Mortality Rates) : Belli bir toplum ya da toplumsal grup nüfusunda belli bir süre içinde görülen ölüm olaylarının toplam nüfusa oranı. Yani, bir yıl içinde her 1000 kişideki ölüm sayısı.

ÖLÜYLE BİRLİKTE YAKILMA (Suttee) : Dul kadının, kocası ölünce onun yakıldığı odun yığını ile yakılmasını gerektiren yasa dışı kızılderili adeti.

ÖN BEYİN (Forebrain) : Beynin üç bölümünün en önde olanı. Talamus, hipotalamus, bazal ganliya, limbik sistem ve serebrumdan oluşan beyin kısmı. Beyinin hareketle ilgili olan alın kısmı.

ÖN SEÇİM (Pre - Selection) : Geçerliliği saptamakta olan bir ölçme aracı ile yapılan seçim. Bu seçim sonucunda değişim aralığı azalır.

ÖNALGl (Preperception) : Gelişen algı sürecinde, ayrıntıların bulanık ve daha düzenlenmemiş durumda bulunduğu başlangıç aşaması.

ÖNCEDEN UYARMA (Pre-Waming) : Bireylere kendileri için önemli bir konuda karşıt propaganda ile karşılaşacaklarını önceden haber verme. Önceden uyarma bireylerin iletişime, uyarılmadıkları durumlarda olduğundan daha iyi direnmelerine neden olmaktadır.

ÖNCELİKLİ METOD (A Priori Method) : Bir fikir aksi ispatlanana kadar doğru kabul edilir. Çünkü bunlar mantıklı şekilde ortaya çıkarlar.

ÖNCÜL (Premiss) : Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri. Bir bilimsel çalışmada işe koyulurken araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme.

ÖNDERLİK EDİCİ SORU (Lead - off Question) : Güdümlü tartışma yönetiminde kullanılan ve tartışmayı başlatan soru.

ÖNEM VERME (Caring) : Özellikle ihtiyaç duyulduğu zaman bir başka kişiye yardım etme arzusu.

ÖNEMLİ DİĞERLERİ (Significant Others) : Ferdin toplumsal bakımdan kendisi için önemli kabul ettiği kişilerden edinerek özümlediği iş paylan bütünü.

ÖNGÖRMELER (Predicaments) : Kişilerin yaptıkları bazı şeylerden dolayı kendilerine başkaları tarafından mal edilen kötü kişisel özellikler.

ÖNYARGI (Prejudice) : Şahısları, onların karakterleri ve kabiliyetleri hakkında hiçbir bilgi sahibi olmaksızın tek bir özellik (örneğin yaş, ırk, etnik köken, din, giyiniş ve cinsiyet) üzerinde genellikle olumsuz yönde yargılamada bulunma eğilimidir. Kısaca, insanların, nesneleri ve olayları gözlemeden sadece genelleştirerek yargılamaları veya değerlendirmeleridir.

ÖNYARGILI KİŞİLİK (Prejudiced Personaiity) : Önyargıların önemli yer tuttuğu kişilik yapısı.

ÖRF (Folkway) : Bir gruptaki üyeler tarafından önerilerek paylaşılan ortak davranış örüntiisü. Bir umudu, beklentiyi ifade eder, ihlali halinde çok az hatta hiç müeyyidesi olmayan normdur.

ÖRGÜT (Organization): Bk. Organizasyon.

ÖRGÜT DANIŞMANLIĞI (Organization Counseling): Örgütün problemlerini tespit etmek, bunların sebeplerini araştırarak çeşitli çözüm ve önleyici seçeneklerini yöneticilere önermek amacıyla örgüt dışından bir yönetim veya davranış bilimleri uzmanının yaptığı faaliyetlere örgüt danışmanlığı denir.

ÖRGÜT GELİŞTİRME (Organization Development): Örgüt geliştirme genel olarak, bir organizasyonun performansını geliştirmedir. Bunun için organizasyon üyelerinin inanç, tutum ve davranışlarını değiştirmek, birbirleri ile daha etkin haberleşmelerini sağlamak, sorunlarını açık bir şekilde tartışabilecekleri ortamı yaratmak, amaçlarını açık hale getirmek, birbirlerine yardımcı olmalarını sağlamak, düşünce arzu ve önerilerini birbirleri ile paylaşmalarını sağlayacakları bir ortamı geliştirmek örgüt geliştirme olarak adlandırılır.

ÖRGÜTLEME (Organizing) : Bireyin değerleri örgütleyip birleştirmesi, ilişkileri saptaması, baskın ve silik olanları belirlemesi.

ÖRGÜTSEL ÇATIŞMA (Organizational Conflict) : Örgütteki kişiler ya da gruplar arası anlaşmazlık veya düşmanlıklardır.

ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ (Organizational Behaviour) : Örgütsel davranış, örgütlerdeki kişi ve grupların nasıl ve neden o şekilde davrandıkları, aralarındaki ilişkiler ve bu ilişkilerin kurulmasında kullanılan araçlar ve bunlarla örgüt yapısı arasındaki ilişkilerle ilgilidir.

ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ DÜZELTİMİ KURAMI (Organizational Behavior Modification Theory): Bu kuram B.F. Skinner tarafından gerçekleştirilmiştir. Davranış düzeltimi, davranışın sonuçlarına bağlı olduğu düşüncesine dayanır. Bu kurama göre, dışsal sonuçlar davranışı belirlemektedir. Davranış düzeltimi sonuçsal koşullama vasıtasıyla sağlanır. Sonuçsal davranış, sonuçlarıyla düzeltilebilen davranıştır. Belirli bir davranışın sonuçları kişi tarafından arzulanır ise (yani kişi için Pekiştirici ise) davranış güçlenir. Böylece sonuçsal koşullama gerçekleşir.

ÖRGÜTSEL KÜLTÜR (Organizational Culture) : Organizasyondaki bireyler ^rafından dış güçleri adapte ve iç problemleri kopyalamak için öğrenilen ve iletilen düşünce ve değer modelleridir.

ÖRGÜTSEL ÖĞRENME (Organizational Learning) : En genel tanımı ile öğrenme, bil«i ve tecrübelerin aktarılması sonucu bireylerde davranış değişikliği yaratmadır. Başka bir tanımda şöyledir; kuramsal düşüncelerden, uygulama ve tecrübelerden elde edilen bilgilerle insanların inançlarını, değer yargılarını, tutum ve davranışlarını değiştirme sürecidir. Bu tanıma göre öğrenme sonucunda insanlarda bir bilgi ve tecrübe birikimi oluşmaktadır.

ÖRGÜTSEL POLİTİKA (Organizational Politics) : Bir örgüt içinde çalışan çeşitli açılardan farklı (otorite, amaç, kişilik vs.) fakat başarı açısından birbirine bağlı kişi veya grupların, amaçlarının, yol ve yöntemlerin ve süreçlerin belirlenmesinde kullanılan örgütsel karar mekanizmasına kendi görüşlerini hakim kılmak için, sahip oldukları gücü kullanarak birbirlerini etkileme sürecidir.

ÖRGÜTSEL PSİKOLOJİ (Organizational Psychology) :
Örgüt içindeki insan davranışlarını ve bu davranışları etkileyen faktörleri inceleyen disipline örgütsel psikoloji denir.

ÖRNEK (Sample) : Anakütle olarak nitelendirilen büyük bir gruptan incelenmek üzere seçilen grup.

ÖRNEK ALMA (Exemplifıcation) : Ahlaki değeri bulunan bir kişisel özelliği başkalarından öğrenmek için ferdin yaptığı davranışlar.

ÖRNEKLEME (Sampling): İncelenmek istenen bir birey, olay ya da gözlem yığını içinden sınırlı sayıda birimlerin yığını temsil edebilecek biçimde (rast gele ya da başka yollarla) seçilmesi. Örneğin, mesela bir çocuk grubunun tümünü incelemek mümkün olmuyorsa onların arasında mümkün olduğu kadar bütün grubu temsil edecek küçük bir grup, yani örnekleme dikkatle seçilir.

ÖRNEKLEME DAYALI ARAŞTIRMA (Sample Survey Research) : İki veya daha çok değişkeni, nedensel ilişki hipotezini test etmek için sosyolojik araştırma, röportaj ve anketler yaparak örnek bir grup kullanmadır.

ÖRTÜK KİŞİLİK TEORİSİ (Implicit Personality Theory) : Sıradan kişileriıj kişilik özelliklerinin diğer özelliklerle birlikte oluştuğu hakkındaki teoridir. Örneğin, zayıfın korkaklıkla, soğukkanlılığın katillikle ilişkisinin kurulması gibi .

ÖRTÜLÜ DAVRANIŞ (Covert Behaviour) : Kişinin çevresindekilerce, duyu organlarıyla doğrudan gözlemlenip algılanmayan, ancak diğer davranışlarından yararlanma yolu ile ayırt edilebilen davranma biçimi.

ÖRTÜLÜ KİŞİLİK KURAMI (Covert Personality Theory) : Bir kişinin hangi kişilik özelliklerinin birbirine uyduğuna ya da birlikte gittiğine ilişkin inancı. B" inanç o kişinin başka insanlar hakkında oluşturduğu izlenimlerin belirlenmesin6 yardım eder.

