Psikoloji Sözlük - M -

PSİKOLOJİ-SÖZLÜK- TÜRKÇE

- M -

MACHOVER TESTİ (Machover Test) : Deneğe insan resmi çizdirerek onun kişiliğini yansıtan bir tür kişilik testi.

MADDE ANALİZİ (Item Analysis) : Bir davranışın yorumu için daha çok ayırt edici olanların seçimini sağlayan bir istatistiksel denemedir.

MADDİ BENLİK (Material Şelf) : William James'e göre bir kişinin kimliği yine onun vücuduyla, sahip olduklarıyla ve benzeri şeylerle ortaklık içindedir.

MADDİ KÜLTÜR (Material Culture) : Manevi kültürün dışa vurulmasında, biçimlenmesinde ve toplum içinde yer alarak işlevsel durum kazanmasında önemli yeri ve payı olan her türlü araç-gereçler; konutlar, tapınaklar, kap-kaçak, iş yerleri, taşıt araçları, silahlar, av araçları, giyim kuşam, süs eşyası, besin elde etmek için kullanılan araç ve gereçler; günlük yaşamda kullanılan her türlü ham maddenin tümü.

MAHÇUBLUK (Embarrassment) : Gerçek bir kişilik özelliğinin bozulmasından doğan his ve duygu.

MAKİNE (Machine) : İnsanın, üretimde kol ya da kafa gücünün yerine kullanmak üzere yarattığı ve bir güç biçiminin başka bir güç biçimine dönüştürülmesi ilkesine dayanan ve kendi kendine işleyecek biçimde düzenlenmiş olan araçlar bileşkesi.

MAKRO EKONOMİ (Macro Economics) : Toplumdaki ekonomik davranışları, olayları ve kararları genel olarak inceleyen ekonomi dalı.

MAKYAVELİZM (Machiavellism) : Devlet için her şeyin yapılabileceği ilkesini benimseyen siyasa öğretisi.

MALİYET - FAYDA ANALİZİ (Cost - Benefıt Analysis) : Araştırmanın çıkarının mı yoksa deneyin değer yargılarının mı önemli olduğuna dair değerlendirme.

MALİYET - YARAR AÇISINDAN DEĞERLENDİRME (Cost and Benefid Analysis) : Bir öğrencinin topluma mal oluş değeri ile, kendisini gerçekleştirme derecesi ve topluma maddi ve manevi katkısı arasındaki oran.

MALİYET FİYATI (Cost Price) : Bir malın çeşitli üretim ve dağıtım dönemlerinde o döneme kadar o mala yapılmış olan harcamaların toplamı.

MALTUS KURAMI (Malthusian Theory) : İnsanların yiyecek kaynaklarından daha çok Urediğini iddia eden kuram.

MANA : Belirli insanlarda, hayvanlarda, bitkilerde ve doğa öğelerinde alışılmışın dışında birtakım belirtiler ve işlevlerle kendini gösteren gizemsel, dinsel ve büyüsel güç.
 
MANEVİ KULTUR (Non - Mater.al Culture) : Bir kültürdeki değerlerin inançların, dinsel, büyüsel, gizemsel törenlerin, efsanelerin, geleneklerin, törelerin' bilgilerin, becerilerin, kuralların vb. tümü. Başka bir ifade ile, fiziksel varlıkların dışında soyut olan dil, fikir, bilgi ve davranış gibi kültürün bütün bölümleri.

MANİ (Mania) : Ardı arkası kesilmeyen gevezeliklerin eşliğinde ortaya çıkan taşkınlık ve coşku durumu.

MANİK DEPRESİF PSİKOZU (Manic Depressive Psychosis) : Bir tür psikoz hali. En belirgin özelliği bireyin sürekli mutluluk ve depresyon halleri arasında değişen bir duygusal yaşam içinde olması.

MANN - WHITNEY TESTİ (Mann -Whitney Test) : İki bağımsız örnekteki farklılığın anlamlığını saptamak üzere kullanılan, parametrik olmayan testi.

MANTIĞA BÜRÜNME (Rationalization) : Kendine saygıyı korumayı amaçlayan bir savunma mekanizması. Birey esasında pek hoş olmayan bir davranışına çeşitli mazeretler bularak, bu davranışı olduğundan daha iyi bir görünüme sokar.

