Psikoloji Sözlük - O -

PSİKOLOJİ-SÖZLÜK- TÜRKÇE
- O  -
OBA (Nomad, Tent) : Büyük göçebe çadırı; çadır halkı, göçebe ailesi; göçebelerin konakladıkları yer; çadır halkından meydana gelen topluluk.

OBJE (Object) : Var olanların ve hakkında bilgi elde edileceklerin her biri ve bütünü.

OBJEKTİF (Objective): Bk. Nesnel.

OBJEKTİF TEST (Objective Test): Şüpheye meydan bırakmayacak şekilde ve objektif olarak değerlendirilebilen kısa cevapları gerektiren yazılı sınav veya yoklama.

OBSESİF - KOMPULSİF NEVROZ (Obsessive - Compulsive Nerosis) : Bireyin denetimi altında bulunmayan ve sürekli kendini tekrar eden olumsuz, hoş olmayan düşüncelerin bulunduğu nevroz türü. Bu nevroza sahip kimseler belirli davranışları tekrar etmekten de kendilerini alıkoyamazlar.

OBSESYON (Obsession) : Belirli konularda ısrarlı ve tekrarlayıcı düşüncelerdir. Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı düşünce.

OKSİTOSİN (Oxytocin) : Hipofız bezinin ürettiği bir hormon. Düz kaslar üzerinde etki gösterir.

OKUL PSİKOLOGU (School Psychologist) : Psikolojide uzmanlık edinerek bu beceri ve yeterliğini okul sorunlarının incelenmesi ve çözümünde kullanan kişi.

OKUMA KAYBI (Alexia) : Görme veya zihinsel güçte herhangi bir yetersizlik ve bozukluk bulunmadığı halde okuma becerisini yitirme.

OKUMA YETENEĞİ (Reading Ability) : Genel olarak algılama alanını taşmayacak kadar geniş göz devinimleri ile yazı dilini doğrudan kavrayabilirle ve yanlışsız olarak anlayabilme yeteneği.

OLASILI HEDEF (Probable Target) : Aday hedeflerden, eğitim psikolojisi, eğitim sosyolojisi, eğitim ekonomisi ve eğitim felsefesi süzgeçlerinden geçenler.

OLASILIK (Probability) : Herhangi bir olayın, diğer olaylar arasında meydana gelme oranına dayanarak, ne oranda görülebileceğini tahmin etme.

OLASILIK DÜZEYİ (Probability Level) : Verinin anlamlı kabul edildiği düzey.

OLASILIK KURAMI (Theory of Probability) : Büyük sayıdaki rastlantısal olayların, eş deyişle belli durumlarda tekrarlanan olayların incelenmesine ve rastlantının rastlama olasılığının hesaplanmasına ilişkin bir kuram.

OLAY (Event): Hareket ya da hadise ve sonuçların her ikisini de içeren dizi, bütün. Başka bir ifade ile, evrende olup biten tek tek her oluş. Ali ile Ayşe'nin evlenmesi gibi.

OLGU (Fact) : Evrende yer alan, doğrudan ya da dolaylı gözlenebilir herhangi bir öriintü. Üzerinde araştırma yapılabilecek genellenmiş örüntü. Kısaca, görgüsel ve deneysel gerçekler. Evlilik, kan davası doğum, ölüm gibi.

OLGUN İNSAN (Mature Person) : İyi belirlenmiş benlik sınırları olan; kendini değerli bulan; yaşamının değişik yönleri arasında denge kuran; duygularını tanıyan ve ifade edebilen kişi.

OLGUN KİŞİLİK (Situated Identity) : Bir insana olumlu kişilik edinmeyi dikte eden durumlar.

OLGUNLAŞMA (Maturation) : Biyolojik aşamalardan oluşan büyüme süreci. Organizmada, doğuştan getirilen biyolojik özelliklerin etkisiyle ortaya çıkan gelişme; yürümeye başlama gibi, organizmada varolan potansiyel güçlerin görev yapabilecek duruma ulaşması. Kısaca, davranışta düzenli değişmeleri meydana getiren büyüme oluşumları.

OLGUNLUK (Mature) : Büyümenin sona ermesi anında başlayan yaşama süresi. Tam gelişmiş olma hali.

OLGUSAL NEDENSELLİK (Phenomenal Reason) : İnsanların başka insanların nasıl davranacaklarını kestirebilmek için davranışların altında yatan nedenleri sezmeye çalıştıklarına ilişkin olarak Heider' in ortaya attığı görüş.

OLİGARŞİ (Oligarchy) : Az sayıda bireyden kurulu bir grubun yönetimi elinde bulundurduğu siyasal düzen. Bazı seçkinler tarafından oluşturan idare.