ÖRÜNTÜ (Pattern): En az iki öğeden oluşan etkileşim bütünü.

ÖRÜNTÜ GRADYANI (Gradient of Texture) : Bir yüzeyin girinti, çıkıntı, pürüz ve düzlükleri ne kadar ayrıntılı olarak görülse, yüzey o kadar yakında algılanır. Yüzeyin dokuması ne kadar bulanırsa ve ayrıntıları kaybolursa, yüzey o kadar uzakta algılanır.

ÖYKÜ TAMAMLAMA TESTİ (Story Completion Test): Bireyin, kendisine sözlü olarak okunan bir öykünün, eksik kalan kısımlarını tamamlayış tarzının yorumlanarak belirli konulardaki tutumunun belirlenmesinde kullanılan yansıtmalı bir test.

ÖYKÜLETME TESTİ (Make -a - Picture - Story) : Deneğe bir sahne ve burada oynatacağı karton adamlar seçtirdikten sonra oyunu anlatmasını istemekten oluşan yansıtıcı bir test.

ÖZ (Self) : Bir kişinin kişisel varlığının farkında olması ve kişinin kim ve ne olduğu düşüncesini tanımlayan bütün duygu ve düşüncelerdir. Başka bir deyişle, bireyi oluşturan bütün özelliklerin karmaşık bütünlüğü. Kısaca, bir kişinin kendisine ilişkin zihinsel yapısı.

ÖZ - İLETİŞİM (Self- Communication) : Öz iletişim, bilinçaltı varlığı ile gerçek varlık ve düşünce yapısı arasında mesajların devamlı aktarılmasıdır.

ÖZ PSİKOLOJİSİ (Self - Psychology) : Kişiyi kendiliği açısından tanımlayan, zihinsel etkinlikler ve davranışları kendimizle ilişkili tavır ve tutum değişmeleriyle açıklayıp yorumlayan psikoloji dalı.

ÖZ ROL TEORİSİ (Role - Self Theory) : Yoksulluğun, kişinin kendi isteklerini özel bir role geçerli kılmak için beklenti ve taleplerin olması ile baş gösteren durum.

ÖZ-SAYGI (Self- Esteem) : Kişiliğin ayrıntılı olarak değerlendirilmesi. Başka bir deyişle, insanın kendi ben-kavramına atfettiği olumlu değerlendirme.

ÖZBENLİK (Core Identity) : Başkasının etkisi altında kalmadan, salt iç dünyamızdan kaynaklanan kendimizle ilgili duygu, düşünce, algılama ve değerlendirmelerin tümünün etkileşiminden doğan sonuç algı. Öz benliğimiz, kendimizi nasıl gördüğümüzün toplam ifadesidir.

ÖZ DENETİM (Self - Control): Daha önemli bir amaca ulaşmak için kişinin tepisel davranışlarını veya başka amaçlara yönelme eğilimini denetleyip kısıtlaması.

ÖZDEŞ İKİZ (Identical Tvvins) : Döllenmiş bir tek yumurtanın bölünmesinden Meydana gelmiş olan ikizler. Bu türlü ikizlerin kalıtımları birbirinin tıpatıp eşi olarak kabul edilir.

ÖZDEŞİM GRUBU (Identification Group) : Bireyin güçlü olarak bağlandığı ve düşünce, inanç, davranışlarını benimsediği grup.

ÖZDEŞLEŞME (Identification) : Bir savunma mekanizması. Bir bireyin yakın bir bağı olan bir kişinin özelliklerini, kendi kaygılarını ve çatışmalarını ortadan kaldırmak ya da azaltmak amacıyla kendine yakıştırması. Başka bir tanımla özdeşleşme, çocuğun büyürken çevresinde bulunan kimselere bakıp onları taklit ederek, bilincinde olmadan uygun sosyal davranış normlarını kazanması süreci. Örneğin, çocuğun kendi cinsiyetinden olan annesi ya da babasından cinsel rollerini öğrenmesi bu süreçle oluşur. Sosyolojik anlamda özdeşim, bir gruptan olma duygusu.

ÖZDEŞLEŞME YAKLAŞIMI (Identification Approach) : Sosyalleşmedeki cinsiyet rollerine çocuğun uygun ebeveyni tanımlayarak dişi ya da erkek olmayı öğrenmesi gerektiğini tartışan yaklaşımdır.

ÖZDEŞLİK (İdentity) : Klasik mantığa göre bir şey aynı anda neyse odur. Yani A, aynı anda A'dır.

ÖZE YABANCILAŞMA (Şelf - Alienation) : Bireyin, kendi varlığının gerçek olmadığı duygusuna kapılması.

ÖZEL HEDEF (Special Target) : Bir dersin ya da kursun hedefi.