MANTIK (Logic) : Doğru düşünmenin yasa ve kurallarını inceleyen felsefenin disiplin alanlarından biri.

MANTIKDIŞICILIK (Alogism) : Doğruya ulaşmanın bir aracı olarak mantıksal düşünme gerekirliliğinin inkar edilmesi. Başka bir deyişle, mantığın yerine sezginin, inancın ve açıklamanın konması

MANTIKLAŞTIRILMIŞ HAREKET TEORİSİ (Theory of Reasoned Action) : Davranışların ne maksatla yapıldığını belirten özel teori.

MANTIKLI DÜŞÜNME (Logical Thought) : Eldeki bilgilerden yararlanarak mantık kurallarına uygun sonuçlara varma.

MANTIKSAL HATA (Logical Error): İnsanlarda bir özelliğe sahip olan bir kişinin değişik başka özelliklere de sahip olduğunu çıkarına eğilimi.

MANTIKSAL YÖNTEM (Logical Method) : Bir olgunun zihinde gelişkin bir örneğinin kurulması ve bunun çeşitli yanları arasındaki ilişkilerin yansıtılması metodu.

MARJİNAL İNSANLAR (Marginal People) : Kendi kültürlerini bırakıp diğer bir kültürde yaşayan insanlardır. Zamanla bu insanlar iki kültüre de uymalarına rağmen gerçekte tamamen ikisine de dahil değildirler.

MARKA EKONOMİSİ (Token Economy) : Markayla bireylerin ödüllendirilmesi yoluyla denetimi zor olan davranışların kontrol altına alınması. Temel kural, iyi davranış sergilenince marka (jeton) verilir, kötü davranış yapılınca marka gen alınır. Başka  bir  deyişle,   ikincil   pekiştireçlerin   veya   para  gibi   simgelerin,   hastane koşuşlarının yarı toplumsal ortamlardaki çeşitli davranışları pekiştirmede kullanımı. Bu simgesel ödüllerin kullanımıyla tedaviye yardımcı olacak davranışlar şekillendirilip sürdürülebilir.

MASKE (Mask) : İç dünyasını kendinden ve diğerlerinden saklamak için oluşturulmuş düşünce, duygu ve davranışlar bütünü.

MASKE TAVIRLAR (Mask Attitude) : Başkalarının gözünde beğenilen, hoşa giden bir tipte görünmesini sağlamak amacıyla bir kimsenin başvurduğu davranış tipleri. Maske tavırlar hayatta başarılı bir uyum sağlayamamış olmanın sonucu ve böyle bir uyum sağlama yerine kullanılan tavırlardır.

MATERYALİSM (Materialism) : Doğal ve toplumsal olguların temelinde, maddi evren ve onun ilkeleri vardır görüşünü savunan felsefe. Kısaca, maddeyi evrenin ana cevheri sayan görüş.

MATRİKS (Matrix) : Bir tutuklunun çıkmazı oyununda her tepki bileşimi için ulaşılabilecek sonuçlar bileşimi.

MATRİS ÖRGÜT (Matrix Otganization) : Örgütün bazı faaliyetlerini projeler şeklinde ayırmadır. Başka bir deyişle matris örgüt, program yönetimi veya proje yönetimi şeklinde de tanımlanır.

MAVİ YAKALILAR (Blue Collar) : Daha çok kol gücüyle yapılan işlerde çalışanlar, işçiler.

MAZERETLER (Excuses) : İnsanın olumsuz bir davranıştan dolayı kendisinin sorumlu olmadığını dinleyicilere anlatmaya çalışması.

MAZOHİZM (Masochism) : Kişinin ızdırap çekerek ve haysiyet kırıcı bir duruma düşmek şartıyla cinsel doyuma ulaşmak durumu.

MEDENİ İNANÇ (Civil Religion) : Örgütün dini inanış ve törenlerin dışında kalan ve bir ulusun yaşam biçimini belirleyen laik inançlar ve törenler bütünüdür.

MEDULLA (Medulla) : Alt beynin bir kısmı. Bu kısım insanın solunum, kalp atışı ve kan basıncı gibi faaliyetlerini denetler.