OLİGARŞİNİN TUNÇ KANUNU (lrön Law of Oligarchy) : R. MİCHEL oligarşinin tunç kanununda, demokratik yapılı organizasyonlarda zamanla aşırı bürokratikleşme eğiliminin görüldüğünden söz etmektedir. Örgütler büyüdükçe ve faaliyetleri karmaşıklaştıkça bürokratik bir özellik kazanmaktadırlar. Aslında bu normal bir olaydır. R.MİCHEL olayı siyasi partiler ve sendikalar açısından da incelemiştir. Bünyesine demokratik bir şekil verilmiş olan bütün örgütlerde zamanla demokratik amaç ve prensiplerden sapma ve belirli bir grubun hakimiyetine girme eğiliminin gözlendiği açıklanmaktadır. İşte R.MİCHEL bu eğilimi oligarşinin tunç kanunu olarak kabul etmektedir. Kısaca oligarşinin tunç yasası, büyük örgütlerin başlangıçtaki amaçlarından zamanla gösterdikleri uzaklaşma eğilimini ifade etmektedir.

OLİGOPOL (Oligopoly) : İkame mallan üreten ve birbirlerinin davranışını hesaplamak zorunda bulunan az sayıda satıcının meydana getirdiği piyasa. Başka bir deyişle, piyasada alıcıların çok, satıcıların az olması.

OLUMLU AKTARMA (Positive Transfer) : Önce öğrenilenin daha sonra öğrenmeyi kolaylaştırması.

OLUMLU ARDIMGE : Işıklı bir cisme bakıp gözler kapatıldığı zaman ışığın bir süre daha görülmesi olayı.

OLUMLU PEKİŞTİREÇ (Positive Reinforcer) : Edimsel koşullamada kullanılan ve verildiği zaman davranışı kuvvetlendiren pekiştireç.

OLUMLU TOPLUMSAL DAVRANIŞ (Positive Society Behavior) : Başkalarına yardım niteliğinde olan ya da yardım niyeti taşıyan her türlü davranış.

OLUMLULUK EĞİLİMİ (Positivity Tendency) : İnsanlarda, diğer insanlara ilişkin olarak olumsuz değerlendirmelerden çok olumlu değerlendirmelerde bulunma yönünde genel bir eğilim.

OLUMSUZ AKTARMA (Negative Transfer) : Önceden öğrendiğimiz bir bilginin şu anda öğrenmekte olduğumuz bilgiye ket vurması.

OLUMSUZ DURUM RAHATLIĞI (Negative State Relief) : Kendisini kötü ya da suçlu hisseden kişi başkalarına yardım ederek kendisini temize çıkartmaya yani kendini teselliye çalışır.

OLUMSUZ ENTROPİ (Negative Entropi) : Enerjinin tümünün bir sistemde kullanılmaması bir kısmının depolanması durumu.

OLUMSUZ PEKİŞTİREÇ (Negative Reinforcer) : Edimsel koşullamada davranım yapılınca hoş olmayan bir uyarıcının ortadan kaldırılması.

OLUMSUZ PEKİŞTİRME (Negative Reinforcemenet) : Canlıya cezalandırıcı veya gerilimi artırıcı bir uyaran uygulanarak belirli bir tepkiyi yapmamasını öğretme.

OLUMSUZLUK ETKİSİ (Negativism Effect) : İzlenimlerin, olumlularla karşılaştırıldığında, olumsuz özelliklerden daha fazla etkilenmesi eğilimi. Bu yüzden, olumlu izlenimler, olumsuzlardan daha kolay değişmek eğilimindedir.

OLUŞAN ÖZELLİKLER (Emergent Qualities) : Bir örgüt, grup ve hatta bir kararın belirli düzeylerinde ortaya çıkan özellikler.

OLUŞTURULMUŞ ÇEVRE (Enacted Environment) : Organizasyon tarafından seçicilik aşamasında yaratılan yegane çevrenin bazı dış elemanlara diğerlerinden fazla yanıt vermesi ile teşekkül eden ortam.

OLUŞUMSAL YÖNTEM (Genetic Method) : Olayların gelişimini incelemede baş vurulan ana amacı olaylar arasındaki bağlantıları zaman akışı içinde saptamak ve daha alt biçimlerden daha yukarı biçimlere geçişleri incelemek olan bir çözümleme yöntemi.

ONAYLANMIŞ SALDIRGANLIK (Sanctioned Aggression) : Kişinin içinde bulunduğu sosyal grubun normlarına göre müsaade edilen saldırganlıktır.

ONİKOFAJİ (Onychophagy): Tırnakları kemirme durumu.

ONLAR GRUBU (Out - Group, Other's Group) : Biz grubu olarak görülen grubun dışındaki bütün insanları kapsayan grup.

ONTOGENETİK (Ontogenetic) : Gebeliğin başından ölünceye kadar kişinin büyümesi ve gelişmesi; ferdin hayat hikayesi.