ÖZEL KABİLİYET (Special Aptitude) : Genel yeteneğin aksine, belirli alanlarda insanın başarı göstermesine yarayan gizil güçler.

ÖZEL ROLLER (Relationship - Oriented Roles) : Grup üyeleri arasında yüksek moral, dinlenme, eğlence ve işbirliği meydana getirme çalışmasına önderlik eden rollerdir.

ÖZEL SEKTÖR (Private Sector) : Rekabeti göze alan kuruluş ve şirketlerin, kollektif fakat bireysel kar yapma amacıyla oluşturdukları durum.

ÖZEL YETENEKLER (Special Abilites) : Müzik, resim, mimarlık, fizik vb. özelleşmiş etkinlik alanlarında başarılı olabilmek için gerekli olduğuna inanılan dar kapsamlı yetenekler.

ÖZENDİRİCİ UYARICI (Incentive) : Organizmanın elde etmek istediği ve onu güdüleyen uyarıcı. Özendirici uyarıcılar, bireyin ilgisini çeken ve onu davranışa sürükleyen uyarıcılardır.

ÖZERK DÖNEM (Autonomous Reality) : Piaget'ye göre bireyin başkalarının değerlendirmelerinden bağımsız olarak, kendi yaptığı değerlendirmeye uygun davranmaya başladığı ahlak gelişimi düzeyi.

ÖZGECİ DAVRANIŞ (Altruistic Behavior) : Ödül beklentisi olmaksızın bir başkasına yardım niyeti taşıyan davranış.

ÖZGECİ İNTİHAR (Altruistic Suicide) : Bireyin gruba karşı olan aitlik duygusunun toplu bir mecburiyet hissi yaratmak uğruna kendisini öldürecek kadar güçlü olduğu durumlarda ortaya çıkan intihar türüdür. Durkheim'in görüşüne göre bir grup veya topluluğa aşırı derecedeki bağlanmanın neden olduğu intihar şeklidir.

ÖZGECİ TİP (AUotropic Type): Öncelikle başkalarının düşündükleri, kast ettikleri veya yaptıklarıyla ilgilenen kişilik tipi.

ÖZGECİLİK (Altruism) : Maddi veya manevi karşılık beklemeden başkalarına yardım etmek; ilkönce başkalarının mutluluğunu düşünmek.

ÖZ GERÇEKLEŞTİRİ (Şelf- Realization) : Kişiliğin bütün yönlerinin dengeli ve uyumlu biçimde gelişmesi.

ÖZ GERÇEKLEŞTİRİM TEORİSİ (Şelf - Verifıcation Theory) : Swann tarafından geliştirilen, insanlar kendi görüşlerine karşı bir meydan okumayı kabul ettikleri zaman, uygun kimliği tekrar onaylamak üzere hareket ederler teorisi.

ÖZGÜR ÇAĞRIŞIM TESTİ (Free Association Test) : Seçilmiş bir dizi söz karşısında denekten aklına gelen ilk sözlü tepkiyi yapması istenen bir test çeşidi.

ÖZGÜRLÜK (Freedom) : İnsanların doğa ve toplumun nesnel yasalarını bilinçli olarak kullanabilmeleri, böylece toplumsal gelişmeyi amaçlı olarak gerçekleştirebilmeleri, toplumun da, bireyin de gelişimi için zorunlu olan bütün maddi ve manevi ön koşulları yaratabilme durumu.

ÖZNEL (Subjective) : Kişiye özgü olan, başkalarınca gözlenip izlenemeyen, ancak bireyin bilincinde olduğu içsel süreçler. Yani, kişiden kişiye değişen; nesnel (objektif) sözünün tersi.

ÖZNEL YAŞANTI (Subjective Experience) : Bir insanın belirli bir duyguyu veya heyecanı doğrudan yaşamasıdır.

ÖZÜMLEME (Assimilation) : Kültürel açıdan özümleme, bir kültürel grubun, kendisinden daha kuvvetli bir grubun değerlerini benimsemesi sürecidir. Eğitim açısından özümleme, edinilen yeni bilgileri varolan bilişsel yapıya dahil etme ve anlamlı bir şekilde kullanılması süreci. Genel anlamda özümleme, bir kişinin kendi konumuna yakın konumları gerçekte olduğundan daha yakın görmesi eğilimi.

ÖZÜR (Apology) : Diğer kişilerin tepkilerini yumuşatma amacı güden ve olumsuz bir netice için sorumluluğun kabulü.

DERLEYEN...EDİTÖR
İletişim:bilgi@gencogrenci.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :Psikoterapi - psikoloji - kişisel gelişim - bireysel gelişim - psikolojik rahatsızlıklar -

Yorumlar