MEDÜLER TABAKA (Medulla Layer) : Sinir fibrini (akson veya dandirit) yağlı bir örtüyle kuşatılmış, bunun üzeride "sinirsel lemma" denilen bir zarla kaplanmıştır. Böylece sarılmış bir sinire "medüle" olmuş derler, siniri saran sinirsel lemma ile sinir fibrinini kuşatan yağlı madde medüler tabakayı meydana getirir.

MEDYAN (Median) : Bir gözlem sonunda elde edilen ölçümler. Örneğin, sınav puanlan gibi, en büyükten en küçüğe veya en küçükten en büyüğe doğru sıralandığı zaman tam ortada yer alan ölçüm veya puan. Bir merkezi eğilim ölçüsüdür.

MEKANİK DAYANIŞMA (Mechanical Solidarity): Durkheim'in insanlar arasında güvene dayanan birliğe verdiği ad. Bu terim bir arada ele alman toplumları karakterize etmek için kullanılır. Çünkü toplum üyeleri benzer rolleri oynar ve benzer değerleri paylaşırlar. Daha değişik bir ifade ile mekanik dayanışma, topluluğun, üyelerinin genel bakış açıları ve kabulleriyle olduğu kadar geleneklere de dayandırılan birliğidir. Bu tip sosyal dayanışma genellikle az gelişmiş toplumlarda görülür. İşbölümünün yaygın olmadığı, uzmanlaşma ve bireyselleşmenin ise çok az olduğu küçük toplumlardaki toplumsal dayanışmayı ifade eder.

MEKANİK SİSTEM (Mechanic System) : Oldukça istikrarlı bir çevrede rutin fonksiyonları idare etmek için resmileştirilmiş bürokratik organizasyondur.

MEKANİK YETENEK (Mechanical Ability) : Nesne ve araçlarla iş başarabilme yeteneği. Yani, mekanik problemleri çözebilme gücü.

MEKANİK YETENEK TESTİ (Mechanical - Aptitude Test) : Mekanik araçların ne işe yaradığı ve nasıl kullanılacağını anlamak ve öğrenmekte kişinin gösterdiği yeterliği ölçmeğe yarayan araç.

MEKANİZMALAR (Mechanisms) : Bir başarının elde edildiği ortak birleşik örüntüler veya toplumsal karşılık verme olayları yani bir gruba yapılan saldırının, o grubun fertlerini birleştirmesi.

MEKANSAL BELİRLEME (Spatial Localization) : Nesnenin nerede olduğunu belirleme.

MELANKOLİ (Melancholia) : Belli bir sebep olmaksızın dış dünyaya kapanma, çöküntüye girme, günah veya suçluluk duyma hastalığı. Başka bir ifade ile, yaşam isteğinin azalması ve üzgünlük halinin belirginlik kazanmasıyla ortaya çıkan duygusal çöküntü durumu.

MELEZLEŞME (Miscegenation): Değişik ırklardaki kişilerin birleşmesi.

MELEZLİK (Amalgamation) : İki veya daha fazla grubun biyolojik birleşmesidir. Uzun bir zaman süreci sonunda fiziksel olarak uyuşan türler.

MENDELİZM (Mendelism) : Kalıtımsal özelliklerin genler yolu ile bir nesilden diğerine ne oranında ve ne biçimde geçtiğini belirten görüş.

MENOPOZ (Menapause) : Kadınlarda yumurtlama ve adet-görmenin kesilmesi; genellikle 42 ve 52 yaşlan arasında olur.

MERCEK (Lens): Göz bebeği arkasında yer alan mercimek şeklinde saydam cisim.

MERİTOKRASİ (Meritocracy) : Meritokrasi, toplumda değerlilerin, seçkinlerin, güçlü ve etkili  olmasını  savunan  bir görüştür.   Siyasal  açıdan  ise,  seçkinlerini değerlilerin, siyasal iktidara egemen olmasını savunan bir görüştür. Kısaca, başarının karşılığında sosyal ödüller verilen bir sistem.

MERKEZİ EĞİLİM (Central Tendency) : Herhangi bir olayın gözleminde elde edilen ayrı ayrı ölçülerin, o olayın tipik bir örneğini temsil etmek üzere hesaplanması. Başka bir ifade ile merkezi eğilim, bir toplumsal grubun ya da bir olgular yığının temel, ortalama ya da ortaklaşa Özelliği.