ONTOLOJİ (Ontology) : Arkhe nedir sorusunu temele alan felsefenin disiplin alanlarından biri.

OPERANT TEPKİ (Operant Response) : Operant şartlanmada belirli bir uyarana bağlanamayan tepkiler.

OPERANT ŞARTLANMA (Operant Conditioning) : Yapıldığı zaman bir ödüle götüren davranışın giderek kuvvetleneceği ve bu ödülle bir ilişki kuracağı düşünülen şartlama tekniği.

OPTİMAL UYARILMA DÜZEYİ (Optimal - Level - of Arousal) : Organizmaların tercih ettiği bir uyarılma şiddeti olduğunu ve organizmanın bu şiddetin altına düşünce daha fazla, üstüne çıkınca daha az uyarılma aradığını söyleyen güdülenme kuramı.

ORANLAMA TESTİ (Pragmatic Test) : Belirli şartlar altında belirli konulardan ne kadarının başarılabileceğini tahmin etmeye yarayan test.

ORESTES KARMAŞASI (Orestes Complex) : Erkek çocuğun annesini öldürmeye karşı duyduğu, baskıya alınmış istek.

ORGANİGRAM (Organigram) : Bir işletmede çalışanların görevlerini ve kimliklerini ayrıntılı olarak belirleyen işletme planı.

ORGANİK DAYANIŞMA (Organic Solidarity) : Terim, bir arada ele alman toplumları karakterize etmek için kullanılır. Çünkü toplum üyeleri belirgin rolleri gerçekleştirir ve böylece birbirlerine önemli derecede bağımlı hale gelirler. Başta bir deyişle, müşterek ihtiyaçlar veya yüksek derecede özelleştirilmiş işler nedeniyle diğer insanlara muhtaç olma durumunda ortaya çıkan birliktir. Kısaca, işbölümünün çok yaygın olduğu karmaşık toplumlardaki toplumsal dayanışmayı ifade eder. Genellikle gelişmiş toplumlarda görülür.

ORGANİK SİSTEM (Organic System) : Serbest haberleşme akışı ve işbirliğine yönelik kararların çerçevesi içinde şahısların uyum kapasitelerine dayanan bir organizasyondur.

ORGANİZASYON (Organization) : Belirli bir amaca ulaşmak için bilinçli olarak yapılandırılmış bir sosyal gruptur. Bu terim iki değişik anlamda kullanılabilir. Birincisi bir yapı, iskelet, önceden planlanmış ilişkiler topluluğu anlamında, ikincisi, bu yapının oluşturulması sürecini, bir seri faaliyeti, organize etme faaliyetleri anlamında kullanılır.

ORGANİZASYONEL DİZAYN (Organizational Design) : Karar merkezlerinin tespiti ve koordinasyonunun kolaylaştırılmasını içeren organizasyonun yapısal modelidir.

ORGANİZMA (Oıganism) : Kendi kendinin yaşamasını sağlayan canlı ya da sistem.

ORTA BEYİN (Midbrain) : Beynin uyarılma düzeyini
denetleyen retiküler aktivite sisteminin bir kısmımda içeren bölüm.

ORTA KULAK (Middle Ear) : Kulakta üç kemiğin bulunduğu bir boşluk; bu kemikler çekiç, örs ve özengi adını alırlar. Dış kulaktan gelen ve kulak zarı yoluyla bu kemiklere aktarılan ses titreşimi iç kulakta sinir akımlarına dönüşür.

ORTA YAŞ (Median Age) : Yarısı genç, yarısı ihtiyar olmak üzere toplumu iki eşit parçaya bölen yaş.

ORTAK BELLEK (Collective Memory) : Toplumsal kalıtımları ortak olan kişilerde bulunduğu ileri sürülen ortak anılar veya anı izleri.

ORTAK BİLİNÇ (Collective Consciousness) : Bir toplumda ya da toplumsal grupta oluşan, tek tek bireylerinkinden bütünüyle ayrı nitelikte ve bireylerin dışında olan ortak tasarımlar, duygular ve davranışlar. Başka bir deyişle ortak bilinç, toplumca paylaşılan duyguların tümüdür, soyut olarak, bir grubun kurallar sistemi, somut olarak, toplumun sanki bir insanmış gibi düşünmesi veya tepki göstermesi.

ORTAK MERKEZLİ ÇEMBERLER KURAMI (Concentric - Zone Pattern) : Kent içi iş merkezi yapısını aksettiren bir tip kent alanı örgütlenmesi. Bu çemberler dışarıya doğru geçiş bölgesini, işçilerin oturdukları mahalleleri, yüksek standartlı konutların yerleşme bölgelerini ve kent sınırları dışına taşan banliyöleri içine alır.

ORTAK PAZAR (Common Market) : Kimi Avrupa ülkelerinin ekonomik bakımdan tek ülkeymiş gibi davranmak için kurdukları birlik.