MERKEZİ OLMAYAN İLETİŞİM AĞI (Decentrelized Communication Network) : İçinde üyelerin birbirlerine eşit derecede ulaşabildiği iletişim ağı. Merkezi olmayan iletişim ağları karmaşık işler için çok elverişlidir, bilgiyi yavaş aktarırlar ve dikkati dağıtıcı bir çok etmen vardır. Fakat üyeler grubu sevmek eğilimindedir.

MERKEZİ SİNİR SİSTEMİ (Central Nervous System) : Sinir sisteminin beyin ve omurilikten oluşan kısmı.

MERKEZİ YARIK (Central Fissure) : Rolando yarığı ile eş anlamlıdır. Her serebral yarımkürede ön ve çeper loblarını ayıran yarık.

MERKEZİLEŞMİŞ İLETİŞİM ÖRÜNTÜSÜ (Centralized Communication Pattern) : Öteki bütün üyelerden yalnızca bir kişinin bilgi aldığı iletişim örüntüsü çeşididir. Böyle örüntüler yalın iş ya da görevlerde etkilidirler ve bilgi akımını etkili bir biçimde sağlarlar fakat üyeler grubu sevmemek eğilimindedirler.

MERKEZİLEŞTİRİLMEMİŞ EKONOMİ (Decentralized Economy) : Karar verme yetkisinin büyük çapta bireylerde, ailelerde, kooperatif ve firmalarda olduğu bir ekonomi sistemi.

MERKEZİLİK (Central) : Bir kişilik özelliğinin algılanan kişinin diğer özelliklerini çağrıştırarak ona ilişkin izlenimde merkezi bir rol oynama derecesi. Cana yakınlık ve soğukluk gibi özelliklerin merkezi oldukları düşünülür. Çünkü izlenimleri belirlemede önemli rol oynarlar.

MERKEZKAÇLAŞMA (Decentralization) : Yetki ve sorumluluğun örgüt içindeki en küçük birime kadar dağıtılması merkezkaçlaşmadır. Başka bir deyişle, merkezkaçlaşma, faaliyet birimlerine yetki devrinin yapılmasıdır. Daha genel bir tanımla merkezkaçlaşma, bir kent veya kurumun görev ve işlevlerinin coğrafık bir merkezden dışarıya doğru yayılması.

MERRILL - PALMER ÖLÇEĞİ (Merril - Palmer Scale) : 2 - 5,5 yaş arasındaki çocukların zihinsel gelişimini değerlendirmede kullanılan yapım ve sözlü sorulardan oluşmuş 38 sorulu bir ölçek.

MESAFELİ İLETİŞİM (Proxemics) : İnsanların gündelik ilişkilerin yürütülmesinde aralarındaki mesafeyi bilinçdışı olarak nasıl yapısallaştırdıklarını belirten (Hail tarafından kullanılan) bir terim.

MESAJ (Message) : Kaynak tarafından alıcıya gönderilen bir uyarı, bir düşünce, duygu, kanı ya da bilginin kaynak tarafından kodlanmış halidir. Yani, bir alıcı için bir uyaran olarak işlev gören bir sinyal veya sinyaller birleşimi.

MESLEKİ AHLAK (Professional Ethics) : Mesleki bir grubun alt kültürü veya bir mesleki grubun resmi ya da resmi olmayan yaptırımlarla desteklenen kuralları.

MESLEKİ HAREKETLİLİK (Occupational Mobility) : Bir meslekten başka bir mesleğe geçme.

MESLEKİ KAYNAK (Career Anchor) : Bir kişinin farkına vardığı kendi yetenekleri, inançları ve değerleriyle ilgili kişisel görüşleri.

MESLEKİ SAPMA (Career Deviance): Birbirinin sapma hareketlerine diğerlerinin tepkileri karşılığındaki benimsediği sapma davranışı.

MEŞRU AYIRIM (De Jure Segregation) : Temeli yerel kanunlara dayanan toplumsal ayırım.

MEŞRU MÜDAFAA (Şelf- Defense) : Kendisinin ya da başkasının şahsına ya da mallarına karşı, halen mevcut ve haksız bir saldırıdan doğacak zararları önlemek için bir kimsenin yapmak zorunda kaldığı fiil ve davranışlardır.

MEŞRUİYET (Legitimation): Bir devletin veya siyasal sistemin haklılık kazanması süreci ya da biçimi.

MEŞRULUK (Legitimacy) : Bir grubun, davranış örüntüsü, statü ve değerlerin doğruluğuna veya bir bireyin emretme gücüne sahip olduğuna inanması. Değişik bir tanımla meşruluk, liderlik yetkisinin (otoritesinin) üyeler tarafından tanınma derecesi. Seçimle gelen liderler, atama ile gelenlerden daha meşru görülürler. Meşrulukta artış genellikle yetki ve etkililikte de artışla sonuçlanır.

METABOLİZMA (Metabolism) : Canlı maddenin meydana gelişi ve ortadan kaldırılması; besinlerin beden tarafından kullanılması.

METAFİZİK EKONOMİ (Metaphysics Economy) : Ekonomik sorunları metafizik düşünme yöntemi ile çözümleme.

METAFİZİK ÖNERME (Sinnlos) : Evrende karşılığı olmayan önerme.

METHOD (Method): Bilgi edinmek için takip edilmesi gereken bilimsel yol.

METROPOLİS (Metropolis) : Oturmaya ve endüstriye ayrılmış banliyölerle çevrili ağa oturtulmuş bir merkez şehir.

MEVKİ (Position): Toplumda ilişkiler dizisi içinde kişi veya kişilerin yeri.

MEZHEP (Denomination-Sect) : Bir toplumun kurumlaşmış örüntülerine göre uydurulan bir tarikat veya tarihsel olarak kendisinden öncekinden sonra ortaya çıkan fakat onun teolojisinden biraz sapmış olan dinsel kurum. Diğer dinlerin de yasalarını kabul eden ve toplumla pozitif ve olumlu ilişkileri olan dini organizasyon, birlik. Sosyal açıdan toplum tarafından benimsendiği düşünülen dini organizasyon. Kısaca, uyum halinde bulunan dinsel grup.

MEZOMORF (Mesomorph) : Kuvvetli, kasları gelişmiş beden yapısı olan, kaba gürültülü, ağır bedensel faaliyetlere ilgi duyan kişilik tipi.

MINNESOTA ÇOK EVRELİ KİŞİLİK ENVANTERİ (M.Multiphasic Personality Inventory) : Kişinin kendini tanımladığını ya da tanımlamadığını kabul ettiği 500 maddelik bir kişilik testi. Kısaca, kişiliğin çeşitli özelliklerini değerlendirmek için geliştirilen ölçek.
MİKRO EKONOMİ (Micro Economics) : Tek bir kişinin, firmanın ya da malın yapı, durum ve eğilimlerinin ekonomik açıdan incelenmesine yönelen ekonomi dalı.

MİKROSEFALİ (Microcephalic) : Kafatasının çok küçük olmasıyla ortaya çıkan bir anormallik.

MİKSEDEMA : Yetişkinlerde görülen hipertiroidizim.

MİLLET (Nation) : Devlet unsurlarından biri olup
belirli arazi üzerinde yerleşmiş, aynı hükümetin otoritesine uyan insanlar topluluğu.

MİLLİ EKONOMİ (National Economv) : Sadece tarıma ve ham madde çıkarımına dayalı olmayan, özellikle sanayisi ve hizmetler kesimi ilerlemiş olan, tarımda da işgücünü ve toprağı yüksek verimlilikle kullanan bir ekonomi.

MİLLİ GELİR (National Income) : Bir ülkede bir yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin para ile ifade edilen net toplamıdır.

MİLLİ ŞUUR (National Consciousness) : Milleti oluşturan ve bireylere geniş çaplı toplumun üyeleri oldukları, gerek bugünkü gerekse gelecekteki çıkar ve değerlerini ancak ortaklaşa eylemle gerçekleştirip koruyabileceklerini ifade eden ortak tasarını özelliğindeki unsur.

MİLLİLEŞTİRME (Nationalization) : Yabancı yönetim altındaki kurumların milli yönetim altına alınması, yabancı anamalın işletme ve girişimlerinin milli işletme ve girişimlere dönüştürülmesi.