ORTAK TASARIM (Collective Representation) : Toplumca paylaşılan ve toplumun olayları değerlendirme ve algılamasını şekillendiren kavramlar ve töreler.

ORTALAMA (Mean) : Bir dizi nesne veya kişiden elde edilen puanların toplanıp ölçüm sayısına bölünmesinden elde edilen ve merkezi eğilimi belirten bir çeşit ölçü. Kısaca elde edilen puanları vaka sayısına bölerek elde edilen ortalamadır.

ORTALAMA ALMA MODELİ (Meaning Model) : İzlenim oluştururken kullanılan bilgilerin ortalamasının alındığını savunan kuramsal görüş. Örneğin, bir başka kişiye ilişkin olumlu bir izlenim, gelen yeni olumlu bilgiler tarafından değiştirilmeyecektir.

ORTALAMA PRENSİBİ (Averaging Principle) : Çeşitli bilgi içeren girdilerin (kişiler veya üzerinde tutum sahibi olunan şeylere ilgili) beraberce tümden bir tutum oluşturmak amacıyla objelerin yalnızca özelliklerinden yola çıkarak üzerinde çalışılmasıdır.

ORTALAMA ZEKA (Average Intelligence) : Zeka gücünün toplum içindeki dağılımında orta noktaya düşen ve bazen zeka bölümü 100'lük veya 50'lik noktası ile gösterilen seviye.

ORTOFONİ (Orthophony) : Ses, sözcük ve cümle bozukluklarını düzeltmeye yönelik bir yöntem.

OTİSTİK DÜŞÜNME (Autism Thinking) : İnsanın isteklerinin ve ihtiyaçlarının kuvvetli bir şekilde etkilendiği düşünme şekli. Hülyalar bu türlü düşünme ürünleridir.

OTOBİYOGRAFİ (Otobiography) : İnsanın kendi hayat hikayesini kaleme alması.

OTOHİPNOZ (Autohypnosise) : Bir insanın kendi kendini hipnotizma ederek istenmeyen düşünce ve duyguları atıp daha istenilen bir düşünüş ve duyuş biçimine girmesiyle kaygı ve gerginliğini atmasıdır.

OTOKİNETİK ETKİ OLAYI (Autokinetic Effect) : Tümüyle karartılmış bir ortamda tek bir ışıklı noktanın gerçekte hareketsiz olmasına karşın, hareket ediyormuş gibi göründüğü görsel algı yanılgısı; Sherifin uyma deneylerinde kullanılmıştır.

OTOKRATİK LİDER TİPİ (Autocratic Leadership Style) : Tek yanlı olarak emir yayımlamak veya diğer insanlardan bağımsız olarak direktif vermek ile karakterize edilen lider tipi.

OTOKRATİK YÖNTEM (Method of Authority) : Bir kişinin bize anlattıklarını yorum yapmadan kabul etmemiz.

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Autonomic Nervous System) : Salgı bezleri ve düz kasları merkezi sinir sistemiyle ilişki içine sokan karmaşık sinir ağına verilen ad. Parasempatik olmak üzere 2 alt sistemden meydana gelir.

OTORİTARİZM (Authoritarianism) : Üstlük-astlık ilişkilerine aşırı önem verme, kişilere az saygı duyma, saymacılık ve ayırt etmesiz uymacılık eğilimlerinin tümü.

OTORİTE (Authority) : İnsanların doğru ve uygun olduğuna inandıkları için uydukları yasal güç. Yani, toplum üyeleri tarafından yasal gibi görülen gücü kullanma yeteneğidir. Kısaca, toplumdaki insanların kabul ettiği güç.

OVAL PENCERE (Oval Window) : Orta kulak kemiklerinden gelen titreşimi salyangoza aktarmada iş gören salyangoza bitişik zarın penceresi.

OYUN URAMI (Play Theory) : Kafcânma olasılığını en üst düzeye çıkarabilecek seçeneklerin belirlenmesini imkanlı kılan matematiksel çözümleme.

OYUN SAFHASI (Game Stage) : Çocukların karşılıklı ilişkilere girmeye başladıkları sosyal gelişme safhası için G. H. Mead'ın kullandığı terim.

OYUNLA TERAPİ (Play Therapy) : Çocukta çatışma ve engellenmelerin neden olduğu uyum veya davranış bozukluklarını oyun etkinlikleriyle azaltıp giderme.

OYUNLA YANSITMA (Play Projection) : Deneğin belirli araç ve nesnelerle oynarken tutum ve kişilik özelliklerini yansıtması.

DERLEYEN...EDİTÖR
İletişim:bilgi@gencogrenci.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :Psikoterapi - psikoloji - kişisel gelişim - bireysel gelişim - psikolojik rahatsızlıklar -

Yorumlar