MİLLİYETÇİLİK (Nationalism) : Yabancı baskısı ve sömürüsünden kurtulmayı, kendi milletini sevip onu yüceltmeyi amaçlamaktan, kendi ırkını bütün diğer ırklara üstün görüp onları egemenliği altına almayı istemeye kadar varabilen düşüncelerin genel adı. Kısaca, ırksal bilinç.

MİMİK BOZUKLUĞU (Paramimia) : Mimiklerle el kol hareketlerinin konuşmada duyguları yansıtma ve belirtme yeterliğini kaybetmesi.

MİSTİK (Mystic) : Duyusal algılardan koparak gizem dolu iç aydınlığa erişmeye ilişkin kavram. Bu açıklamaya göre mistik, her türlü özne-nesne ayrımını, ikiliğini kaldırarak bir olma durumudur. Kısaca, anlaşılmayan, tabiat üstü olan.

MİTOLOJİ (Mythology) : Efsanelerin tümünü içine alan ve onları dizgesel bir biçimde inceleyen bilim dalı.

MİTOMANİ (Mythomania): Yalan söylemeye ve uyduruculuğa olan sayrılı eğilim.

MİTOS (Mythe): Olağanüstü olaylarla donanık anlatım ve açıklama biçimleri.

MİTOSİS (Mitosis) : Zigotta hücre bölünme süreci. Bu süreç sonunda oluşan yeni hücreler, bölünen hücrenin birer kopyasıdır.

MİYELİN ZARİ (Myelin Sheatlı) : Bazı nöronların aksonunun çevresine sarılmış elektrik akımım geçirmeyen beyaz bir zar. Miyelin zarı sinir akımının hızını ve etkisini artırır.

MİZAÇ (Temperament) : Duygu durumlarındaki değişmeleri algılayabilirle duyarlığı. Kısaca, duyusal yaşamın özellikleri.

MOD (Mode) : İstatistikte merkezi yığılma ölçülerinden biri. Mod, bir seride frekansı en yüksek olan değer veya puan yahut en çok görülen özelliktir.

MODA (Fashion) : Genel olarak kabul edilebilir bir giyim ve hareket tarzı. Bir süre etkin olan bir akımın yerini başka bir akımın alması. Başka bir ifade ile moda, dalgalanmalar göstererek nispeten geçici olan ve toplumda geniş bir destek gören, resmi olmayan yaptırım gücüne sahip normlar.

MODEL (Model) : Sosyal sistemin belli bir parçasının çalışmasındaki geniş kavramları açıklayan genel bir tasvir.

MODEL ALMA (Modeling) : Şahsın daha önceden bilmediği herhangi bir şeyi nasıl yapacağını bir başkasını veya bir modelin davranışını gözleyerek öğrenmesi.

MODEL VE PROFİL ÖLÇÜLERİ (Model and Profile Measures) : Davranışsal nitelikler ya da özellikler modeli veya profilinin ölçümü; bu ölçümlerden davranış tahminleri yapılabilir.

MODERNLEŞME (Modernization) : Gelişmekte olan geleneksel bir toplumun ekonomik olarak ilerlemesi, şehirleşmiş ve endüstrileşmiş olmasıyla oluşan başlıca iç sosyal değişimdir. Kısaca, endüstri öncesindeki bir toplumun gelişmiş endüstri düzeninde olabilmesi için yaptığı ekonomik, sosyal ve kültürel değişiklikler.

MOMENTUM FAKTÖRÜ (Momenttim Factor) : Nüfusun büyük çoğunluğunun çocuk doğurabilme yılları (15 - 44 yaşları) içinde veya civarında olması nedeniyle oluşan nüfus büyümesi.

MONGOLİZM (Mongolism): 21. kromozom çiftinde 2 yerin 3 kromozom bulunan ve trisomi 21 olarakta adlandırılan zeka geriliği.

MONOKROMATİK (Monochromatic) : Organizmanın sadece tek boyuttaki renkleri görebilmesi durumudur.

MONOTEİZM (Monotheism): Bk. Tek Tanrıcılık.

MONOTONLUK (Monotony) : Bir işin aynı tempoda ve sürekli, tekrarlanarak yapılmasının verdiği yorgunluk ve bıkkınlık durumlarına monotonluk denir.

MORFEM (Morpheme) : En küçük dil yapı birimine morfem denir. Morfemler, fonemlerin belirli kurallara göre bir araya gelmesinden oluşur. Türkçe'deki hecelerin birçoğunu morfemlere karşılık olarak gösterilebilir.

MORFOLOJİ (Morphology) : Varlıkların, özellikle canlıların yapılarını ve gelişimlerindeki biçimlenmeyi inceleyen bilim.

MOTİV (Motive): Bk. Güdü.

MOTİVASYON (Motivation) : Bk. Güdülenme.

MOTİVASYON FAKTÖRLERİ (Motivation Factors) : İş tatmini sağlayan, gayreti kamçılayan faktörler.

MOTİVLER (Motives) : Başarı, kuvvet veya kabul etme ihtiyaçları gibi içsel motivasyon için güçlü ve sabit kuvvetler yaratan tatminkarlığın ve yeteneğin öğrenilmiş kaynaklarıdır. Yani, yararlı tecrübeler sonucunda elde edilmiş ya da öğrenilmiş özel ihtiyaç kategorileri.

MOTOR BÖLGE (Motor Area) : Beyinde merkezi yarığın önünde bulunan bir yansıtma bölgesi. Elektrikle uyarıldığında genellikle motor tepkiler ortaya çıkar.

MOTOR NÖRON (Motor Neuron) : Beyinden veya omurilikten gelen mesajları kas ve salgı bezlerine taşıyan sinir hücresi, bir nöron.

MUM ETKİSİ (Mum Effect) : İnsanların kötü haber vermeye isteksiz kılan bir sansür çeşidi.

MUTIZM (Mutism): Konuşma ile iletişim kurma etkinliğinin ortadan kalkması.

MUTLAK DİNLENME DEVRESİ (Absolute Refractory Period) : Sinir hücresinin ilk ateşlenmesinden hemen sonra gelen ve sinir hücresinin yeniden uyarılmasının imkansız olduğu devre.

MUTLAK EŞİK (Absolute Threshold) : Deneysel şartlarda ölçüldüğünde algılanabilen en düşük seviyede duyusal uyaran şiddeti.

MÜDAHALE (Interveııtion) : Üyelerinin de yardımıyla bir yenilik temsilcisi tarafından başlatılan bir grup ya da organizasyon içindeki planlı değişikliği tanımlama olayı.

MÜESSESELEŞTİRİLMİŞ AYRIM (Institutionalized Discrimination) : Politik ve uygulamalardan sonuç olarak çıkan eşit olmayan muamele, ekonomide, eğitimde ve politikada birleşmektedir ve önyargılı kişilikler oluşturmaktadır.

MÜKEMMELİYETÇİLİK (Perfectionism) : Yapılan her işte, söylenen her sözde, girilen her sınavda kişinin mükemmel olmasının beklendiği tutum. Bu tutum içinde her şey göstermeliktir, başkalarının beğenisi için yapılır. Ölçütler kişinin dışında, başkaları tarafından belirlenmiştir; herkes bu ölçütlere uymak zorundadır; bireyin ölçütleri değiştirmeye ya da tartışmaya hakkı yoktur.

MÜLKİYET (Property) : Birey ve grupların veya bir mala sahip olanların, diğer kişi ve gruplara karşı olan hak ve ödevleri. Kısaca, eşya ve hizmetler üzerindeki haklar.

MÜNASEBET (Relation) : Olaylar ve nesneler arasında var olan karşılıklı bağlılık.

MÜNAZARA (Argument) : İki tartışma grubunun, bir
konuyla ilgili iki karşıt görüşü, bir yargıcılar kurulu (jüri) önünde savundukları sözel iletişim türü.

MÜREKKEP LEKESİ TESTİ (İngblot Test) : Üzerinde çeşitli renklerdeki mürekkep lekelerinin bulunduğu bir dizi karttan oluşan, kişiliğin yapısını ve uyumunu değerlendirmeye yarayan test.

MÜZAKERE (Negotiation) : Bir mesele hakkında karar vermeden önce karar vereceklerin görüşlerini ortaya atmasıdır.

DERLEYEN...EDİTÖR
İletişim:bilgi@gencogrenci.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :Psikoterapi - psikoloji - kişisel gelişim - bireysel gelişim - psikolojik rahatsızlıklar -

Yorumlar